sızı ile cümle
sızı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom sizin için bu bavulları taşıyacak.Tom will carry those suitcases for you.
Tom onu sizin için yapmaya istekli.Tom is willing to do that for you.
Tom içerde sizi bekliyor.Tom is waiting for you inside.
Tom ön kapıda sizi bekliyor.Tom is waiting for you at the front door.
Onu varış saatinizi bildirirseniz, Tom sizi havaalanında karşılayabilir.Tom can meet you at the airport if you let him know your arrival time.
Tom sizinki gibi bir kamera satın aldı.Tom bought a camera like yours.
Eğer sizin için neyin iyi olduğunu biliyorsanız, onu yapmaktan vazgeçeceksiniz.If you know what's good for you, you'll quit doing that.
Sizin için ne yapabilirim?What can I do for you?
Dert etmeyin. O sizin sorununuz değil.Don't worry about it. It's not your problem.
Sizinle gökyüzüne dokunabilirim.I can touch the sky with you.
Eşiniz sizi terk etse nasıl hissedersiniz?How would you feel if your wife left you?
Karınız sizi terketseydi, kendinizi nasıl hissederdiniz ?How would you feel if your wife left you?
Gerçekten önemli olan tek şey, sizin elinizden geleni yapıp yapmamanızdır.The only thing that really matters is whether or not you did your best.
Sizinle dans edebilir miyim?May I dance with you?
Sizinle otobüs durağında buluşabilirim.I can meet you at the bus station.
Tom sizi görmek istiyor.Tom wants to see you.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede sizi görmek istiyor.Tom wants to see you as soon as possible.
Tom bütün günü çatıdaki sızıntıyı tamir etmek için uğraşarak geçirdi.Tom spent all day trying to fix the leak in the roof.
Tom sizinle tartışmak istemiyor.Tom doesn't want to argue with you.
Tom o konuda sizinle aynı fikirde değil.Tom disagrees with you on that point.
Biz sizin hakkınızda konuşuyorduk.We've been talking about you.
Onun fikri sizinkinden daha iyidir.His idea is better than yours.
O, sizin bisikletiniz mi?Is it your bike?
Sizin için telefon.Phone for you.
Bu tamamen sizindir.This one's all yours.
Sizinle konuşmak bir zevkti.It's been a pleasure talking to you.
Sizinle bizzat tanışmadım.I have never met you in person.
Bu sizin son şansınız olabilir.This may be your last chance.
Ben sizi eşime tanıtmak istiyorum.I'd like to introduce you to my wife.
Tom sizi ısırmayacaktır.Tom won't bite you.
Tom bana sizin hakkınızda çok şey anlattı.Tom told me a lot about you.
Tom sizinle konuşmalı.Tom needs to talk to you.
Tom tıpkı sizin gibi.Tom is just like you.
Tom sizin yardımınıza güveniyor.Tom is counting on your help.
Bunun sizin sorumluluğunuz olduğunu biliyorsun.You know this is your responsibility.
Ben de sizi gördüğüme çok memnun oldum.I'm also very pleased to have seen you.
Bizim evle karşılaştırıldığında, sizinki bir konak.Compared to our house, yours is a mansion.
İş izin verirse, Nisan ayında sizi görmeye gitmek isterim.If work permits, I would like to go see you guys in April.
O ceket sizin için çok fazla büyük.That jacket is way too big for you.
Sizi eve götürmemi ister misiniz?Do you want me to take you home?
Bay Sato diye biri sizi görmek için bekliyor.A Mr. Sato is waiting to see you.
Siz yokken Bay West adında birisi sizi aradı.A Mr. West called in your absence.
Bayan Stevens, Bay Dell adlı biri ofisinizde sizi bekliyor.Someone called Mr Dell is waiting for you in your office, Mrs Stevens.
Sizin için haberimiz var.We've got news for you.
Bay Jones diye biri sizinle görüşmek için geldi.A Mr. Jones has come to see you.
Telefonda sizin için bir Bay Kimura var.There is a Mr. Kimura on the line for you.
Bir Bay Kimura sizi arıyor.There is a Mr. Kimura on the line for you.
Sizi Bay Kimura diye birisi arıyor.A Mr. Kimura is calling you.
Bay Ono diye birisi sizinle görüşmek için aradı.A Mr. Ono called to see you.
Dün Bay Willims diye biri sizi görmek için geldi.A Mr. Williams came to see you yesterday.
Sizin için rezervasyonunuzu yeniden onaylayacağız.We'll reconfirm your reservation for you.
Sizin yolculuğunuz burada başlıyor.Your journey starts here.
Sizin işiniz kolay değil.Your job isn't easy.
Sizin lisanınızı anlamıyorum.I can't understand your language.
Sizi yakında görebilmeyi umuyorum.I hope I can see you soon.
Sizin suçlarınız atalarının mezarlarına saygısızlıktı.Your crimes have desecrated your ancestor's graves.
Bay Simon tarafından arıyorum sizi.I'm calling you on behalf of Mr. Simon.
Keisei Hattı Sky-Liner sizi havaalanından Ueno İstasyonuna 75 dakikada götürecek.The Keisei Line Sky-Liner will take you from the airport to Ueno Station in 75 minutes.
Sizin kurban boşuna değildi.Your sacrifice was not in vain.
Sizi beklemek uzun zamanımızı aldı.It took us ages waiting for you.