(Bu ancak benim kalori sınırlamalarım tutarsa olur)E isso só irá acontecer se minha restrição à calorias funcionar.
(Bu ancak benim kalori sınırlamalarım tutarsa olur)E succederà solo se le mie restrizioni caloriche funzioneranno.
(Bu ancak benim kalori sınırlamalarım tutarsa olur)I stanie się to tylko wtedy jeśli moje restrykcje kaloryczne się udadzą.
(Bu ancak benim kalori sınırlamalarım tutarsa olur)음식조절을 잘 해야만 일어날 수 있는 일이겠어요
(Bu ancak benim kalori sınırlamalarım tutarsa olur)А това ще се случи само ако ограничението ми на калории проработи.
(Bu ancak benim kalori sınırlamalarım tutarsa olur)でもとにかく、サルマンは180歳です。
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Asta era culmea limitării, devenind un artist fără artă.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Cela me semblait être le comble du handicap, être un artiste sans art.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Das schien die ultimative Einschränkung zu sein, ein Künstler ohne Kunst.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Dat leek de ultieme beperking: een kunstenaar zijn zonder kunst.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Dette virkede til at være den ultimative begrænsning, at være en kunstner uden kunst.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Điều này có vẻ như giới hạn cuối cùng, là một nghệ sĩ mà không có tác phẩm nghệ thuật.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Este pareceu-me o limite supremo, ser um artista sem arte.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Este parecía ser el límite supremo, el artista sin el arte.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Ez tűnt a végső korlátnak, műtárgy nélküli művésznek lenni.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.예술가가 예술 작품을 없앤다는 이 것이 제일 궁극의 한계처럼 느껴졌어요.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Sembrava essere la limitazione definitiva, essere un artista senza arte.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.To se zdálo jako dokonalé omezení, být umělec bez umění.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.To wyglądało jak ostateczne ograniczenie, bycie artystą bez sztuki.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Αυτό φάνταζε σαν τον απόλυτο περιορισμό, το να είσαι καλλιτέχνης χωρίς τέχνη.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Това изглеждаше като най-голямото ограничение - да бъдеш художник без картини.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Це здавалося крайнім обмеженням, бути митцем без мистецтва.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.Это казалось предельным ограничением, быть художником, но не иметь работ.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.זו נראתה כמו המגבלה האולטימטיבית, להיות אמן ללא אמנות.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.هذا سيكون المقيّد المطلق ! أن أكون فناناً دون فن.
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.芸術家なのに作品がないんです このアイデアから生まれたのが 1年かけて取り組んだ -
Bu kablo fabrikası ile ilgili olmalı ve bir sınırlamak için doğrudanHär fyra tusen fem hundra arbetare tre kabel alla sidor både aluminium felaktig
Bu kablo fabrikası ile ilgili olmalı ve bir sınırlamak için doğrudan이것은 케이블 공장에 있어야하고해야됩니다 당신을 제한하는 지시
Bu kablo fabrikası ile ilgili olmalı ve bir sınırlamak için doğrudanהאם זה צריך להיות על מפעל הכבלים לכוון להגביל את
Bu kablo fabrikası ile ilgili olmalı ve bir sınırlamak için doğrudanوهذا ينبغي أن يكون في مصنع الكابلات و توجه للحد من أنت
Bu kablo fabrikası ile ilgili olmalı ve bir sınırlamak için doğrudanここで4500労働者
Bu ürünler için ayrı sınırlamalar vardır.Estos productos están sujetos a restricciones específicas.
Bu ürünler için ayrı sınırlamalar vardır.För import av dessa gäller separata begränsningar.
Bu ürünler için ayrı sınırlamalar vardır.L’importation de ces produits est soumise à des restrictions différentes.
Bu ürünler için ayrı sınırlamalar vardır.Näiden tavaroiden tuontia varten on erilliset rajoitukset.
Bu ürünler için ayrı sınırlamalar vardır.В отношении ввоза этих изделий имеются определённые ограничения.
Bu ürünler için ayrı sınırlamalar vardır.هناك قيود منفصلة خاصة بإحضار هذه البضائع.
Bu ürünler için ayrı sınırlamalar vardır.请注意,含酒精饮料及烟草制品并非免税。这类物品的入关有特殊限制。
Bu ürünlerin ithali için ayrı sınırlamalar vardır.Estos productos están sujetos a restricciones específicas.
Bu ürünlerin ithali için ayrı sınırlamalar vardır.För import av dessa gäller separata begränsningar.
Bu ürünlerin ithali için ayrı sınırlamalar vardır.L’importation de ces produits est soumise à des restrictions différentes.
Bu ürünlerin ithali için ayrı sınırlamalar vardır.Näiden tavaroiden tuontia varten on erilliset rajoitukset.
Bu ürünlerin ithali için ayrı sınırlamalar vardır.В отношении ввоза этих изделий имеются определённые ограничения.
Bu ürünlerin ithali için ayrı sınırlamalar vardır.هناك قيود منفصلة خاصة بإحضار هذه البضائع.
Bu ürünlerin ithali için ayrı sınırlamalar vardır.请注意,含酒精饮料及烟草制品并非免税。这类物品的入关有特殊限制。
Bu yüzden tavsiyeleri sadece bu daireye sınırlamada dikkatli olmalısınız따라서 자문단의 범위를 한정하는 데 있어 매우 주의할 필요가 있는데요
Bu yüzden tavsiyeleri sadece bu daireye sınırlamada dikkatli olmalısınızТому вам потібно бути дуже обережним, коли ви потребуєте поради від обмеженого кола радників.
Bu yüzden tavsiyeleri sadece bu daireye sınırlamada dikkatli olmalısınızلذا يجب عليك أن تكون حذر جدًّا حول حصر تلك الاستشارة بتلك الدائرة فقط
Bu yüzden tavsiyeleri sadece bu daireye sınırlamada dikkatli olmalısınızそしてあなたが必要とする専門知識を 得られない場合に備え
Cevaplar genelde şöyleydi: "Sınırlama","제한", "두려움",
Cevaplar genelde şöyleydi: "Sınırlama", "Korku", "Acıma", "Kısıtılanma".Ik besefte dat ik deze antwoorden internaliseerde en ze veranderden wie ik was.
Cevaplar genelde şöyleydi: "Sınırlama", "Korku", "Acıma", "Kısıtılanma".הם השתמשו במלים כמו "מוגבלות", "פחד", "רחמים" ו"נכות".
Cevaplar genelde şöyleydi: "Sınırlama","lástima" y "restricción".
Cevaplar genelde şöyleydi: "Sınırlama","milă" și "restricție."
Cevaplar genelde şöyleydi: "Sınırlama",Sie verwendeten Worte wie "Einschränkung", "Angst",
Cevaplar genelde şöyleydi: "Sınırlama",فهم يستخدمون كلمات من مثل "تحديد"، "خوف"
Cevaplar genelde şöyleydi: "Sınırlama",佢哋會話「局限」、「恐慌」
Cevaplar genelde şöyleydi: "Sınırlama",「哀れ」そして「制限」といった言葉でした
Çok hızlı artış gösterdiği için sınırlamak zorunda kaldım.일부러 이렇게 제한한 이유는 값이 증가하기 시작하면
Commit'leri verilen sınırlamalar ile sınırlaLimiter les commits à ceux dans la limite donnée