sırada ile cümle
sırada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tam o sırada parktaki işçiler bazı küçük oyun kartları getirdiler.Just then, the workers in the park brought over some small playing cards.
Sırada beklemek zorundasın.You have to wait in line.
Arkadaşımız yarışı ikinci sırada bitirdi.Our friend finished the race in second place.
15. sırada birkaç biletim var.I have a few tickets in row 15.
Ben sadece sıradan bir ofis çalışanıyım.I'm just a regular office worker.
Sıradan insanlar muazzam bir güce sahip.Ordinary people possess enormous power.
Dosyalar doğru sırada.The files are in proper order.
Tanık duruşmada konuştuğu sırada gergin görünmüyordu.The witness did not seem nervous when he spoke at the trial.
Sıradaki kim?Who is next?
Sıradan insanlara güvenmiyordu.He did not trust the common people.
İngiliz kuvvetleri bu sırada zaferler kazanıyorlardı.British forces at this time were winning victories.
Genç bir adam onu görmek için sırada bekledi.A young man waited in line to see him.
Arada sırada artık yaşamayan annemi düşünüyorum.From time to time, I think about my mother who is no longer living.
Tom terfi için sırada bir sonrakidir.Tom is the next in line for promotion.
Tom her zaman ön sırada oturmak ister.Tom always wants to sit in the front row.
Tom ve Mary genellikle ön sırada oturmaktan hoşlanırlar.Tom and Mary usually like to sit in the front row.
Polis Tom'a sıradan bir suçlu gibi davrandı.The police treated Tom like a common criminal.
Tom sırada üçüncü idi.Tom was third in line.
Tom ikinci sırada bitirdi.Tom ended in second place.
Adınız listemde ilk sırada.Your name stands first on my list.
Ben sadece kaybedecek hiçbir şeyi olmayan sıradan bir adamım.I'm just an ordinary guy with nothing to lose.
Lütfen sıradaki yerimi tutun.Please hold my place in line.
O, toplam 56 koşucu arasında dördüncü sırada yer aldı.He ranked fourth on a total of 56 runners.
Bu filmdeki kadınlar çok sıradan bir şekilde giyinmişler.The women in this film are dressed in a very conventional way.
Biz sıradan insanlar için teknoloji geliştiriyoruz.We are designing technology for common people.
Bu sıradan bir görevdir.This is an ordinary task.
O sıradan bir hayduttan başka bir şey değil.He's nothing more than a common thug.
Patatesleri sıradan bir bıçak yerine patates soyacağı ile soymayı tercih ederim.I'd rather peel potatoes with a potato peeler than with an ordinary knife.
Sıradaki sözcüklerinizi dikkatle seçin.Choose your next words carefully.
Ben İngilizcenin yaygın, sıradan bir dil olduğu Kanada'da yaşıyorum.I live in Canada, where English is a common, ordinary language.
Sıradaki Tom.Tom is next.
Sırada dur.Stand in line.
Sırada ne var?What comes next?
Popüler olmak için sıradan olmalısın.To become popular, you need to be mediocre.
Bu kalem seninki. Benimki sırada.This pencil is yours. Mine is on the desk.
Çıkmak üzere olduğumuz sırada deprem başladı.When he was just about to leave, an earthquake started.
Kitap sırada.The book is on the desk.
Ben ön sırada oturmayı sevmiyorum.I don't like sitting in the front row.
Tom'un üçüncü sırada oturduğunu gördüm.I saw Tom sitting in the third row.
Sırada kal.Stay in line.
Tom'u ön sırada otururken gördüm.I saw Tom sitting in the first row.
Olağanüstü şeyler asla basit ve sıradan yollarla gerçekleşmez.Extraordinary things never happen in simple and ordinary ways.
Tom ve Mary o sırada arkadaş değildiler.Tom and Mary weren't friends at that time.
Tom sırada üç saat durdu.Tom stood in line for three hours.
Tom'un adı, listede ilk sırada.Tom's name is first on the list.
Sırada beklemek zorunda değilsin.You don't have to wait in line.
Sıradaki sensin.You're next.
Sıradaki ne?What's next?
Tom ilk sırada oturdu.Tom sat in the first row.
Tom sıradaki üçüncü kişi.Tom is the third man in line.
Ben ilk sırada ödeme aldım.I get paid on the first.
O sırada neredeydi?Where was she at that moment?
O sırada o neredeydi?Where was she at that moment?
Terfi için sıradaki sensin.You're the next in line for promotion.
O, sıradan kitaplarımı düşürdü.He knocked my books off my desk.
Sırada beklemekten nefret ederim.I hate waiting in line.
Tom her zaman ön sırada oturur.Tom always sits in the front row.
O sıradan oyuncularla sıradan bir filmdi.That was a mediocre movie with mediocre actors.
Tom üçüncü sırada oturdu.Tom sat in the third row.
Tom sadece sıradan bir adam.Tom is just an ordinary guy.
İlgili Sayfalar