Tom Mary'nin eskisi kadar sinirli olup olmadığını merak ediyordu.Tom wondered if Mary was as nervous as he was.
Elbette, Fransızca bilgim sınırlıdır.Certainly, my knowledge of French is limited.
Tom benden daha sinirli görünüyor.Tom seems to be more nervous than I am.
Bu sabah çok sinirli görünüyorsun.You seem very nervous this morning.
Tom gerçekten sinirli görünüyordu.Tom seemed really nervous.
Tom sinirliydi ama ne yapması gerektiğini biliyordu.Tom was nervous, but he knew what he was supposed to do.
Zamanınız sınırlı.Your time is limited.
Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır.Imagination is more important than knowledge. Knowledge is limited.
Ne hakkında bu kadar sinirlisin?What are you so nervous about?
Tom sinirli olduğunu itiraf etti.Tom admitted he was nervous.
Tom sinirli şekilde kapıya yaklaştı.Tom nervously approached the door.
Tom sinirli şekilde ayaklarını sürüdü.Tom nervously shuffled his feet.
Tom sinirli ve öfkeli görünüyor.Tom seems frustrated and angry.
Buralarda yiyecek sınırlı mı?Is food scarce around here?
Sınırlı su kaynağımızı koruyalım.Let's conserve our limited water supply.
Sınırlı su kaynaklarımızı koruyalım.Let's conserve our limited water resources.
Tom sinirli görünmüyor.Tom doesn't look nervous.
Tom depresif ve sinirli görünüyor.Tom looks depressed and frustrated.
Tom Mary'nin sinirli olduğunu söyleyebildi.Tom could tell Mary was nervous.
Tom sinirli bir şekilde odaya girdi.Tom entered the room nervously.
Tom şaşkın ve sinirli olduğunu söyledi.Tom said that he was confused and frustrated.
Şaşkınım ve sinirliyim.I'm confused and frustrated.
Bana yardım etmene izin verdiğim için Tom sinirli.Tom is mad because I let you help me.
Tom'un sinirli olduğunu düşünüyorum.I think Tom is nervous.
Eğer bana sinirli olmamamı söylemeyi durdursan bu kadar sinirli olmam.If you'd stop telling me not to be nervous, I probably wouldn't be so nervous.
Görüş yoğun siste ciddi olarak sınırlı idi.Visibility was severely restricted in the heavy fog.
Sınırlı alanımız var.We have limited space.
Tom'un sinirli olduğundan oldukça eminim.I'm pretty sure Tom's nervous.
Oldukça sinirli görünüyorsun.You look pretty angry.
Sinirli olmamalısın.You shouldn't be nervous.
Sen sinirlisin, değil mi?You're nervous, aren't you?
Sinirli olmana gerek yok.You don't need to be nervous.
Sinirli olmak zorunda değilsin.You don't have to be nervous.
Sinirli miydin?Were you nervous?
Tom omzunun üzerinden sinirli şekilde baktı.Tom looked nervously over his shoulder.
Tom sinirli olarak ayağını vurdu.Tom tapped his foot nervously.
Tom çok sinirli.Tom is very nervous.
Tom sinirliydi.Tom was nervous.
Tom biraz sinirli, değil mi?Tom is a little nervous, isn't he?
Tom gerçekten sinirli, değil mi?Tom is really nervous, isn't he?
Tom oldukça sinirli, değil mi?Tom is pretty nervous, isn't he?
Tom çok sinirli, değil mi?Tom is very nervous, isn't he?
Tom sinirli, değil mi?Tom is nervous, isn't he?
Tom ne hakkında bu kadar sinirli?What's Tom so nervous about?
Tom çok sabırsız, sinirli bir kişi.Tom's a very impatient, angry person.
Bence tek dillilik çok sınırlı.I think that monolingualism is very limiting.
Tom açıkçası çok sinirli.Tom is obviously very nervous.
Tom sinirli ve korkuyor.Tom is nervous and scared.
Tom bunun hakkında hâlâ sinirli.Tom is still nervous about this.
Tom sinirli olmalı.Tom must've been nervous.
Tom sinirli olarak kapıyı açtı.Tom nervously opened the door.
Tom sadece sinirli, hepsi bu kadar.Tom is just nervous, that's all.
Tom sinirli ve korkmuştu.Tom was nervous and scared.
Sınırlı bir gezegende sınırsız bir büyüme olamaz.We cannot have infinite growth on a finite planet.
Sinirli olması gereken Tom.It's Tom who should be nervous.
Sinirli olmaya gerek yok.There's no need to be nervous.
Benim kelime hazinem sınırlı.My vocabulary is limited.
Tom gerçekten sinirli bir tip.Tom is a real hothead.
Tom sinirli görünüyordu.Tom seemed annoyed.
Tom oldukça sinirli görünüyordu.Tom seemed rather nervous.