Almancam çok sınırlı.My German is very limited.
Fransızcam çok sınırlı.My French is very limited.
Tom sadece biraz sinirli.Tom is just a little nervous.
Uçaktaki insanlar çok sinirliydi.People on the plane were very nervous.
Bu teklif sadece sınırlı bir süre için geçerli.This offer is available for a limited time only.
Bu öneri yalnızca sınırlı bir süre için geçerlidir.This offer is available for a limited time only.
Bu teklif sadece sınırlı bir süre boyunca geçerlidir.This offer is available for a limited time only.
Dan bile sinirli görünmüyordu.Dan didn't even seem mad.
Tom sana sinirli görünüyor mu?Does Tom look nervous to you?
Tom sinirliymiş gibi görünmüyordu.Tom didn't seem angry.
Tom, Mary'nin neden sinirli olduğunu bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know why Mary was angry.
Bu gece neden bu kadar sinirlisin?Why are you so nervous tonight?
İş görüşmesi sırasında sinirli miydin?Were you nervous during the job interview?
Sınırlı biletler mevcuttur.Limited tickets are available.
Tom'un seçenekleri sınırlıdır.Tom's options are limited.
Bizim kaynaklarımız sınırlı.Our resources are limited.
Sınıf mevcutları sınırlıdır.Class sizes are limited.
Miktarlar sınırlı.Quantities are limited.
Kaynaklar sınırlı.Resources are limited.
Tom sadece sinirliydi.Tom was just nervous.
Biletler sınırlı.Tickets are limited.
Bisiklet girişi sınırlı.Bicycle access is limited.
Koç sinirli mi?Is the coach frustrated?
Onların sinirli olup olmadıklarını bilmiyorum.I don't know if they were nervous or not.
Son derece sinirliydim.I was extremely nervous.
Ben bile sinirli değildim.I wasn't even nervous.
Oldukça sinirliydim.I was pretty nervous.
Ben çok sinirliydim.I was very nervous.
Ben de sinirliydim.I was nervous, too.
Biletler hızla satılıyor ve yer sınırlı.Tickets are selling fast and space is limited.
Burada Boston'daki zamanımız sınırlı.Our time here in Boston is limited.
Zaman sınırlı.Time is limited.
Nükleer soykırım senaryosu sadece eski propagandadır. Silah depoları sınırlı ve paslı.The nuclear holocaust scenario is just old propaganda. Arsenals are limited and rusty.
Onun sinirliliği dikkat çekiciydi.Her nervousness was noticeable.
Mary sinirli olarak tırnaklarını çiğnedi.Mary chewed on her nails nervously.
Özel değilim, sadece sınırlı üretimlerdenim.I'm not special. I'm just a limited edition.
Evren sınırlı mıdır?Is the universe unlimited?
Onu hiç öyle sinirli görmemiştim.I've never seen her that angry.
Yiyecek çok sınırlıysa, öyleyse neden Gandhi henüz ölmedi?If food is so scarce, then why hasn't Gandhi died yet?
Ben özellikle sinirli hissetmedim.I didn't feel particularly nervous.
O her zaman sinirli bir tip.She's always been a hothead.
Hiçkimseye sinirli değilim.I'm not mad at anybody.
Ben onun hakkında sinirli değildim.I wasn't nervous about it.
Tom'un oldukça sinirli olduğunu düşünüyorum.I think Tom is pretty angry.
Dünya kaynakları sınırlıdır.The world resources are limited.
Asla gerçekten sinirli değildim.I never really was nervous.
Neden Tom çok sinirli?Why's Tom so angry?
Oldukça sinirliyim.I'm pretty angry.
O sinirli değil.He's not angry.
Bizim seçeneklerimiz çok sınırlı.Our choices are very limited.
Tom sinirli değildi.Tom wasn't nervous.
Tom çok sinirli görünüyordu.Tom seemed very nervous.
Tom da sinirliydi.Tom was nervous, too.
Tom son derece sinirliydi.Tom was extremely nervous.
Çok sinirli değildim.I wasn't too nervous.
Ben sinirli ve korkmuşum.I'm nervous and scared.
Ben eskisi kadar sinirli değilim.I'm not as nervous as I used to be.
Ben gerçekten sinirli değildim.I wasn't really nervous.
Ben gerçekten sinirli değilim.I'm not really nervous.
om'un kaynakları sınırlıdır.Tom's resources are limited.