sıvı ile cümle
sıvı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sivilcelerimden kurtulamıyorum.I can't get rid of my pimples.
Tom sınıftan sıvıştı.Tom slipped out of the classroom.
Saç yapımı sıvısı güçlü bir koku yaydı.The hair-dressing liquid gave off a strong smell.
Sünger sıvıları emer.A sponge absorbs liquids.
Bu sıvı zamk yerine kullanılabilir.This fluid can be substituted for glue.
Bu saydam sıvı bir tür zehir içerir.This transparent liquid contains a kind of poison.
Bu saydam sıvı zehir içerir.This transparent liquid contains poison.
Amonyak çok güçlü bir kokusu olan renksiz bir sıvı veya gaz.Ammonia is a colorless liquid or gas with a very strong smell.
Sivil Hizmette çok sert bir hiyerarşi var.There's a very rigid hierarchy in the Civil Service.
Eyalet yönetimi vatandaşlarının sivil haklarını mahrum etti.The state government deprived the civil rights of their citizen.
Su ve yağ her ikisi sıvıdır.Water and oil are both liquids.
Su bir sıvıdır.Water is a liquid.
Su sıvıdır. Donduğu zaman, katılaşır.Water is liquid. When it freezes, it becomes solid.
Çok sıvı içmelisin.You should drink a lot of liquid.
Hükümet sivil ilişkilerden zarar görüyor.A government suffers from civil affairs.
O, sınıftan sıvıştı.He slipped out of the classroom.
Onun yüzü sivilceler ile kaplıdır.Her face is covered with pimples.
Buz erirse, sıvı olur.When ice melts, it becomes liquid.
Madde katı, sıvı veya gaz olarak bulunabilir.Matter can exist as a solid, liquid, or gas.
En iyi arkadaşım Afganistan'da bir Sivil Toplum Örgütü için çalışıyor.My best friend works for an NGO in Afghanistan.
Bebekler anne rahminde amniyotik sıvının içinde büyürler.Babies grow up inside the amniotic fluid in the womb.
Bir arabada kaç tane sıvı kullanılır?How many fluids are used in a car?
Bir miktar sıvı ofisimize sızıyor.Some fluid is leaking into our office.
Su, doğal olarak, bir sıvıdır.Water, in its natural state, is a fluid.
İlaç kahverengi bir sıvıydı.The medicine was a brown liquid.
Ben kalıptan çok, sıvı sabunu tercih ederim.I prefer soap as a liquid rather than a bar.
Kazadan sonra ilk bir ay sadece bir çubuk vasıtasıyla sıvı şeyler içebildi.For the first month after the accident she could only drink liquids through a straw.
Kazadan sonraki bir ay boyunca, sadece pipet kullanarak sıvı tüketebildi.For the first month after the accident she could only drink liquids through a straw.
Bazı siviller öldürüldü.Some civilians were killed.
Dört asker ve on iki sivil öldürüldü.Four soldiers and twelve civilians were killed.
Çok fazla sayıda askerler ve siviller öldürüldü.Huge numbers of soldiers and civilians were killed.
Afrikalı Amerikalılar sivil haklar için gösteri yaptılar.African Americans demonstrated for civil rights.
Binlerce asker ve sivil ölüyorlardı.Thousands of soldiers and civilians were dying.
Su sıvıdır.Water is liquid.
Bagajınızda herhangi bir sıvı veya kesici alet var mı?Are there any liquids or sharp objects in your luggage?
Tom arka kapıdan gizlice sıvıştı.Tom sneaked out the back door.
Bu madde, sıvı haldedir.This substance is in liquid state.
Şişede mürekkep yerine bir tür garip bir sıvı vardı.Instead of ink there was some kind of strange fluid in the bottle.
Doğa Koruma Derneği kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur.The Society for Protection of Nature is a non-profit, non-governmental organization.
Tom sıvı kaybından öldü.Tom died of dehydration.
Mary, Afrika'da bir sivil toplum örgütü için çalışıyorMary works for an NGO in Africa.
Su sıvıdır. O, donduğu zaman katılaşır.Water is liquid. It becomes solid when it freezes.
Yüzü sivilceli biri banyoyu kullanırsa bu onun en az iki saatini alır!When pimple face uses the bathroom, it takes him at least two hours!
Genellikle, özel kuvvetlerin sivillerle çok teması yoktur.Generally, special forces don't have much contact with civilians.
O bir sivil polis memuru tarafından yakalandı.He was caught by an undercover police officer.
O bir sivil polis memuru.She's an undercover police officer.
Tom'un sivil polis olduğuna inanamıyorum.I can't believe Tom was an undercover cop.
Beyaz fosfor sivillere karşı kullanılırdı.White phosphorus was used against civilians.
Ben bir sivilim.I'm a civilian.
Tom bir sivil.Tom is a civilian.
Tom çabuk sıvışıyor.Tom is fading fast.
Ben sıvıyı analiz ettim.I've analyzed the liquid.
Güneş gözlükleri onu bir sivil polis gibi gösterdi.The sunglasses made him look like an undercover policeman.
Hiroshima and Nagasaki'de kaç tane masum sivil öldürüldü.How many innocent civilians were killed in Hiroshima and Nagasaki?
Senin ve Tom'un dün okuldan sıvıştığını biliyorum.I know that you and Tom snuck away from school yesterday.
Çelik sivil inşaatta yaygın olarak kullanılan bir malzeme.Steel is a widely-used material in civil construction.
Şişede mürekkep yerine, ne olduğu belirsiz bir sıvı vardı.Instead of ink, there was some unidentified liquid in the bottle.
Tom sivil polis olarak çalışarak Boston'da üç yıl geçirdi.Tom spent three years in the Boston working as an undercover policeman.
Madde; katı, gaz veya sıvı olabilir.Matter can be solid, gaseous or liquid.
Tom'un sıvışmasına izin ver.You let Tom get away.