sığır ile cümle

sığır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Doğuda Fırattan çöle kadar uzanan topraklara yayıldılar. Çünkü Gilat bölgesinde sığırları çoğalmıştı.又 向 東延 到 伯拉河 這邊 的 曠野 、 因為 他 們在 基列 地 牲畜 增多
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.A kéz jönnek be főtt só marha-és almabor és az indiai kenyeret.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.As mãos estão chegando à carne sal cozido e maçã e pão indiano.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Các tay vào thịt bò muối, đun sôi và rượu táo và bánh mì Ấn Độ.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.De handen komen in om gekookt zout vlees en cider en Indiase brood.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Die Hände werden in zu gekochtem Pökelfleisch und Apfelwein und indisches Brot kommen.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Hænderne kommer ind på kogt salt oksekød og cider og indisk brød.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Händerna kommer in till kokt salt kött och cider och indiska bröd.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Kädet ovat tulossa sisään keitettyä suolaa naudanlihan ja siideri ja Intian leipää.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.바늘이 삶은 소금 쇠고기와 음료수 인도 빵에오고있다.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Las manos están llegando a la carne salada hierve y la sidra y el pan indio.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Le mani sono in arrivo alla carne di manzo salata e lessate sidro e il pane indiano.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Les mains sont à venir pour le boeuf salé cuit et le cidre et le pain indien.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Mâinile sunt vin pentru carnea de vită fiartă şi sare cidru de mere şi pâine indiană.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Ręce idą w celu gotowana wołowina soli i cydr i indyjski chleb.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Roke prihajajo se v kuhana govedina sol in jabolčnik in indijski kruh.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Ruce jsou na cestě do soli vařené hovězí maso a jablečného moštu a indický chléb.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Ruky sú na ceste do soli varené hovädzie mäso a jablčného muštu a indický chlieb.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Tangan yang datang untuk daging sapi rebus garam dan sari dan roti India.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Τα χέρια έρχονται για να βραστό βοδινό κρέας αλάτι και μηλίτη και της Ινδίας ψωμί.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Руки, поступающими в вареной говядины соль и сидра и индийского хлеба.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Руки, які надходять в вареної яловичини сіль і сидру та індійського хліба.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Ръцете са в варено говеждо месо, сол и сайдер и индийски хляб.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.הידיים באים כדי לבשר מלח מבושלים סיידר לחם הודי.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.يد تأتي في لحوم البقر الملح المغلي وعصير التفاح والخبز الهندي.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.なぜ男性はそう自分自身を心配するのだろうか?食べていない彼は仕事する必要はありません。
En kalitelisinden sığır filetosu.C'est le meilleur faux-filet.
En kalitelisinden sığır filetosu.El mejor solomillo.
En kalitelisinden sığır filetosu.Hoogste kwaliteit lendestuk.
En kalitelisinden sığır filetosu.Lombata di prima scelta.
En kalitelisinden sığır filetosu. Vay!Muşchi de vacă de cea mai bună calitate.
En kalitelisinden sığır filetosu. Vay!-Samo izbrano.
En kalitelisinden sığır filetosu.Κόντρα φιλέτο βέλτιστης ποιότητας.
En kalitelisinden sığır filetosu.Самое высокосортное.
En kalitelisinden sığır filetosu.أجود أنواع اللحم
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Allevavano bovini su quella che prima era essenzialmente una zona paludosa.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı. Bunu araziyi kurutarak yapıyorlardı.Εκτρέφαν βοοειδή σ'αυτούς τους, επί το πλείστον, υγροβιότοπους αφού αποξήραναν τη γη.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Chovali krávy v místě, kde byly v podstatě mokřiny.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Criavam gado bovino, naquilo que era basicamente uma zona húmida.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.De födde upp nötkreatur på vad som var mestadels våtmarker.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Ei creşteau vite în zona care era de fapt o mlaştină.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Họ đã chăn bò trên một vùng mà thật ra là các khu đầm lầy.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Hodowali tam bydło. W zasadzie były tam bagna, które osuszyli.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Ils élevaient des bovins de boucherie sur ce qui était essentiellement des marécages.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.실질적으로 습지인 곳인데 여기서 소를 사육했죠.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Marhákat tenyésztettek a lápon.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Mereka memelihara sapi pedaging di tempat yang pada intinya adalah rawa.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Que también criaban vacas en lo que eran esencialmente llanuras húmedas.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Sie züchteten Fleischrinder auf dem, was im Grunde Feuchtgebiete waren.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Ze fokten runderen op wat eigenlijk drasland was.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Они выращивали крупный рогатый скот на земле, которая, фактически, была болотом.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.Те отглеждали говеда в тази предимно заблатена местност.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.הם גידלו בקר על מה שהיה למעשה ביצות.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.كانوا يربون فيها الماشية .. على ما كان سابقاً أرضٌ رطبة
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.もともとは 湿地帯だったものを 干拓したんだ
esenlik kurbanı olarak sunulan sığırda olduğu gibi ayıracak. Bunları yakmalık sunu sunağı üzerinde yakacak.A miképen kiszedik a hálaáldozatra való tulokból; és füstölögtesse el azokat a pap az égõáldozatnak oltárán.
esenlik kurbanı olarak sunulan sığırda olduğu gibi ayıracak. Bunları yakmalık sunu sunağı üzerinde yakacak.assim como se tira do boi do sacrifício pacífico; e o sacerdote os queimará sobre o altar do holocausto.
esenlik kurbanı olarak sunulan sığırda olduğu gibi ayıracak. Bunları yakmalık sunu sunağı üzerinde yakacak.cum se iau de la viţelul adus ca jertfă de mulţămire, şi să le ardă pe altarul pentru arderile de tot.
esenlik kurbanı olarak sunulan sığırda olduğu gibi ayıracak. Bunları yakmalık sunu sunağı üzerinde yakacak.Farà come si fa per il giovenco del sacrificio di comunione e brucerà il tutto sull'altare degli olocausti
esenlik kurbanı olarak sunulan sığırda olduğu gibi ayıracak. Bunları yakmalık sunu sunağı üzerinde yakacak.gleichwie er's abhebt vom Ochsen im Dankopfer; und soll es anzünden auf dem Brandopferaltar.

İlgili Sayfalar