sıklıkla ile cümle

sıklıkla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Boğaz pastilleri (öksürük ilacı) kısa süreli olarak ağrıyı gidermekte sıklıkla kullanılır.Hagyományosan a füge tejnedvét (latex) külsőleg kisebb fájdalmak enyhítésére használják.
Bu adı, o zamanlar sıklıkla yapıldığı gibi, şehrin beyzbol takımının adından almıştır.A csapat nevét a város hasonló nevű baseball csapata után kapta.
Sıklıkla, hatalı bir şekilde, harfin işaret ettiği ses ka denilerek isimlendirilir.Az együttes neve elé gyakran – helytelenül – The névelőt írnak.
Nümerik analiz sıklıkla bilimsel hesaplama matematiği olarak adlandırılır.Az intelligens tervezést gyakran tudományosnak hangzó keresztény kreacionizmusnak nevezik.
14/88, neo-Nazilerin sıklıkla kullandığı bir fonetik selamlaşmadır.A skinheadek, neonácik kedvelt száma, amit gyakran szoktak 14/88 formában használni.
Endonezya mutfağının en önemli karakteristiklerinden biri de yerfıstığı sosunun çok sıklıkla kullanımıdır.A jogur konyha további nevezetessége a tésztafélék gyakori használata.
Sıklıkla geçici bilinç kaybına neden olur.Gyakran eszméletvesztéssel is jár.
Divan edebiyatında, istidrâk sanatını Nef'i sıklıkla kullanmıştır.Rendszeresen közölt kórusműveket a Művelődési Útmutató, ill.
Hikâye sıklıkla sadece Maymun (Monkey) veya Maymun Kral (Monkey King) olarak da anılır.Gyakran nevezik még „Hattyúkirálynak”, vagy „der Märchenkönig”-nek, azaz „Mesekirálynak” is.
Bunun yanında tavuk eti de sıklıkla kullanılır.Néhány alkalommal még sült csirkét is fogyasztottak.
Sıklıkla dikenlerin çevresinde kümeler oluştururlar.A sírok körül gyakran szarvasmarhákat is eltemettek.
Sıklıkla bu bölgede ormanaltındaki bitkileri ezerek oluşturdukları patikalarda dolaşırlar.Ezek mellett gyakran adott fel fát az erdészet bizonyos állomásokon.
Deniz mahsülü yemekleri içinde çeşitli balıklar (çoklukla tütsülenmiş), midye ve karides sıklıkla kullanılır.Ünnepek alkalmával gyakoriak a tenger gyümölcseiből készült ételek (kagylók, rákfélék).
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.Gyakran ideges, amikor problémát kell megoldani.
Sıklıkla buna ‘asenkron’ sistem denir.Emiatt inkább 'évadnak' szokták hívni.
Şive kavramı ile lehçe ve ağız kavramları sıklıkla karıştırılmaktadır.A mindennapi szóhasználatban gyakran keveredik a számla és a nyugta fogalma.
Albümün teklileri "There There", "Go to Sleep" ve "2+2=5" radyolarda sıklıkla çalındı.Albumin singlejä ”There There”, ”Go to Sleep” ja ”2+2=5” soitettiin paljon modern rock -radioasemilla.
Günümüz İngilizcesinde bilyon (billion) sıklıkla milyar anlamında kullanılmaktadır.Englannin kielessä biljoonasta käytetään usein sanaa trillion.
Ayrıca Hubei sıklıkla Balık ve Pirinç memleketi olarak da anılır.Hubeita nimitetään myös kalan ja riisin kotipaikaksi.
Sıklıkla evlerin içinde veya pencerelerde, evdeki ışığa gelen böcekleri yerken görülebilir.Niitä löydetään usein ikkunoista ja talojen sisältä syömässä valon houkuttelemia hyönteisiä.
Fakat terim sıklıkları illa ki en iyi metin temsili değildir.Monesti yksinkertaisimmat menetelmät eivät kuitenkaan tuota parasta mahdollista lopputulosta.
Antibiyotikler ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır.Antibiootteja käytetään yleisesti toissijaisten bakteeri-infektioiden ennaltaehkäisyyn.
Sıklıkla, ikisi birlikte gerçekleşir.Usein molempia tapahtuu samanaikaisesti.
Jaguar çağdaş kültürde sıklıkla karşılaşılan bir semboldür.Jaguaaria käytetään laajasti symbolina nykyajan kulttuurissa.
Kuzey Yarımküre'nin ılıman bölgelerinde sıklıkla görülür.Tavataan harvoin pesimäalueiden pohjoispuolella.
İttifaklar sıklıkla yer değiştiriyordu.Perhe vaihtoi asuinpaikkaa usein.
Beraber sıklıkla konserlere, tiyatrolara ve konferanslara katıldılar.Usein he kävivät myös yhdessä konserteissa, teattereissa ja yliopiston luennoilla.
Sıklıkla süsler veya diğer sanatsal heykeller içerir.Usein se sisältää patsaita tai muita ornamentteja.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Se elää usein melko syvällä.
Türkiye'de sıklıkla İngilizce orijinal adı Fiber Reinforced Polymers/Plastic (FRP) ile de anılmaktadır.Usein lujitemuoveista käytetään englannin kielestä tulevia lyhenteitä: "Fibre-reinforced plastic" on FRP.
Sıklıkla günde 18 saat çalıştığı söylenir.Se ilmestyy 18 kertaa vuodessa.
Çağdaş doğum günü kutlamalarında mumlarla süslenmiş yaş pastaya sıklıkla rastlanır.Lasten syntymäpäiväkakkuihin on tapana laittaa kynttilöitä täytettävien vuosien mukaan.
Sarri sigara tiryakısı olarak bilinir ve maç sürecinde sıklıkla sigara içer.Gomez polttelee usein sikareita ja hän on ammatiltaan asianajaja.
Sıklıkla gözlemleri, olaylara kendi tanıklığı olarak deneyimlerine dayanır.Hänen kirjoituksensa perustuivat useimmiten hänen omiin silminnäkijähavaintoihin eri tapahtumista.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Niitä voidaankin pitää elävinä fossiileina.
WPA protokolü IEEE 802.11i standardını sıklıkla uygular.Käytössä oleva protokolla perustuu IEEE 802.11 -standardiin.
Sıklıkla iki ile dört kadar yavru dünyaya gelir.Pentuja syntyy tavallisesti kahdesta neljään.
Türkçede Roman sözcüğü de sıklıkla Çingene anlamında kullanılır.Romanit itse käyttävät itsestään joskus sanaa mustalainen.
Sıklıkla özel konularda araştırma yapmak için oluşturulurlar.Toisinaan asemilla suoritetaan erikoistutkimuksia.
Tüm dünyada sıklıkla görülen bir hastalıktır.Maailmanlaajuisesti sairaus on äärimmäisen harvinainen.
Sıklıkla İngiltere'nin ulusal şairi ve "Avon'un Ozanı" olarak anılır.Wergelandia kutsutaan usein Norjan "kansallisrunoilijaksi".
Dişi kondor sıklıkla tek bir beyaz yumurta bırakır.Aitosudenkorennot munivat usein suuren määrän vapaita munia.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.Tähän vaikuttavat usein etniset tai muut sosiaaliset tekijät.
Kesme hatası, sıklıkla ayrıklaştırma hatasını da içerir.Itse virhefunktion lisäksi usein tulee vastaan myös virhefunktion komplementti.
Big Show, boyutları dolayısıyla sıklıkla André ile karşılaştırılıyordu.Pelityylinsä vuoksi häntä verrataan usein Andrea Pirloon.
Siyah gergedan, sıklıkla yakın akrabası beyaz gergedan (ceratotherium simum) ile karıştırlır.Ulkonäöltään se sekoitetaan usein australiansuohaukkaan (Circus approximans).
Buna benzer örnekler F1 tarihi boyunca sıklıkla görülmektedir.Tämä on ainoa kerta, kun näin on kenellekään F1:ssä käynyt.
Sıklıkla sarımsı kahverengi ya da gümüş-gri olurlar.Väriltään lajit ovat usein punertavia tai hopeanharmaita.
Açıkça ifade ettiği eşcinsel eğilimleriyle tanınırdı ve sıklıkla uyuşturucularla ilgili deneyimlerini yazardı.Hän oli avoimesti homoseksuaalinen ja kuvasi aihetta usein teoksissaan.
Hem klasik, hem de neo-noir filmler sıklıkla bağımsız filmler olarak karşımıza çıkarlar.Συνήθως, και οι κλασικές και οι νεο-νουάρ ταινίες είναι ανεξάρτητες.
Sıklıkla İngiltere'nin ulusal şairi ve "Avon'un Ozanı" olarak anılır.Συχνά αποκαλείται εθνικός ποιητής της Αγγλίας και «Βάρδος του Έιβον».
Sıklıkla evlerin içinde veya pencerelerde, evdeki ışığa gelen böcekleri yerken görülebilir.Μπορεί να βρεθούν σε παράθυρα ή ακόμη και μέσα στα σπίτια, τρώγοντας έντομα που παρασύρονται από το φως.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Τα συναισθήματα παρεμβαίνουν συχνά.
Sıklıkla çok dik vaziyette durur.Είναι αρκετά συχνά σε ενυδρεία.
İkincil metabolit sıklıkla filogenetik grubundan dar bir küme tarafında kısıtlanır.Το πολωτικό φίλτρο είναι πάντα ενεργό σε κάποιο επίπεδο πόλωσης.
Perimenopoz sırasında, şiddeti azalmadan önce belirtileri sıklıkla daha kötüye gider.Κατά την περιεμμηνόπαυση, τα συμπτώματα συχνά επιδεινώνονται πριν υποχωρήσουν.
Sıklıkla asılı kalarak, bazen süzülerek avlanır.Για να βοηθηθούν στο κυνήγι μερικές φορές καμουφλάρονταν.
Mısır metinleri sıklıkla tanrıların gerçek biçimlerinden "gizemli" olarak söz eder.Τα αιγυπτιακά κείμενα συχνά αναφέρονται στην αληθινή, κρυμμένη, μορφή ως «μυστηριώδης».
Aile sıklıkla kamu yardımlarına muhtaçtı.Η οικογένεια ζει με τη βοήθεια της πρόνοιας.
Capra'nın sıklıkla bu filminin en sevdiği filmi olduğunu söylediği rivayet edilir.Ο Καζάν δήλωσε πολλές φορές ότι η συγκεκριμένη ήταν η αγαπημένη του ταινία.

İlgili Sayfalar