Oradaki uzun saçlı kıza bak.Look at the girl with the long hair there.
O koyu saçlı İtalyan bir kızla evlendi.He married a dark-haired Italian girl.
Mary koyu saçlı uzun ince bir genç kadındı.Mary was a tall slender young woman with dark hair.
O siyah saçları ve koyu renkte gözleri vardı.She had black hair and dark eyes.
Saçmalıyorsun şu anda.Now you're being silly.
Tom'un saç fırçasını ödünç aldım.I borrowed Tom's hairbrush.
Saçım çok çirkin.My hair is very ugly.
Gerçekten harika saçın var.You have really great hair.
Sadece saçma davranıyorsun.You're just being ridiculous.
Tom'un uzun saçı var.Tom has long hair.
Saçım doğal olarak kıvırcık.My hair is naturally curly.
Senin saçın şirin. Ben onu o şekilde seviyorum.Your hair is cute. I like it that way.
Tom'un saçını boyadığını düşünüyorum.I think Tom dyes his hair.
Sanırım Tom saçını boyuyor.I think Tom dyes his hair.
Saçım hâlâ nemli.My hair is still damp.
Mary sadece saçını yaptırdı.Mary just got her hair done.
Tablo, aynanın önünde saçlarını tarayan genç bir kadını gösteriyor.The painting shows a young woman combing her hair before a mirror.
Tom saçını gerçekten kısa kestirdi.Tom had his hair cut really short.
Saçın karışık.You hair is a mess.
Tom kızıl saçlı, değil mi?Tom is a redhead, isn't he?
Mary'nin pürüzsüz, parlak saçları vardır.Mary has smooth, shiny hair.
Saçım kıvırcıktır.I have frizzy hair.
Arap saçı gibi saçım var.I have frizzy hair.
Kıvır kıvır saçım var.I have frizzy hair.
Tom'un saçı hâlâ nemli.Tom's hair is still damp.
Tom her gün saçını yıkar.Tom washes his hair every day.
Saçımı yaptırdım.I got my hair done.
Bu tartışma deli saçması.This argument is utter nonsense.
Saçını fırçalamaya git.Go brush your hair.
Tom'un çok kısa saçı var.Tom has very short hair.
Tom'un omuz uzunluğunda saçı var.Tom has shoulder-length hair.
Tom saçını kaybetmeye başlıyor.Tom is beginning to lose his hair.
Mary saçını fırçalıyor.Mary is brushing her hair.
Mary aynanın önünde oturuyordu, saçını tarıyordu.Mary was sitting in front of the mirror, brushing her hair.
Tom'un uzun sarı saçı var.Tom has long blond hair.
Tom'un saç tıraşına ihtiyacı yok.Tom doesn't need a haircut.
Tom Mary'nin saçını onun için ördü.Tom braided Mary's hair for her.
Dedem saçlarını hiç boyamadı.My grandfather never dyed his hair.
Mary saçını maviye boyadı.Mary dyed her hair blue.
Mary saçlarını fırçaladı ve bir at kuyruğu yaptı.Mary brushed her hair and put it in a ponytail.
Tom saçımı beğendiğini söyledi.Tom said that he liked my hair.
Gitar çalan uzun siyah saçlı, uzun boylu adam kim?Who is the tall guy with long dark hair playing the guitar?
Tom Mary'nin at kuyruğu saçını çekti.Tom yanked Mary's ponytail.
Tom'un uzun saçı var mı?Does Tom have long hair?
Senin doğal saç rengin nedir?What's your natural hair color?
O çok uzun ve güzel saçlara sahip.She has very long and beautiful hair.
O çok sarhoştu, onun açıklamaları saçma sapandı.He was so drunk, his explanations were nonsensical.
Bu benim için çok saçma.This doesn't make sense to me.
Saçımı her gün yıkamam.I don't wash my hair every day.
Saçımı her gün yıkarım.I wash my hair every day.
Saçını her gün yıkamana gerek yok.There's no need to wash your hair every day.
Bu ne tür bir saçmalık?What kind of crapola is this?
Saçını nerede yaptırıyorsun?Where do you get your hair done?
Mary'nin kısa, kıvırcık kahverengi saçları var.Mary has short, curly brown hair.
Bir kız olarak Mary saç örmeyi öğrendi.Mary learned to braid hair as a girl.
Tom'un saçı ıslak.Tom's hair is wet.
Tom, saçımı çekmeyi kes!Tom, stop pulling my hair!
Bu sabah saçımı yıkamak istedim ama şampuanımız tükenmişti.I wanted to wash my hair this morning, but we've run out of shampoo.
Tohum saç ve yoluna devam et. Tohum iyiyse eğer, kök salacaktır.You drop seeds, and you move on. If the seeds are good, they'll take root.
Hem Tom hem de Mary'nin uzun saçı var.Both Tom and Mary have long hair.