sınırlar ile cümle

sınırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Başka bir sınır gezegeninin sınırlarını zorlayabilirdik.Możemy przekraczać nowe granice.
Başka bir sınır gezegeninin sınırlarını zorlayabilirdik.Podríamos estar superando los límites de un nuevo mundo.
Başka bir sınır gezegeninin sınırlarını zorlayabilirdik.Θα μπορούσαμε να πιέζουμε τα σύνορα ενός νέου μεθοριακού κόσμου.
Başka bir sınır gezegeninin sınırlarını zorlayabilirdik.Мы могли раздвинуть границы нашего мира до новых горизонтов.
Başka bir sınır gezegeninin sınırlarını zorlayabilirdik.>なぜしない?
Başkan sınırlarda geziyordu... ...ama ilk defa bugünkü gibi bir kriz geçirdi.Az Elnök úr eddig a választóvonalon ingadozott, de ez volt az első eset, hogy így esett összeesett.
Başkan sınırlarda geziyordu... ...ama ilk defa bugünkü gibi bir kriz geçirdi.Le Président avait déjà vacillé, mais c'est la première fois qu'il s'écroule comme aujourd'hui.
Başkan sınırlarda geziyordu... ...ama ilk defa bugünkü gibi bir kriz geçirdi.Ο Πρόεδρος... η υγεία του δεν είναι τόσο καλή, αλλά σήμερα ήταν πρώτη φορά που κατέρρευσε με αυτό τον τρόπο.
Başkan sınırlarda geziyordu... ...ama ilk defa bugünkü gibi bir kriz geçirdi.الرئيس صحته ليست جيدة وكيف اغمي عليه اليوم كانت المرة الاولى
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.A napnyugati határ pedig a nagy tenger és melléke. Ez Júda fiainak határa köröskörül az õ házoknépe szerint.
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.De westgrens werd gevormd door de kust van de Middellandse Zee.
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.서편 경계는 대해와 그 해변이니 유다 자손이 그 가족대로 얻은 사면 경계가 이러하니라
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.O termo ocidental é o mar grande. São esses os termos dos filhos de Judá ao redor, segundo as suas famílias.
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.Potom západní pomezí jest při moři velikém a mezech jeho. To jest pomezí synů Juda vůkol, po čeledech jejich.
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.Vestgrænsen er det store Hav. Det er Grænsen rundt om Judæernes Område efter deres Slægter.
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.Вот предел сынов Иудиных с племенами их со всех сторон.
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.וגבול ים הימה הגדול וגבול זה גבול בני יהודה סביב למשפחתם׃
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.والتخم الغربي البحر الكبير وتخومه. هذا تخم بني يهوذا مستديرا حسب عشائرهم
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.西 界 就 是 大 海 、 和 靠 近 大 海 之 地 、 這 是 猶 大 人 按 著 宗 族 所 得 之 地 四 圍 的 交 界
Batı sınırı Akdenizin kıyılarıydı. Yahudaoğullarından gelen boyların çepeçevre sınırları buydu.西界 就是 大海 、 和 靠近 大海 之地 、 這是猶 大人 按 著 宗族 所 得 之 地 四 圍 的 交界
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.A protože jsem již nebyla schopna identifikovat hranice svého těla, cítila jsem se obrovsky a rozpínavě.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Dan karena saya tidak lagi bisa mengenali batas-batas tubuh saya, saya merasa besar dan luas.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.E como já não conseguia identificar os limites do meu corpo, senti-me enorme e expansiva.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Eftersom jag inte längre kunde definiera min kropps gränser kände jag mig enorm och expansiv.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.En omdat ik niet langer aan kon geven waar mijn lichaam ophield, voelde ik me enorm en uitgestrekt.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.E poiché non potevo più identificare i confini del mio corpo, mi sentivo enorme e in espansione.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.In ker nisem več zaznavala meja svojega lastnega telesa, sem se počutila ogromna in raztegljiva.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Ja koska en enää voinut tunnistaa vartaloni ääriviivoja, tunsin itseni valtavaksi ja avaraksi.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.제가 거대하고 광대한 것 같이 느껴졌어요. 모든 에너지가 하나로 느껴졌고,
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Mivel már nem tudtam meghatározni a testem határait, hatalmasnak és kiterjedtnek éreztem magam.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Nie umiałam określić granic ciała, więc czułam się ogromna i rozległa.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Og fordi jeg ikke længere kunne identificere min krops grænser, følte jeg mig enorm og udvidende.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Pretože som už nebola schopná identifikovať hranice môjho tela, cítila som sa ohromne a velikánsky.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Și deoarece nu mai puteam identifica frontierele corpului meu, m-am simțit imensă și în expansiune.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Und da ich nicht länger die Grenzen meines Körpers bestimmen konnte, fühlte ich mich gewaltig und raumfüllend.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Và bởi vì tôi không còn nhận ra phạm vi cơ thể của mình được nữa, tôi cảm thấy to lớn và mở rộng ra.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Y como ya no podía identificar los límites de mi cuerpo, me sentía enorme y expansiva.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Και επειδή δεν μπορούσα πλέον να αναγνωρίσω τα όρια του σώματός μου, ένιωθα τεράστια και διεσταλμένη.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.И понеже вече не можех да определя границите на тялото си, се почуствах огромна и обширна.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.И поскольку я больше не могла различить границы своего тела, я чувствовала себя огромной и бесконечной.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.Я більше не відчувала меж свого тіла, тому почувалася величезною та безкінечною.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.ומכיוון שלא יכולתי יותר להבחין בגבולות גופי, הרגשתי עצומה וכבירה.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.ولأنني لم أعد قادرة على تحديد حدود جسدي، شعرت بالضخامة والكلية.
Bedenimin sınırlarını artık tanımlayamadığımdan, kendimi genişleyip, devleşmiş gibi hissediyordum.自分が大きく広がるように感じました 全てのエネルギーと一体となり
Belli sınırlar içinde özgürsün.Du är fri med vissa begränsningar.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Aş spune că o frontieră în neurologie e să încercăm să aflăm cum funcţionează creierul acestor vietăți.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Die Neurowissenschaft sollte erforschen, wie das Gehirn dieses Dings funktioniert.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Een grensgebied zou al gaan over erachter komen hoe de hersenen van dat ding werken.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Ipotizzerei che una frontiera della neuroscienza è capire come funziona il cervello di quella cosa.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Jag påstår att en av frontlinjerna inom neurovetenskap är att lista ut hur hjärnan hos det djuret funkar.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Jedną z takich granic jest poznanie, jak działa mózg takiego stworzenia.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.신경 과학의 미개척 분야 중 하나가 이것들이 어떻게 일하는지를 이해하는 것이라고 제안하고 싶어요.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Postularía que una de las fronteras de la neurociencia es averiguar cómo funciona el cerebro de esa cosa.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Předpokládám, že jednou z hranic neurovědy je zjistit, jak pracuje mozek těchto organismů.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Saya akan menempatkan saraf tepi ini dalam ilmu saraf untuk menemukan bagaimana otaknya bekerja.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.Я утверждаю, что одной из таких областей является изучение работы мозга подобных существ.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.אני מציג עמדה שטוענת שחזית אחת בחקר המוח היא להבין איך עובד המוח של הדבר הזה.
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.وأود أن أقول أن أحد حدود عمل الأعصاب هو اكتشاف كيف يعمل دماغ هذا الشيء
Bence bu canlının beyninin nasıl işlediğini çözmek, nörobilimin sınırlarını zorlayan şeylerden biri.一緒に考えみよう。少数の神経細胞でたくさんの処理を行うには どうすればいいのか?
Ben etrafıma bakınırken; sınırlar, duvarlar veya kilitler görmemCreez lumea in care traiesti... ... si o remodelez dupa gustul meu.

İlgili Sayfalar