Ben sırada sonuncuyum.I'm the last in line.
Tom'a bir sır söyledim.I told Tom a secret.
Bunu bir sır olarak sakladım.I kept it a secret.
Onu bir sır olarak sakladım.I kept it a secret.
Sırada birinciyim.I'm first in line.
İlk sıradayım.I'm first in line.
Sırada üçüncüydüm.I was third in line.
Onlar Hırvatça, Boşnakça veya Sırpça mı konuşuyorlar?Are they speaking in Croatian, Bosnian, or Serbian?
Pek çok Sırp, Boşnak ve Hırvat soyadı "iç" le bitiyor.Many Serbian, Bosnian, and Croatian surnames end in "ić".
Sorgulama sırasında, Fadıl herhangi bir soruyu cevaplamaya hazır ve istekli görünüyordu.During the interrogation, Fadil appeared to be ready and willing to answer any question.
Birisi sırt çantamı çaldı.Someone stole my rucksack.
Biri benim sırt çantamı çaldı.Someone stole my rucksack.
Fadıl o sırada Rami'den daha tecrübeliydi.Fadil was more experienced than Rami at the time.
Sırada bekliyorum.I'm waiting in line.
Fadıl cinayet sırasında evindeydi.Fadil was in his house during the murder.
Fadıl'ın yeni gelini sıradan bir kız değildiFadil's new bride was no ordinary girl.
Ne şirin bir adın var.What a cute name you have.
Ben bu şirkete katkıda bulundum bu yüzden beni kovamazsın..I contributed to this company,so you are not dismiss me
Otuz yıldır ölümler bir sır kaldı.For thirty years, the deaths remained a mystery.
Fadıl karanlık sırrını açıkladı.Fadil exposed his dark secret.
Fadıl o sırada 29 yaşındaydı ve Leyla 43 yaşındaydı.Fadil was 29 at the time and Layla was 43.
Senin bütün sırlarını bildiğimi sanıyordum.I thought I knew all your secrets.
Onun bütün sırlarını bildiğimi sanıyordum.I thought I knew all her secrets.
Leyla sıradan bir ev hanımıydı.Layla was an ordinary housewife.
Leyla sıradan bir ev kadınıydı.Layla was an ordinary housewife.
Fadıl, Büyük Bunalım sırasında doğdu.Fadil was born during the Great Depression.
Fadıl başka bir sırrı biliyor.Fadil knows another secret.
Cinayet 24 yıldır bir sır kaldı.The murder remained a mystery for 24 years.
O şirket kadınları işe almıyor.That company does not hire women.
O şirketin yönetimi cinsiyet ayrımı yapıyor.The management of that company is sexist.
O şirketin yönetimi cinsiyetçidir.The management of that company is sexist.
Fadıl bir sır saklıyordu.Fadil was keeping a secret.
Fadıl'a sırt çeviremezdim.I wouldn't turn my back on Fadil.
Bankaya gittim ve neyseki sırayla girmek zorunda kalmadım.I got to the bank and luckily didn't have to get in line.
Bu sıra ne için?What's this line for?
Çalıştığın şirkette bir iş başvurusunda bulundum.I applied for a job at the company where you work.
Tom ve Mary bir yıldır ara sıra çıkıyorlardı.Tom and Mary have been dating off and on for a year.
Fırtına sırasında Tom Mary ile birlikte evde yalnızdı.Tom was home alone with Mary during the storm.
Betimleme, bir şirketin tescilli ticari markasını ihlal etti.The depiction violated a company's registered trademark.
Tom bir kredi kartı şirketi için çalışıyor.Tom works for a credit card company.
Mary bugün çok şirin görünüyor.Mary looks pretty today.
Ben hâlâ ara sıra Tom'a yazarım.I still write to Tom off and on.
Milyonlarca insan savaş sırasında hayatını kaybetti.Millions of people lost their lives during the war.
Sami'nin korkunç bir sırrı vardı.Sami had a horrifying secret.
Sami'nin karanlık bir sırrı vardı.Sami had a dark secret.
Şirket yeni ürünlerinin çok satacağını düşünüyor.The company thinks their new product is going to sell like hot cakes.
Sami'nin sırrı açığa çıktı.Sami's secret was exposed.
Sami, Layla'dan şirket hesaplarını yönetmesini istedi.Sami asked Layla to manage the company accounts.
Bu şirketlerin bize ne yapmamızı söylemelerine izin veremeyiz.We cannot let these corporations tell us what to do.
Bu şirketlerin bizim gözümüzü korkutmalarına izin veremeyiz.We can't let these corporations push us around.
Bu bir Sırp ismi.It's a Serbian name.
O sırada bölge çok izole edilmişti.The area was very isolated at the time.
Boykotlar şirketin politikasını değiştirmede çok etkili olabilir.Boycotts can be very effective in changing a company's policy.
Bunu asla bir sır olarak saklayamayacağız.We'll never be able to keep this a secret.
Tom ve ben sırayla araba sürmeyi kabul ettik.Tom and I agreed to take turns driving.
Tom sırrını paylaşmak istemedi.Tom didn't want to share his secret.
Şirketimizden bir kez daha alay ederseniz kesinlikle size karşı kibar olmayacağız.If you make fun of our company again, we certainly won’t be polite to you.
Şirin bir aksanı var.She has a cute accent.
Sizi işe alamam, çünkü şirket henüz yeterince güçlü değil.I can't hire you, because the company isn't strong enough yet.
Giyotin, Fransız Devrimi sırasında yaygın bir şekilde kullanıldı.The guillotine was widely used during the French Revolution.