Polis lavaboda bir sarı saç buldu.The police found a blonde hair in the sink.
Hiç kızıl saçlı birini tanıyor musun?Do you know any redheads?
Bu tür saçmalık için vaktim yok.I don't have time for this kind of nonsense.
Saçınız bir karmaşa.Your hair's a mess.
Mary'nin yeni saç stili hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of Mary's new hairstyle?
Sanırım saç tıraşı olmalısın.I think you should get a haircut.
Tom'un saçını fark ettin mi?Did you notice Tom's hair?
Saçını boyadın mı?Have you dyed your hair?
Saçımı döküyorum.I'm losing my hair.
Tom'un hâlâ ıslak saçı var.Tom still has wet hair.
Saçını fırçala.Brush your hair.
Neredeyse her gün saçımı yıkarım.I wash my hair almost every day.
Saçını kestirmeye git.Go get your hair cut.
Bu benim doğal saç rengim.This is my natural hair color.
Saçını daha önce olduğu şekilden daha çok sevdiğimi düşünüyorum.I think I liked your hair better the way it was before.
Bu o kadar saçma görünmüyor.It doesn't seem so absurd.
Bu tamamen çok saçma.It's all so absurd.
O saçma olurdu.That would be absurd.
Saçınız dökülmeye başlayacaktır.Your hair will start to fall out.
Saçınız harika kokuyor.Your hair smells wonderful.
Saçınız harika görünüyor.Your hair looks great.
Mary'nin uzun sarı saçları ve mavi gözleri var.Mary has long blond hair and blue eyes.
Bu iplik insan saçından daha incedir.This thread is thinner than a human hair.
Bugün saçın farklı.Your hair is different today.
Saçınızı değiştirseniz, 10 yıl daha genç görünebilirsiniz.If you changed your hair, you could look 10 years younger.
Sana onun saçma olduğunu söyledim.I told you that was ridiculous.
Onlara onun saçma olduğunu söyledim.I told them that was ridiculous.
Ona onun saçma olduğunu söyledim.I told him that was ridiculous.
Bu sabah ilk gri saçımı buldum.I found my first gray hair this morning.
Sen saçını kestin mi?Have you cut your hair?
Kuyruklu yıldız adı "uzun saçlı" anlamına gelen Latince kelime Cometa'dan gelmektedir.The name comet comes from the Latin word cometa which means "long-haired".
Okulun kıyafet kodu saçınızı doğal olmayan bir rengi boyamanızı yasaklıyor.The school's dress code prohibits dyeing your hair a non-natural color.
Mary'nin kıvırcık siyah saçı var.Mary has curly dark hair.
Onun uzun saçı yüzünün yarısını örttü.Her long hair covered half her face.
Saçımı kurulamak, makyaj yapmak ve giyinmek zorundayım.I have to dry my hair, put on makeup and get dressed.
Saçını taradın mı?Did you comb your hair?
Dan saçlarını bile yıkamadı.Dan didn't even wash his hair.
Dan saçın mikroskobik incelemesini yaptı.Dan performed a microscopic examination of the hair.
Senin doğal saç rengin ne?What is your natural hair colour?
Benim doğal saç rengim sarıdır.My natural hair colour is blond.
Kazakistanlı Adil, Neandertallerin kızıl saçlı olduklarına inanıyor.Adil the Kazakh believes that Neanderthals had red hair.
Linda saçını düzeltiyor.Linda is fixing her hair.
Benim saçım Tom'unkinden daha uzun.My hair is longer than Tom's.
Aslında o saçmalığa inanmıyorsun, değil mi?You don't actually believe that nonsense, do you?
Saçın hâlâ ıslak mı?Is your hair still wet?
Tom sadece haftada bir kez saçını yıkar.Tom only washes his hair once a week.
Sadece biraz saçma davranmıyor musun?Aren't you being just a little unreasonable?
Tom'un ne renk saçı var?What color hair does Tom have?
Hem Mary hem de Alice'in çok uzun saçları var.Both Mary and Alice have very long hair.
Farklı bir saç modeli ile, on yıl daha genç görüneceksin.With a different hairstyle, you'd look ten years younger.
Saç kestirme zamanı geldi.It's time to get a haircut.
O bir saç fırçası ve bir diş fırçası aldı.She bought a hairbrush and a toothbrush.
O, saçlarının örgüsünü açtı.She unbraided her hair.
O bir aptal. Onun saçmalıklarını artık dinleyemem.He's a twat. I can't listen to his nonsense anymore.
Ormanda maymunlar saçaklardan aşağıya iniyorlardı.In the forest, monkeys were climbing down from the canopies.
Bu saçmalığı bitirelim.Let's end this nonsense.
Tom'un uzun altın sarısı saçı var.Mary has long golden hair.
Saçının görünme tarzını gerçekten seviyorum.I really like the way your hair looks.
Saçınız çok güzel.Your hair is very nice.
Çorbada bir saç var.There's a hair in the soup.