süveter ile cümle

süveter kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Gün daha serin olduğu için bir süveter giymek zorunda kaldım.As the day got cooler, I had to put on a sweater.
Lütfen bana, yeni elbiseme uyan bir süveter seçmede yardım et.Please help me pick out a sweater which matches my new dress.
Erkek arkadaşı için bir süveter örüyor.She is knitting a sweater for her boyfriend.
O, ona bir süveter aldı.She bought him a sweater.
O bir yün süveter giyiyor.He is wearing a wool sweater.
Onun süveteri ne renk?What color is his sweater?
Bunu süveteri nasıl buldun?How did you find this sweater?
Bu süveteri dün satın aldım.I bought this sweater yesterday.
Ben her zaman o süveteri sevdim.I always liked that sweater.
Kırmızı süveterimi neredeyse hiç giymem.I hardly ever wear my red sweater.
Tom kırmızı bir süveter giyiyor.Tom is wearing a red sweater.
Mary Tom'a bir süveter ördü.Mary knit Tom a sweater.
Süveterini beğeniyorum.I like your sweater.
Mary bir süveter örüyor.Mary is knitting a sweater.
Bu sabah kendime bir süveter aldım.I bought myself a sweater this morning.
Mary Tom için bir süveter ördü.Mary knitted a sweater for Tom.
Mary, Tom için bir süveter ördü.Mary knitted a sweater for Tom.
Bugün bir süveter giymeyi planlamıyorum.I'm not planning to wear a sweater today.
Leyla uzun bir süveter giyiyordu.Layla was wearing a long sweater.
Gerçekten Tom'a bir süveter örüyor musun?Are you really knitting Tom a sweater?
Tom mavi süveteri satın alacak.Tom is going to buy the blue sweater.
Tom mavi bir süveter alacak.Tom is going to eventually do that.
Tom süveterini çıkardı ve beline bağladı.Tom took off his sweater and tied it around his waist.
Bu mor süveteri alacağım.I'm going to buy this purple sweater.
Mor bir süveter satın almak istiyorum.I want to buy a purple sweater.
O süveteri beğeniyorum.I like that sweater.
Tom bir süveter örüyor.Tom is knitting a sweater.
Yeşil bir süveter giymiş ve yolcu tarafındaki arka koltukta oturur.She is in a green sweater and sits in the backseat on the passenger side.
Yeşil süveterli kız - eğlenceli olandı.The green sweater girl—fun and frolic-y.
O, ona bir süveter aldı.Вона купила для нього светр.
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Du kan köpa tröjan, men du får inte tala om för någon att du äger den, och du får inte sälja den".
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Je mag de trui kopen, maar je mag niemand vertellen dat je hem bezit en je mag hem niet verder verkopen".
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın."당신은 스웨터를 살 수 있습니다 그러나 당신은 당신이 스웨터를 소유하고 있다고 아무에게도 말하면 안됩니다 또한 되팔수도 없지요
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Máte možnost koupit si mikinu, ale nesmíte nikomu říct, že ji vlastníte, a nemůžte ji znova prodat."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Mira, puedes comprar el suéter pero no puedes decirle a nadie que te pertenece y no puedes revenderlo".
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Nézze, megveheti a pulcsit, de nem mondhatja el senkinek, hogy az öné, és nem is adhatja el."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Poglejte, lahko kupite pulover, ampak nikomur ne smete povedati, da ga imate in ne smete ga prodati naprej."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Potete comprare il maglione, ma non potete dire a nessuno che l'avete voi, e non potete rivenderlo".
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Se, du kan købe sweateren, men du kan ikke fortælle nogen at du ejer den, og du kan ikke sælge den videre."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Thế này nhé, giả sử bạn có thể mua cái áo len ấy, nhưng bạn không thể kể với ai, cũng không bán lại được."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Uite, poți cumpăra puloverul, dar nu poți spune nimănui că îl ai. și nu îl poți vinde mai departe."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Você pode comprar a camisola, mas não pode dizer a ninguém que a ganhou, e não a pode vender."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Voit ostaa paidan, mutta et voi kertoa siitä kellekään, etkä voi myydä sitä eteenpäin."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Zobacz, możesz kupić ten sweter, ale nikomu nie możesz powiedzieć, że go masz i nie możesz go odsprzedać."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""Вы можете купить свитер, но не можете сказать никому, что вы его купили, и его нельзя перепродать".
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın.""תראו, אתם יכולים לקנות את הסוודר, אבל אתם לא יכולים לומר לאף אחד שהוא ברשותכם, ואתם לא יכולים למכור זאת שוב."
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın."" سئلنا هل تشترون سترة لشخصية شهيرة ولكن دون أن تخبروا احدهم عن شرائكم لها كما انكم لا تستطيعون اعادة بيعها "
" Bak, süveteri satın alabilirsin, ama hiç kimseye sana ait olduğunu söylemeyeceksin ve onu satmayacaksın."誰にも言ってはダメで 売ることも禁止」と言いました そうすると価値が下がります
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Dostałam od wujka piękny niebieski sweter; przynajmniej wydawał mi się piękny.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.에드 삼촌한테 아름다운 파란 스웨터를 받았습니다. 적어도 저는 그 스웨터가 아름답다고 생각했지요.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Mein Onkel Ed schenkte mir einen wunderhübschen blauen Pullover -- zumindest hielt ich ihn für sehr schön.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Mijn oom Ed gaf mee een mooie blauwe trui -- althans, ik dacht dat hij mooi was.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Min onkel Ed gav mig en smuk blå sweater -- jeg synes i det mindste den var smuk.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Mio zio Ed mi aveva regalato un bellissimo maglione blu — o almeno per me era bellissimo.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Mi tio Ed me regaló un suéter azul hermoso -- al menos yo pensaba que era hermoso.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Mon oncle Ed m'avait donné un magnifique pull bleu -- du moins je pensais qu'il était beau.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Strýko Ed mi dal nádherný modrý sveter -- aspoň ja som ho považovala za nádherný.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Unchiul meu Ed imi dăruise un frumos pulover albastru -- cel puţin eu am crezut că era frumos.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Ο θείος μου, Εντ, μου έδωσε ένα όμορφο γαλάζιο πουλόβερ - εγώ τουλάχιστον πίστευα ότι ήταν όμορφο.
Ed Amcam bana güzel bir mavi süveter hediye etmişti -- en azından güzel olduğunu düşünmüştüm.Мой дядя Эд подарил мне красивый голубой свитер — по крайней мере, я думала, что он был красивый.
İlgili Sayfalar