sığ ile cümle
sığ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Burada sigara içmeyin.Don't smoke here.
Simone Signoret bir Fransız aktristi.Simone Signoret was a French actress.
Bu garaja kaç tane araba sığabilir?How many cars can this garage hold?
Günde kaç tane sigara içersin?How many cigarettes do you smoke per day?
Bu tek bir diskete sığar.It fits on a single floppy disk.
Bu tren istasyonunda sigara içmeye izin verilmez.No smoking is allowed at this train station.
Endişelenme. Sigortam var.Don't worry. I have insurance.
Sigara içilmez!No smoking!
Sigara mı içiyordun?Have you been smoking?
Ben biraz kurutulmuş tuzlu sığır eti buldum.I found some dried salted beef.
Sigarayı bırakmak kolaydır. Bunu yüzlerce kez yaptım.It's easy to quit smoking. I've done it hundreds of times.
Onun sığır olduğunu söyledin. Ancak, sanırım o domuz.You said it was beef. However, I think it's pork.
Polis, Tom'un cesedin ahırın arkasındaki sığ bir mezarda buldu.The police found Tom's body in a shallow grave behind the barn.
Ben sigarayı bırakmaya çalışıyorum.I've been trying to quit smoking.
Tom'un sigarayı bıraktığını düşündüm.I thought Tom had quit smoking.
Sigara içmeyi bırak. Sen bağımlısın.Stop smoking. You're addicted.
Sen buranın içinde sigara içemezsin.You can't smoke in here.
Sadece içtiğim zaman sigara içerim.I only smoke when I drink.
Tom'un sigara içmeyi bıraktığını düşündüm.I thought Tom had stopped smoking.
Ben sigarayı bırakacağını düşündüm.I thought you'd quit smoking.
1500 baş sığırım var.I have 1,500 head of cattle.
Tom ve ailesi bu haftanın başlarında 20 baş sığır sattı.Tom and his family sold 20 head of cattle earlier this week.
O çiftlikte yaklaşık 500 baş sığır vardır.There are about 500 head of cattle on that ranch.
On baş sığırımız var.We have ten head of cattle.
Babam sağlığı için sigara içmekten vazgeçti.My father has quit smoking for his health.
Babam sağlığı uğruna sigarayı bıraktı.My father has quit smoking for the sake of his health.
Babam sağlığı için sigarayı bıraktı.My father gave up smoking for his health.
Tom günde iki paket sigara içerdi.Tom used to smoke two packs of cigarettes a day.
Tom'un karısı o, oturma odasında sigara içtiğinde bundan hoşlanmıyor.Tom's wife doesn't like it when he smokes in the living room.
Sigaraları azaltmak yerine neden sadece onları bırakmıyorsun?Instead of cutting down on cigarettes, why don't you just give them up?
Sigara içmek artık tüm iç hat uçuşlarında yasak.Smoking is now prohibited on all domestic flights.
Tom, Mary'nin onu sigara içerken görmesini istemedi.Tom didn't want Mary to see him smoking.
O sigarayı söndürmeni istiyorum.I want you to put out that cigarette.
Sigaranı söndürmeni istiyorum.I want you to put out your cigarette.
Sigarayı bıraktığım için çok daha iyi hissediyorum.Since having given up smoking, I feel much better.
Ben sağlık sigortamı kaybettim.I lost my health insurance.
Sağlık sigortası olmayan kaç kişi tanıyorsun.How many people do you know that don't have health insurance?
Sigara içmek iğrenç kokuyor.Smoking stinks.
Ben sigara içmeyi bir yıl önce bıraktım.I quit smoking a year ago.
Sigarayı bıraktı ve koşmaya başladı.He stopped smoking and started running.
O, sigara içmeyi bıraktı ve koşmaya başladı.He stopped smoking and started running.
Sigara içmeyi bıraktı ve koşuya başladı.He stopped smoking and started running.
Lütfen bu odada sigara içmesen.Would you please not smoke in this room?
"Sen sigara içmeyi bilmiyor musun?" "Elbette sigara içmeyi biliyorum!""You don't know how to smoke?" "Of course I know how to smoke!"
O, sigara içmeyen biri.He's a nonsmoker.
Anne babam beni sigara içerken yakaladı.My parents caught me smoking.
Tom sığ.Tom is shallow.
Sen sığsın.You're shallow.
Sen sigortasızsın.You're uninsured.
Tom sigortasız.Tom is uninsured.
Biz sigortasızız.We're uninsured.
Tom sigara içiyordu.Tom was smoking.
Biz sigara içmeyiz.We're nonsmokers.
Sigortam var.I have insurance.
Buradaki hiç kimse sigara içmez.Nobody here smokes.
Ne kadar yangın sigortanız var?How much fire insurance do you have?
Kısa devre bir sigortayı patlattı.The short circuit blew a fuse.
Sen sığır eti mi domuz eti mi istersin?Do you want beef or pork?
Sigaram için bana bir ateş ver.Give me a light for my cigarette.
O, kaza sigortası satın aldı.He took out accident insurance.