Tom sinirli olacak.Tom will be nervous.
Tom Mary'nin sinirli olduğunu söyledi.Tom said Mary was nervous.
Tom'un bu kadar sinirli olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom was so nervous.
Sen sinirli gibi görünüyordun.You looked like you were irritated.
Tom kızgın olmaktan daha sinirli görünüyordu.Tom seemed more annoyed than angry.
Sinirli gibi görünüyorsun.You look like you're irritated.
Tom biraz sinirli görünüyordu.Tom seemed a little nervous.
Hâlâ sinirli misin?Are you still nervous?
Ne Tom ne de Mary sinirliydi.Neither Tom nor Mary was nervous.
Tom hâlâ sinirli.Tom is still nervous.
Tom, Mary'nin bunu yaparken sinirli göründüğünü düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary looked nervous doing that.
Tom muhtemelen oldukça sinirli olacak.Tom is probably going to be pretty nervous.
Tom Mary'nin sinirli olacağını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary would be nervous.
Tom Mary'nin sinirli göründüğünü düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary looked nervous.
Tom Mary'nin sinirli olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary was nervous.
Tom çok sinirli olduğunu söyledi.Tom said that he was very nervous.
Tom gerçekten sinirli değildi.Tom wasn't really nervous.
Tom gerçekten sinirli değil.Tom isn't really nervous.
Tom neden bu kadar sinirli?Why is Tom so annoyed?
Tom ve Mary ikisi de biraz sinirli, değil mi?Tom and Mary are both a little nervous, aren't they?
Tom ve Mary ikisi de oldukça sinirli, değil mi?Tom and Mary are both quite nervous, aren't they?
Tom ve Mary ikisi de çok sinirli, değil mi?Tom and Mary are both very nervous, aren't they?
Tom ve Mary ikisi de sinirliler, değil mi?Tom and Mary are both nervous, aren't they?
Tom gerçekten sinirli olduğunu söyledi.Tom said that he was really frustrated.
Tom bunun hakkında çok sinirlidir.Tom is very nervous about that.
Tom sinirli değildi ama Mary sinirliydi.Tom wasn't irritated, but Mary was.
Tom'u hiç bu kadar sinirli görmemiştim.I'd never seen Tom so angry.
Sen Tom kadar sinirli görünmüyorsun.You don't seem to be as nervous as Tom is.
Tom'u daha önce hiç bu kadar sinirli görmemiştim.I'd never seen Tom so mad before.
Tom sinirliydi ama Mary değildi.Tom was nervous, but Mary wasn't.
Sinirli olmaya hakkım var.I have a right to be angry.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar sinirli görünmüyordu.Tom didn't seem to be as jittery as Mary seemed to be.
Ben sinirli hissettim.I felt nervous.
Sami kulağa çok sinirli gibi geliyordu.Sami sounded distraught.
Sami sadece sinirliydi.Sami was just nervous.
Sami az önce sinirliydi.Sami was just nervous.
Sami son derece sinirliydi.Sami was extremely nervous.
Sinirli değildim.I wasn't annoyed.
Fransızca kelime bilgim sınırlıdır.My French vocabulary is limited.
Çok sınırlıdır.It's very limited.
Tom ve Mary sinirli gibi görünüyordu.It seemed Tom and Mary were nervous.
Tom ve Mary sinirli gibi görünüyor.It seems Tom and Mary are annoyed.
Ben ayrıldığımda Tom çok sinirliydi.Tom was really angry when I left.
Tom ve Mary çok sinirli.Tom and Mary are very angry.
Tom'un sessizliği Mary'yi bile daha sinirli yaptı.Tom's silence made Mary even angrier.
Tom şu anda oldukça sinirli görünüyor.Tom seems pretty irritated right now.
Ne kadar sinirliydin?How nervous were you?
Sınırlı görüş nedeniyle sefer zor olabilir.Due to limited visibility, navigation may be difficult.
Pepsi Raspberry*: Fransız mağazalarında sınırlı bir süre için satılmaktadır.Pepsi Raspberry* : Sold for Limited time in French stores.
O zaman Çin'de belirli kayıtlı kullanıcılar ile sınırlıydı.At that time, it was limited to certain registered users in China.
Sınırlı sayıda ülke için 7 Şubat 2012 tarihinde başlatılmıştır.It was launched on February 7, 2012, for a limited number of countries.
Mesela Avustralya'da, mühendislerin lisansı Queensland eyaleti ile sınırlıdır.In Australia, state licensing of engineers is limited to the state of Queensland.
Portekiz'de ayrıca yaz boyunca sınırlı sayıda olarak serbest bırakıldı ve popüler kaldı.It has also been released in Portugal as a limited edition during summer, and has remained popular.
Hastings Edition: 3000 kopyayla sınırlı.Hastings Edition: Limited to 3000 copies.
Teknoloji çok hızlı bir şekilde gelişmiş olsa da , pratik kullanımları hala sınırlıdır.Although the technology has advanced rapidly, its practical uses are still limited.
Gözetim uçakları genellikle silah taşımazlar veya yalnızca sınırlı savunma silahları taşırlar.Surveillance aircraft usually carry no armament, or only limited defensive armament.
Füze görünüşte sınırlı bir Anti balistik füze yeteneğine sahiptir.The missile apparently has a limited anti ballistic missile capability.
Bu, İnternet'e daha yavaş bir bağlantıyla sınırlı olan kullanıcılar için bir problem olabilir.That can be a problem for users who are limited by a slower connection to the Internet.
Tek bir Game Center hesabına bağlanabilecek arkadaşın sayısı 500 ile sınırlıdır.The number of friends that can be connected to a single Game Center account is limited to 500.
2001'e kadar, yarışmaya katılım tek bir gece ile sınırlıydı.Until 2001, participation in the festival was limited to a single night.