sınıfa ile cümle

sınıfa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Io classifico le persone in tre categorie: analfabeti, poco istruiti, e con un'istruzione superiore.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Jadi saya mengelompokkan orang menjadi 3 kelompok: tidak terdidik, sedikit terdidik, kelebihan didikan.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.저는 사람들을 세 종류로 나눕니다. 교육 받지 못한 사람, 교육을 덜 받은 사람, 과잉 교육을 받은 사람으로요.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Vậy nên, tôi phân loại họ thành ba dạng: không có học vấn, ít được giáo dục, có học vấn cao.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Итак, я разделяю людей на три типа: необразованные, слегка образованные и излишне образованные.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.אני מסווג אנשים לשלושה סוגים: לא משכיל, בעל השכלה מועטה, בעל השכלה עודפת.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.لذا قسمت الناس الى ثلاث: غير متعلمين ، متعلمين قليلا ، متعلمين زياده عن اللازم.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.教育を「受けていない」「少しだけ受けている」 「受けすぎている」タイプです 教育を少しだけ受けた 私がこう出来たのです 教育を受けすぎている皆さんは
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı."Amikor elérkezett az utolsó év, a tanárom nem vett komolyan.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Anh ta nói tiếp, "Khi tôi học 12, mấy giáo viên không coi trọng nghề đó.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.A pak říká, "když jsem chodil do posledního ročníku školy, mí učitelé mě nebrali vážně.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı."Cuando llegué al último año de la escuela, mis profesores no lo tomaban en serio.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Dan dia berkata, "Ketika saya hampir lulus, guru-guru saya tidak menganggap saya serius.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.E disse, "Quando arrivai agli ultimi anni della scuola, i miei insegnati non mi presero sul serio.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.En hij zei, "Toen ik in het laatste schooljaar zat, namen mijn docenten het niet serieus.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Et il a dit, "Quand je suis arrivé en Terminale, mes profs ne m'ont pas pris au sérieux.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı."Keď som chodil do vyššieho ročníka, učitelia ma nebrali vážne.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı."Kiedy kończyłem szkołę, nikt nie brał tego na poważnie.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.제가 고학년이 되었을 때 선생님은 그 걸 별로 대수롭지 않게 여겼어요.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı."Ko sem bil v zadnjem razredu šole, me učitelji niso jemali resno.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Och han sa, "När jag kom till sista året av skolan, så tog inte mina lärare det på allvar.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Og han sagde: "Da jeg kom til sidste år i skolen, tog mine lærere det ikke seriøst.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı."Quando cheguei ao último ano, "os professores não me levavam a sério.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Şi a zis, "Când am ajuns în anul final la școală, profesorii nu m-au luat serios.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Und er sagte: "Als ich ins letzte Schuljahr kam, nahmen meine Lehrer das nicht ernst.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Στις μεγαλύτερες τάξεις του σχολείου οι καθηγητές δεν με παίρναν στα σοβαρά.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.И той каза, "Когато бях в последната си година в училище, учителите ми не го приемаха на сериозно.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Когда же я перешёл в старшие классы, учителя не принимали это всерьёз.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.Коли я пішов у старші класи, мої вчителі не сприймали мій намір серйозно.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.והוא המשיך, "כאשר נכנסתי לשנת לימודים האחרונה בבית-ספר, מוריי לא התיחסו לזה ברצינות.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.وقال: "عندما وصلت إلى الصف الثاني عشر بالمدرسة، أساتذتي لم يأخذوا هذا على محمل الجد.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.先生方は私の進路希望を本気にしてくれませんでした」 「全然まともに取り合ってくれない先生がいて
Öğrenci, hazırlık eğitiminden sonra normal sınıfa devam eder.Därefter övergår eleven till en vanlig klass.
Öğrenci, hazırlık eğitiminden sonra normal sınıfa devam eder.Par la suite, l’élève est transféré dans une classe normale.
Öğrenci, hazırlık eğitiminden sonra normal sınıfa devam eder.Sen jälkeen oppilas siirtyy tavalliselle luokalle.
Öğrenci, hazırlık eğitiminden sonra normal sınıfa devam eder.После этого учащийся переходит в обычный класс.
Öğrenci, hazırlık eğitiminden sonra normal sınıfa devam eder.بعد ذلك ينقل الطفل إلى فصل دراسي عادي.
Öğretmenin sözleşmesinde, müdürün sınıfa gelme sayısı sınırlı tutulur -- bazen yılda bir kere.교사 고용 계약서를 보면, 교장이 교실에 들어가 볼 수 있는 숫자가 제한되어 있어습니다. 일년에 한번 내지 몇번 쯤으로요.
Öğretmenin sözleşmesinde, müdürün sınıfa gelme sayısı sınırlı tutulur -- bazen yılda bir kere.Ve smlouvě učitele existuje limit, kolikrát může ředitel přijít do hodiny -- někdy dokonce jen jednou za rok.
Öğretmenin sözleşmesinde, müdürün sınıfa gelme sayısı sınırlı tutulur -- bazen yılda bir kere.החוזה של המורה מגביל את מספר הפעמים שהמנהל יכול להיכנס לכיתה, אפילו לפעם בשנה.
Öğretmenin sözleşmesinde, müdürün sınıfa gelme sayısı sınırlı tutulur -- bazen yılda bir kere.校長の授業参観数は限られており、時にそれは 年に一度と限られていることもあります。 その上、参観には事前通告が必要とされています。
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk또 선생님에게 이렇게 말하곤했던 꼬마였어요. 선생님이 "여기 10문제를 푸세요." 라고 하면,
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi."Dovete risolvere questi 10 problemi", alla classe questo ragazzino cicciottello diceva, "Ce ne dia altri 10".
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi."Estão aqui 10 problemas", este rapaz gorducho dizia:
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi."Hier zijn 10 vraagstukken", er nog 10 bij vroeg.
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi.Na słowa nauczyciela: " Rozwiążecie 10 zadań " , ten mały grubasek mówił: " Poprosimy jeszcze 10 " .
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk '10 tane daha verin' derdi."Тут є 10 задачок", сказав, цей маленький товстий хлопчик сказав би:
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk"Aquí tienen 10 problemas"— este chico gordito decía:
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk"Itt van 10 feladat", ez a kövér kis fickó azt mondta:
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocukЛюбил говорить учителю, который задавал нам десять задач:
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocukאחד שהיה אומר למורה-- כשהמורה אמר לכיתה : "הרי לכם 10 בעיות "
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocukطفل قد يقول للمدرس-- عندما قال المدرس لطلاب الفصل: "هنا 10 مشاكل"
Öğretmen sınıfa 'İşte 10 tane problem.' dediğinde bu küçük şişman çocuk先生が10問出題すると 「あと10問だして」というような子供でした
Okulda çok sıkı çalıştım, ama sekizince sınıfa geldiğimde bir yol ayrımındaydım.학교에서 열심히 공부했지만, 8학년이 되자 중요한 시기가 찾아왔어요.
Okulda çok sıkı çalıştım, ama sekizince sınıfa geldiğimde bir yol ayrımındaydım.Am muncit mult la școală dar când am ajuns în clasa a 8-a, mi s-a hotărât soarta.
Okulda çok sıkı çalıştım, ama sekizince sınıfa geldiğimde bir yol ayrımındaydım.Dobrze się uczyłam. Ale kiedy byłam w ósmej klasie, zdarzyło się coś ważnego.
Okulda çok sıkı çalıştım, ama sekizince sınıfa geldiğimde bir yol ayrımındaydım.Eu trabalhei muito, na escola, mas a chegada ao 8.º ano foi um fator determinante.
Okulda çok sıkı çalıştım, ama sekizince sınıfa geldiğimde bir yol ayrımındaydım.Ich war sehr fleißig in der Schule, doch als ich in die achte Klasse kam, gab es einen entscheidenden Faktor.
Okulda çok sıkı çalıştım, ama sekizince sınıfa geldiğimde bir yol ayrımındaydım.Ik heb hard gewerkt op school, maar toen ik in de achtste klas zat, moest er een keuze worden gemaakt.
Okulda çok sıkı çalıştım, ama sekizince sınıfa geldiğimde bir yol ayrımındaydım.Jag jobbade hårt i skolan, men när jag gick i åttonde klass så var det något som inte gick att bortse från.

İlgili Sayfalar