Tom kolayca sinirleniyor gibi görünüyor.Tom seems to get angry easily.
Tom hiç sahnede sinirlenmiş gibi görünmüyor.Tom never seems to get nervous on stage.
Moğolistan'ın iki ülke ile sınırları vardır: Rusya ve Çin.Mongolia has borders with two countries: Russia and China.
İnsan bilgisinin sınırları nedir?What are the limits of human knowledge?
Sami güvenle Mısır sınırına geldi.Sami arrived safely on the Egyptian border.
Sami güvenli biçimde Mısır sınırına ulaştı.Sami arrived safely on the Egyptian border.
Sami sadece sinirliydi.Sami was just nervous.
Sami az önce sinirliydi.Sami was just nervous.
Sami son derece sinirliydi.Sami was extremely nervous.
Sami sinirlenmiş görünüyordu.Sami sounded upset.
Sinirli değildim.I wasn't annoyed.
Tom yapmamı istediğini şeyi yapmadığım için sinirlendi.Tom got angry because I wasn't doing what he asked me to do.
Tom, sınır dışı edilmeyeceğini umuyor.Tom hopes he won't be deported.
Tom, sınır dışı edilebileceğinden korkuyordu.Tom was afraid he might be deported.
Tom sınır dışı edilebileceğinden korkuyordu.Tom was afraid that he might get deported.
Fransızca kelime bilgim sınırlıdır.My French vocabulary is limited.
Tom sinirlendi mi?Did Tom get angry?
Tom'u çok sinirlendirmek için ne yaptın?What did you do to make Tom so angry?
Tom'u bu kadar sinirlendirecek ne yaptın?What did you do to make Tom so angry?
Sami sınırı aştı.Sami got across the border.
Tom sinirlendi ve Mary'ye vurdu.Tom got angry and hit Mary.
Sami'ye bir yıl sınırlama emri verildi.Sami was granted a one-year restraining order.
Sami, Leyla'yı çok sinirlendirdi.Sami made Layla so angry.
Sami gerçekten sinirlenmişti.Sami was actually annoyed.
Çok sınırlıdır.It's very limited.
Tom'un sinirleneceğine eminim.I'm sure that Tom will get angry.
Beni sinirlendiren şey bu.That's what's making me nervous.
Tom ve Mary sinirli gibi görünüyordu.It seemed Tom and Mary were nervous.
Tom ve Mary sinirli gibi görünüyor.It seems Tom and Mary are annoyed.
Ben ayrıldığımda Tom çok sinirliydi.Tom was really angry when I left.
Ben her zaman hız sınırının altında sürerim.I always drive below the speed limit.
Neredeyse sinir krizi geçirdim.I almost had a nervous breakdown.
Tom sınırdan otuz mil uzakta yaşıyor.Tom lives thirty miles from the border.
Lütfen sinirlenme.Please don't get angry.
Tom sinirleniyor, değil mi?Tom is getting angry, isn't he?
Tom ve Mary çok sinirli.Tom and Mary are very angry.
Tom'un sessizliği Mary'yi bile daha sinirli yaptı.Tom's silence made Mary even angrier.
Yaptığın şeyi yapmaya devam edersen, Tom sinirlenir.Tom is going to get angry if you keep doing what you're doing.
Onların bir saatlik zaman sınırı vardı.They had a one hour time limit.
Sami sinirlerimi tepeme çıkarıyordu.Sami was annoying the fuck out of me.
Sami sinirlerimi zıplatıyordu.Sami was annoying the fuck out of me.
Tom şu anda oldukça sinirli görünüyor.Tom seems pretty irritated right now.
Cezayir'in bir parçası olan Kabiliye'nin resmî sınırları yoktur.Kabylie, which is part of Algeria, has no official borders.
Tom sık sık sinir krizine giriyor.Tom often has temper tantrums.
Tom ve Mary sinirlendiler.Tom and Mary are annoyed.
Sinirimi bozma.Don't piss me off.
Müzik onun sinirlerini yatıştırdı.Music has settled her nerves.
Bahse girerim sinirlenecektir.I bet he will get mad.
Niye sinirlendi?Why did she become angry?
Cezayir, Libya'yla sınır komşusu.Algeria borders Libya.
Cezayir'in Libya'yla sınırı var.Algeria borders Libya.
Sınırların canı cehenneme!Down with borders!
Bunu duyup sinirlendi.He heard this and got angry.
Konuşma tarzı sinirimi bozdu.His way of speaking got on my nerves.
Onu bu kadar ne sinirlendirmişti?What made him so angry?
Konuşma tarzı sinirimi bozuyor.His way of talking gets on my nerves.
Türkiye sınırına doğru gidiyorlar.They are heading towards the boarder with Turkey.
O sınır bölgesi şu an tamamen dolu.That border area is now completely full.
Çabuk sinirlenir.She loses her temper easily.
Macaristan sınırlarını kapattı.Hungary closed its borders.