sığır ile cümle
sığır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sığır serbestleştirilmesinin kesin sonucu ortaya çıkmadan önce dört yıl olacak.It will be four years before the definite result of beef liberalization emerges.
Sığır, lütfen.Beef, please.
Ben sığır yetiştiriyorum.I raise cattle.
Sığırlar otla beslenirler.Cattle feed on grass.
Sığırlar kırsalda otlanıyorlar.Cattle were grazing in the field.
Kıtlıktan dolayı sığır açlıktan öldü.Because of the famine, the cattle starved to death.
Sığır açlıktan dolayı öldü.Because of the famine, the cattle starved to death.
Kıtlıktan dolayı sığırlar açlıktan öldü.Because of the famine, the cattle starved to death.
Ben sığır yetiştiririm.I rear cattle.
Sığır açlıktan ölüyordu.The cattle starved to death.
Onların sığırlarının hepsi şişman.Their cattle are all fat.
Biraz daha sığır eti ister misiniz?Would you like some more beef?
Sığır straganofu yapmayı biliyorum.I know how to make beef stroganoff.
Sığır güvecini nasıl seversin?How do you like your beef stew?
Sığırlar damgalarla işaretlenirler.The cattle are marked with brands.
Bu sığır eti yumuşak.This beef is tender.
Bu sığır eti çok güzel ve yumuşaktır.This beef is very nice and tender.
Bu sığırın poundu dört dolar.This beef is four dollars per pound.
Pratik olarak, her iki konuk için bir kilo sığır eti planlamalısınız.As a rule of thumb, you should plan on one pound of beef for every two guests.
Bir kovboy sığırları otlağa götürüyor.A cowboy is driving cattle to the pasture.
On tane sığırımız var.We have ten cattle.
Afrika Avrupa'ya sığır eti ihraç ediyor.Africa is exporting beef to Europe.
Ben de sığır eti istiyorum.I want beef, too.
Koyunu sığıra tercih ederim.I prefer mutton to beef.
Büyük çiftliklerde sığırlar genellikle damgalarla işaretlenirler.On large farms, cattle are usually marked with brands.
Orta Amerika'da, ormanların yerini sığır çiftlikleri alıyor.In Central America, forests are replaced by cattle ranches.
Japonlar Britanyalılardan daha fazla sığır eti yer.The Japanese eat more beef than the British do.
O, sığır ve atları besler.He breeds cattle and horses.
O, nasıl sığır yetiştireceğini öğrendi.He learned how to raise cattle.
O, satmak için sığır besler.He breeds cattle for market.
Çiftliğinde sığır besliyor.He is breeding cattle on his farm.
O at ve sığır yetiştiriyor.He raises horses and cattle.
Babamın bir çiftliği ve cins sığırları ve atları var.My father has a ranch and breeds cattle and horses.
Bugün bir sığırcık gördüm.Today, I saw a starling.
Kurutulmuş tuzlanmış sığır etin var mı?Do you have dried salted beef?
Onlar atları ve sığırları çaldı.They stole horses and cattle.
O, besi sığırı yetiştirmeye başladı.He began to raise beef cattle.
Gittikçe daha fazla insan sığır yetiştirmeye başladı.More and more people began raising cattle.
Bu gece hangisini yemeyi tercih edersin, sığır eti veya domuz?Which would you rather eat tonight, beef or pork?
Tom sığır eti sevmez.Tom doesn't like beef.
Tom biraz bozulmuş sığır eti yediği için öldü.Tom died because he had eaten some contaminated beef.
Ve sonra o, sığırları, koyunları ve tapınağın dışındaki herkesi kovaladı.And then, he chased the cattle, the sheep and everyone out of the temple.
Onların işi sığır beslemektir.Their job is to feed the cattle.
Ben biraz kurutulmuş tuzlu sığır eti buldum.I found some dried salted beef.
Onun sığır olduğunu söyledin. Ancak, sanırım o domuz.You said it was beef. However, I think it's pork.
1500 baş sığırım var.I have 1,500 head of cattle.
Tom ve ailesi bu haftanın başlarında 20 baş sığır sattı.Tom and his family sold 20 head of cattle earlier this week.
O çiftlikte yaklaşık 500 baş sığır vardır.There are about 500 head of cattle on that ranch.
On baş sığırımız var.We have ten head of cattle.
Sen sığır eti mi domuz eti mi istersin?Do you want beef or pork?
Onun iki yüz baş sığırı vardı.He had two hundred head of cattle.
Köpekler sığırları gütmeye yardım eder.The dogs help herd the cattle.
Sığırlarının serbestçe başıboş gezinmelerine izin vermemeleri teşvik edildi.They were encouraged not to let their cattle roam freely.
Tavuk eti yerine sığır eti sipariş etmeni öneririm.I'd suggest you order beef instead of chicken.
Tom sığır almamı istemesine rağmen ben tavuk aldım.I bought chicken, even though Tom wanted me to buy beef.
Öğle yemeği için sığır eti güveç yedim.I had beef stew for lunch.
Norveç'in çok sayıda boş sığır ahırları var.Norway has many old empty cattle sheds.
Masai insanları, süt ve sığır kanının bir karışımını içerler.The Masai people drink a mixture of milk and cattle blood.
Biz sığırlar satın aldık ve onları kestik.We buy the cattle and slaughter them.
Sığır eti iyidir.This beef is good.