sütun ile cümle
sütun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Böylelikle yağ sütün içine karışır.يمكن تحويل الحليب بسهولة اٍلى لبن.
Sütunların çoğu silindirik, dördü de sekizgen gövdeye sahiptir.أغلب العناكب تملك ستة مغازل وبعضها أربعة وبعضها ثمانية.
Kapı, büyük panolar içine alınmış madalyonlardan sonra ikiz sütunların kullanılmasıyla taçlandırılmıştır.تتوج البوابة بالعمدان المزدوجة بعد الميدالية المقتبسة من اللوحات الكبيرة.
Giriş kapısının iki yanında, kadınlar mahfelini destekleyen ahşap sütunlar yer almaktadır.سيكون هنالك على أحد جانبي الممر صناديق أسلحة يجب أن تستفيد منهم.
Mermer eteklik ve sütun başlıkları 16. yüzyıl Osmanlı işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir.تلك المظلات الرخامية وتيجان الأعمدة هي مثال من أجمل الأمثلة على المصنعية العثمانية في القرن السادس عشر.
A'nın sütunlarını AT'nin satırları olarak yaz.«هداية المهتدين في آية خاتم النبيين».
Sütun ya da höyük şeklindeki çökeltilere kama denir.هل تقصد: فوق الأكسيد أو ما يسمى بالأكسيد الفائق.
Bu tipte figürlerin her biri bir sütun arasında durmaktadır.كل نوع حساس لأحدى تلك النطاقات .
Antik çağda Herkül'ün Sütunları olarak da bilinirdi.يعرف العصر الذي عاش فيه الأبطال باسم عصر الأبطال.
Etinden ve sütünden faydalanılır.ويشيع استخدام الحليب ومشتقاته.
Sütunlar kesik veya burgulu verilebilir.على سبيل المثال يمكن أن تكون الكمرة مستقيمة أو منحنيه.
Sütunun tabanında her biri 3metre uzunluğunda 8 bronz asker vardır.Na base da coluna estão 8 soldados de bronze, cada um com 3 m de altura.
Bunlar genellikle ışık sütunları ile karıştırılır.Estes são muitas vezes confundidos com os pilares de luz.
Meydanın merkezinde, tanrı Helios'un heykelinin olduğu bir sütun duruyordu.No centro da praça havia uma coluna com uma estátua do deus Hélio.
Antik çağda Herkül'ün Sütunları olarak da bilinirdi.Era conhecido na Antiguidade como Os Pilares de Hércules.
"Yıl" sütunu o binanın hangi yılda tamamlandığını gösterir.A coluna "Ano" indica o ano em que o edifício foi concluído.
Forum içine eklenen son anıt Fokas Sütunu'dur.O último monumento construído dentro do Fórum é a Coluna de Focas.
Sütun her biri ince bir bronz halka ile ayrılmış üç fildişi bölümden oluşur.A coluna consiste em três grandes seções de marfim, cada uma separada por um anel de bronze fino.
Jordan daha sonra bu şutun kendisinin basketbol kariyeri için önemli bir dönüm noktası olduğunu açıkladı.Jordan descreveu mais tarde que esse arremesso foi o principal ponto de partida para sua carreira no basquete.
Grup (kimya), periyodik tablodaki tüm dikey sütunlara verilen ad.Em química, denomina-se grupo cada coluna vertical da tabela periódica.
1999'da The Source dergisi kendisine "Unsigned Hype" sütununda yer verdi.A revista de hip hop The Source destacou Eminem na coluna "Unsigned Hype" de março de 1998.
Satırları sütun, sütunları satır yapar.O primeiro cuidado é cortar as cordas dos arcos.
Bu hayvanların bazıları evcileştirilebilir, sütünden ve yün yapımında tüylerinden faydalanılmaktadır.Muitas pessoas pensam hoje explorar estes recursos, aproveitando a carne e a pele dos animais.
Tablo her sütun için sıralandırılabilir.A tabela é classificável para cada coluna.
Yabancı anahtar, ilişkisel tablodaki başka bir tablonun birincil anahtar sütunuyla eşleşen bir alandır.Uma chave estrangeira é um campo, que aponta para a chave primária de outra tabela ou da mesma tabela.
Devam eden örnekte iki oyuncu vardır; biri bir satırı seçer, diğeri sütunu.Onde existem dois jogadores, um escolherá as linhas e o outro escolherá as colunas.
Ortak dışişleri ve güvenlik politikası da denen ikinci sütun dış ilişkileri ve askerî konularla ilgilenir.Os conceitos de segurança interna e segurança externa e as suas linhas de separação.
Birinci baskı, çift sütunlu sayfalarda basılmıştır.A figura central, de pé, está invertida nos dois quadros.
Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketi olan Nestlé, kondense sütün ilk üreticilerindendir.A Nestlé é uma das maiores empresas que fabricam alimentos, bebidas e chocolates do mundo na atualidade.
Dört büyük Dor sütunlarını destekleyen bir saçak vardır fakat Forcella'nın bahsettiği "Pius V P.M." kayboldu.A inscrição "PIUS V P.M.", mencionada por Forcella, desapareceu.
Bu sütunlar da harimin diğer sütunları gibi dekore edilmiştir.Seus arcos também são moldados como em outras igrejas.
Adres Defteri'nin iki görüntüleme modu vardır: Kart ve Sütunlu Görüntüleme ve Sadece Kart Görüntüleme.A Agenda tem dois modos de visualização: cartão e por colunas, além “mostrar somente cartão”.
İki sıralı pencereler, 4 renkli sütunu ve 5 kemeri vardır.Diz ter duas mulheres, quatro banheiras quentes e quinze carros esportivos.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Ele se tornou forte e começou a usar a força sem entendê-la, nem saber controlá-la.
"Yıl" sütunu o binanın hangi yılda tamamlandığını gösterir.De kolom "jaar" geeft het jaar aan waarin een gebouw werd voltooid.
Bodhi ağacı ve havuz Gautama Buddha'nın doğum yeri Asoka Sütunu Ebedi Barış Ateşi ^ LumbiniBodhiboom en vijver De geboorteplek van Gautama Boeddha Ashokan Pillar De eeuwige vlam
SütunKarıştır (MixColumn) - Her bir sütundaki dört bayt, birbiriyle karıştırılır.De geleedpotigen worden in vier groepen (onderstammen) ingedeeld.
Bazalt Sütunları olarak adlandırılan bu oluşumlar 50-60 milyon yıl önceki volkanik bir faaliyetin eseridir.Het is hoofdzakelijk basalt gevormd door vulkanische activiteit tussen 50-60 miljoen jaar geleden.
Bunlar genellikle ışık sütunları ile karıştırılır.Deze worden vaak verward met lichtzuilen.
Bunun yerine çıkıntı halinde dört köşe bir sütun konmuş, musluk buna takılmıştır.Dit is een stenen gebouw waaromheen een gracht ligt, met vier torens.
Sütün en önemli karbonhidratıdır.Het is het meest eenvoudige carbonzuuramide.
Yıkanma odaları bu sütunların üzerinde bulunmaktaymış.Onder deze constructies bevonden zich de kleedkamers.
Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık.Maar ook een voornaamwoord (ons, niemand) past in het paradigma.
Ymir ve Buri Audhumbla'nın sütünü içerek beslenmişlerdir.De baby werd gevoed met honing en melk van de geit Amalthea.
Mozzarella di Bufala: Manda sütünden yapılmaktadır.De oorspronkelijk Italiaanse mozzarella is de mozzarella di bufala vervaardigd uit de melk van de waterbuffel.
Sütün aromasında önemli bir payı bulunmaktadır.Melkvet is het vette bestanddeel in melk.
(Yeşil Kubbe) denilen Mevlana'nın türbesi dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine yapılmıştır.De vrucht is een met vier kleppen openspringende (dehiscente) doosvrucht.
Çeşmede 4 sütun, 9 satır ve 18 beyitten oluşan bir kitabe bulunmaktadır.Er zijn in het totaal, naast tien zegels, negen brieffragmenten en achttien hoofdstukken.
Bu sayede sayıca sütünlüğünü kullanacak olan müttefikler Napolyon’u kolayca bertaraf edecektir.Ze worden door de varkens zo gemanipuleerd dat ze Napoleon steunen.
Koyun ve keçilerin sütünden elde edilen peynir, bölge halkı tarafından tüketilmektedir.De kaas wordt gemaakt van de melk van de koeien uit de omgeving van het klooster.
Anne sütüne geçtiği bilinmemektedir.Het is onbekend of folinezuur in de moedermelk terechtkomt.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Elisabeth at en dronk nauwelijks, en het werd als een wonder beschouwd dat ze in leven bleef.
Auditorium üzerinde sütunlu bir galeri yer almaktadır.Een galerij kijkt uit op de binnenplaats.
Eşek peyniri, eşek sütünden üretilen peynirdir.Schapenkaas is kaas gemaakt van schapenmelk.
Keçiboynuzundaki kalsiyum oranı, inek sütündekinden üç kat daha yüksektir.De koelcapaciteit van droogijs is meer dan drie maal hoger dan die van waterijs.
Text modu: Text modunda ekran 25 satır ve 80 sütundan oluşur.De opbouw van een terminal scherm is betrekkelijk eenvoudig, namelijk 25 regels tekst van 80 posities.
Etrafı dört sütunla kuşatılmış dört duvar halindedir.Znajdowały się w nich cztery bramy (trzy murowane).
Bunun üzerine Badinter ile Peyrefitte arasında Le Monde'un sütunlarına yansıyan bir tartışma belirmiştir.Pokorny – jedzie na osiołku, na oślątku, źrebięciu oślicy (Za 9,9).
"Yıl" sütunu o binanın hangi yılda tamamlandığını gösterir.Z kolei kolumna "Rok" odnosi się do roku, w którym dany budynek został ukończony.
Sütün en önemli karbonhidratıdır.Laktoza jest najważniejszym węglowodanem mleka.