sınıfa ile cümle

sınıfa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.Haluan lisätä jotkut tytöt niin, että suhde tulee Jokainen poika minulla on kaksi tyttöä.
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.Ik wil toevoegen sommige meisjes zodat de verhouding wordt voor elke jongen, ik heb twee meisjes.
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.Jeg vil tilføje nogle piger, således at forholdet bliver for hver dreng, jeg har to piger.
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.Je voudrais ajouter quelques filles ainsi le ratio devienne pour chaque garçon, j'ai deux filles.
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.여학생을 몇 명 더함으로써 그 비율이 남학생 한 명당 여학생 둘이 되게 하려고 합니다
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.Voglio aggiungere un po' di ragazze in modo che il rapporto diventi che per ogni ragazzo ho due ragazze.
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.Θα ήθελα να προσθέσω μερικά κορίτσια, έτσι ώστε ο λόγος γίνεται για κάθε αγόρι, έχω δύο κορίτσια.
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.Искам да добавя няколко момичета, за да стане отношението 2 момичета за всяко момче
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.Я хочу додати кількох дівчат, щоб співвідношення стало таким, щоб на кожного хлопця припадало по 2 дівчини.
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.اريد ان اضيف بعض الاناث حتى تصبح النسبة لكل ذكر، يكون لدي انثيين
Her bir erkek öğrenciye iki kız öğrenci düşmesi için sınıfa bir kaç kız almak istiyoruz.すべての男の子について、2人の女の子が いるようにします。 どのようにできるでしょう?
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Abia aşteptam să ajung în clasă.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Egyszerűen mindennap alig vártam , hogy beérjek az osztályterembe.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Hàng ngày, tôi không thể đợi để đến lớp học đó.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Ich konnte es kaum erwarten, jeden Tag in dieses Klassenzimmer zu kommen.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Ik kon niet wachten tot ik dagelijks dat klaslokaal in mocht.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.매일 매일 그 수업이 기다려졌습니다.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Mal podia esperar para ir para aquela aula todos os dias.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Nie mogłem się doczekać kolejnych zajęć.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Non vedevo l'ora di andare in quell'aula ogni giorno.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Tous les jours, j'étais impatient d'arriver dans cette salle de classe.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Varje dag så kunde jag inte vänta tills jag kom till det klassrummet.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Yo apenas podía esperar para ir a esa clase cada día.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Δεν κρατιόμουν να πάω για μάθημα.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Каждый день я ждал только того момента, когда окажусь в кабинете.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.Я щодня просто не міг дочекатися того уроку.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.בכל יום הייתי קצר-רוח להגיע לכיתה.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.لم أكن أستطيع أن أنتظر الدخول لتلك الغرفة كل يوم.
Her gün sınıfa gitmek için sabırsızlanıyordum.どうやって皆と友達になったかというと
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Cô bé này tình cờ lại là cô bé duy nhất trong làng được theo học đến lớp 9.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Denne pige var tilfældigvis den eneste pige i hele landsbyen, som havde klaret det til niende klasse.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Dieses Mädchen war zufällig das einzige Mädchen im ganzen Dorf, das es bis zur 9. Klasse geschafft hatte.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Dit meisje bleek het enige meisje te zijn in het hele dorp dat de middelbare school had gehaald.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Esa niña resultó ser la única en toda la aldea que había llegado al noveno grado.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Essa rapariga era a única, em toda a aldeia, a ter conseguido estudar até ao 9º ano.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Kiderült, hogy ez a lány az egyetlen lány az egész faluban, akinek sikerült befejeznie az általános iskolát.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.그 소녀는 그 마을 전체에서 중학교를 마친 유일한
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.La ragazza era l'unica ragazza di tutto il villaggio che era arrivata alla prima superiore.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Okazało się, że to jedyna dziewczynka w wiosce, której udało się dotrwać do dziewiątej klasy.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.S-a întâmplat ca acea fată să fie singura fată din întregul sat care reuşise să ajungă în clasa a noua.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Αυτό το κορίτσι έτυχε να είναι το μόνο κορίτσι σε ολόκληρο το χωριό που είχε φτάσει έως την ένατη τάξη.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Момичето беше единственото момиче в цялото село, което беше учило до девети клас.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Так сталося, що ця дівчина була єдиною дівчиною в цілому селі, яка довчилася до дев'ятого класу.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.Эта девочка была единственной во всей деревне, кто доучился до девятого класса.
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.הילדה הזו היתה הילדה היחידה בכל הכפר שהצליחה להגיע
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.وقد تصادف أن تكون هذه الفتاة الفتاة الوحيدة في القرية بأكملها التي قد استطاعت الوصول
Her nasılsa bu kız bütün köyün dokuzuncu sınıfa kadar okumayı başarmış tek kız çocuğuydu.その村全体でただ一人 9年生に上がった 少女でした
Hükmeden sınıfa karşın değildir yada işgal edilen tarafa, yada sömürgecilere.Het is niet tegen de heersende klasse of de bezetters of de kolonisten.
Hükmeden sınıfa karşın değildir yada işgal edilen tarafa, yada sömürgecilere.이것은 지배계급이 아닙니다. 혹은 정복자거나 식민개척자들도 아니죠
Hükmeden sınıfa karşın değildir yada işgal edilen tarafa, yada sömürgecilere.Δεν είναι η άρχουσα τάξη ή οι εισβολείς ή οι αποικιοκράτες.
Hükmeden sınıfa karşın değildir yada işgal edilen tarafa, yada sömürgecilere.אין כאן מעמד שליט או כובשים או מתיישבים שהגיעו מעבר לים,
Hükmeden sınıfa karşın değildir yada işgal edilen tarafa, yada sömürgecilere.ليست ضد الطبقة الحاكمة, أو المحتلين أو المستعمرين,
Hükmeden sınıfa karşın değildir yada işgal edilen tarafa, yada sömürgecilere.植民地支配者に対する戦いではありません これは私達の意識の奥深くに根付いた、
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Clasifico a las personas en tres grupos: sub-instruidos, poco instruidos y sobre-instruidos.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Dělím lidi do tří skupin: nevzdělaní, trochu vzdělaní, příliš vzdělaní.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Donc, je classe les gens en trois catégories : les illettrés, les sous-éduqués, les sur-éduqués.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Dzielę ludzi na trzy grupy: niewykształceni, z małym wykształceniem i nadwykształceni.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Eu clasific oamenii în trei grupuri: needucați, puțin educați, supra-educați.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Ich teile die Leute in drei Gruppen ein: ungebildet, ein wenig gebildet, übergebildet.
İnsanları üç ayrı sınıfa ayırıyorum: eğitimsiz, az eğitimli ve fazladan eğitimli.Ik verdeel mensen in drie soorten: ongeschoold, beetje geschoold, overgeschoold.

İlgili Sayfalar