sırada ile cümle
sırada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Sıradaki sözlük benim.The dictionary on the desk is mine.
Sıradan bir uyarı birine zarar verebilir.A casual remark can hurt someone.
Zaten sinema salonunun önünde bir sırada bekleyen bir sürü insan vardı.There were already a lot of people waiting in a line in front of the movie theater.
Londra'da kaldığı sırada kuzenini ziyaret edecek.During his stay in London, he is going to visit his cousin.
Mary sırada oturuyor.Mary is sitting at the desk.
Arada sırada birlikte alışverişe gittiler.Every now and then they went shopping together.
Tam o sırada o odama geldi.Just then she came into my room.
Tam o sırada, otobüs durdu.Just then, the bus stopped.
Tam o sırada, telefon çaldı.Just then, the telephone rang.
Birçok kişi sırada bekliyordu.Many people were waiting in line.
O, sıradan bir fırtına değildi.That was no ordinary storm.
Desenin renkleri çok sıradandır.The colors of the pattern are very ordinary.
Ucuz bir restoranda sıradan bir akşam yemeği yedik.We had a dinner of a kind at the cheap restaurant.
Bu sıradan bir yetenek değildir.This isn't any ordinary ability.
Lütfen sırada yerimi tutun.Please keep my place in this line.
Koko sıradan bir goril değil.Koko is not an ordinary gorilla.
Hindistan'da kaldığım sırada param bitti.I ran out of money during my stay in India.
Hem onlar hemde siz sıradan insanlarsınız.They as well as you are ordinary people.
Sizin yanınız sıra, onlar da sıradan insanlar.They as well as you are ordinary people.
Bilet almak için sırada durmalısınız.You must stand in a line to buy the ticket.
Senin adın listede ilk sırada bulunuyor.Your name stands first in the list.
O sıradan bir adam değil.He is no ordinary man.
Kendimi aniden kötü hissettiğim sırada, iki saattir çalışıyordum.I had been working for two hours when I suddenly felt sick.
Benim sıradan insanlara hiç ilgim yok.I have no interest in ordinary people.
O sıradan bir partiydi.That was just another party.
İlk sırada resim çizen kız benim yeğenim.The girl drawing a picture in the first row is my niece.
Kalabalık caddede sıradan bir toplantı yaptık.We had a casual meeting on the crowded street.
Tom sırada bir sonraki.In my opinion, it would be difficult to solve this problem.
Arada sırada seni görüyorum.I see you every now and then.
Onun sıradan bir adam olduğunu bir bakışta anladım.I saw at a glance that he was an ordinary man.
Bir sıradağ gördüm.I saw a chain of mountains.
Çok sıradan bir hayat sürüyoruz.We lead a very ordinary life.
Sıradaki senin.The next is yours.
Arada sırada kendinizi başkasının yerine koymak iyidir.It's good to put yourself in someone else's place now and then.
Bir koltuğu sağlama almak için yapman gereken bütün şey sırada beklemektir.All you have to do to secure a seat is to wait in line.
Bilet alacağım sırada çantama göz kulak ol.Keep an eye on my bag while I buy a ticket.
O, sadece sıradan bir kişidir.He is just an ordinary person.
Bay Miyake Kurashiki'de kaldığım sırada bana bir sürü yer gösterdi.Mr Miyake showed me lots of places during my stay in Kurashiki.
Müşteriler sırada bekledi.The shoppers stood in a line.
Onun öyle söylemesi çok sıradandır.It is quite common for him to say so.
O sadece sıradan bir öğrencidir.He's just an ordinary student.
Onunla Meksika'da kaldığım sırada tanıştım.I met her during my stay in Mexico.
O sıradan bir öğrenci değil.He is no ordinary student.
O, arada sırada oraya gider.He goes there now and again.
O her zaman ön sırada bir koltuk aldı.He always took a seat in the front row.
O, sadece sıradan bir büro çalışanıdır.He's just an ordinary office worker.
Onun gücü, sıradan bir insanınkinden çok daha büyüktür.His strength is much greater than that of an ordinary man.
O sadece sıradan bir insan.He's just an ordinary man.
Sıradan işlerle tanıştılar.They became acquainted with the routine.
Onlar bir sırada duruyorlardı.They were standing in a row.
Onlar sırada otobüs beklediler.They waited in line for the bus.
O sırada birinci.She is first in line.
O sıradan bir şarkıcı değildir.She is no ordinary singer.
O sırada kız kardeşi ile oynuyordu.She was playing with her sister at that time.
Arada sırada oğluna yazar.She writes to her son every now and then.
Önümdeki bir sırada güzel bir kadın oturmuştu.A beautiful woman was seated one row in front of me.
Sırada bekleyin lütfen.Wait in line, please.
Tam o sırada aklıma iyi bir fikir geldi.A good idea occurred to me just then.
O sırada sadece on beş yaşındaydık.At the time, we were just fifteen years old.
Beni sadece sıradan bir insan gibi düşünmeyi bırak.Stop thinking of me as just an average person.
İlgili Sayfalar