sütü ile cümle
sütü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Arkasında çok sayıda yüksek sütun dizilmiş, en öndeki bütünüyle gösterilmiştir.Было множество рекламных объявлений, которым предоставлялась практически вся первая полоса.
Şutunu çekti direkten döndü.Заплакав, он повернул обратно.
Yerleşim yerinde birçok eski mezar ve sütunlar mevcuttur.На территории заповедника находится ряд древних захоронений и гробниц.
Hata payı sütunundaki T, sıcak bağlantının ısısını Celsius olarak ifade eder.В пределах колонок точности, T представляет температуру горячего спая, в градусах Цельсия.
Binanın bazı parçaları eski yapının sütunları ve dış duvarlarını kullanmaktadır.Частично использовались колонны и некоторые наружные стены прежнего здания.
Sütün mayalandırılması ile peynir ya da margarin elde edilirdi.Из молока получали масло и сыр.
Su yerine süt ya da badem sütü ile hazırlanıp şekerle tatlandırılarak tatlı olarak da yenilebilirdi.Его можно использовать вместо коровьего молока при приготовлении сладких и соленых блюд.
Bulut Sütunu Operasyonu, İsrail Ordusu tarafından, Gazze Şeridi’ne yönelik düzenlenen askeri operasyondur.Операция «Опера» — военная операция ВВС Израиля против Ирака.
Gabapentin insanlarda anne sütüne geçer.Её урожаи идут людям на стол.
İnek sütü verilmemelidir.Готовится только из коровьего молока.
Ana kubbe 8 sütuna oturur.VI, 8 Анна Комнина.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Тем не менее, зрение стало её подводить, она не смогла читать, так что она занялась актёрством.
1999'da The Source dergisi kendisine "Unsigned Hype" sütununda yer verdi.В марте 1998 года Эминем попал в колонку «Unsigned Hype» журнала The Source.
"Yıl" sütunu o binanın hangi yılda tamamlandığını gösterir.يشير العمود "السنة" للسنة التي تم فيها الانتهاء من المبنى .
Ahmet Davutoğlu dış politikasını dört ana sütun üzerine inşa etmiştir.أنشئ داوود أوغلو سياسته الخارجية على أربعة محاور رئيسية.
Bu sütunlar, mağma akıntılarının soğuyup büzülmesinden ileri gelmiştir.وسميت هجرتهم بهجرة العتوب وهم آل صباح وآل خليفة والجلاهمة.
En başlarda Knut'un yiyeceği, iki saatte bir verilen, balık yağı karışımlı bir şişe bebek sütünden ibaretti.وكان طعام كنوت الرئيسي عبارة عن زجاجة حليب أطفال مخلوطة بزيت السمك تُعطى له كل ساعتين.
Pirinç sütü, pirinçten elde edilen bir tahıl sütüdür.حليب الأرز هو أحد أنواع حليب الحبوب المصنعة من الأرز.
Koyunlar, etinin yanında yününden ve sütünden yararlanılabilen bir hayvan türüdür.وقيل هو ما يسوقه الله تعالى إلى الحيوان فيأكله، ويلزم خروج المشروب والملبوس.
Sütü ekşitirler.انقطاع اللبن.
Böylelikle yağ sütün içine karışır.يمكن تحويل الحليب بسهولة اٍلى لبن.
Sütunların çoğu silindirik, dördü de sekizgen gövdeye sahiptir.أغلب العناكب تملك ستة مغازل وبعضها أربعة وبعضها ثمانية.
Kapı, büyük panolar içine alınmış madalyonlardan sonra ikiz sütunların kullanılmasıyla taçlandırılmıştır.تتوج البوابة بالعمدان المزدوجة بعد الميدالية المقتبسة من اللوحات الكبيرة.
Giriş kapısının iki yanında, kadınlar mahfelini destekleyen ahşap sütunlar yer almaktadır.سيكون هنالك على أحد جانبي الممر صناديق أسلحة يجب أن تستفيد منهم.
Mermer eteklik ve sütun başlıkları 16. yüzyıl Osmanlı işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir.تلك المظلات الرخامية وتيجان الأعمدة هي مثال من أجمل الأمثلة على المصنعية العثمانية في القرن السادس عشر.
A'nın sütunlarını AT'nin satırları olarak yaz.«هداية المهتدين في آية خاتم النبيين».
Sütun ya da höyük şeklindeki çökeltilere kama denir.هل تقصد: فوق الأكسيد أو ما يسمى بالأكسيد الفائق.
Bu tipte figürlerin her biri bir sütun arasında durmaktadır.كل نوع حساس لأحدى تلك النطاقات .
Antik çağda Herkül'ün Sütunları olarak da bilinirdi.يعرف العصر الذي عاش فيه الأبطال باسم عصر الأبطال.
Etinden ve sütünden faydalanılır.ويشيع استخدام الحليب ومشتقاته.
Sütunlar kesik veya burgulu verilebilir.على سبيل المثال يمكن أن تكون الكمرة مستقيمة أو منحنيه.
Sütunun tabanında her biri 3metre uzunluğunda 8 bronz asker vardır.Na base da coluna estão 8 soldados de bronze, cada um com 3 m de altura.
Bunlar genellikle ışık sütunları ile karıştırılır.Estes são muitas vezes confundidos com os pilares de luz.
Meydanın merkezinde, tanrı Helios'un heykelinin olduğu bir sütun duruyordu.No centro da praça havia uma coluna com uma estátua do deus Hélio.
Antik çağda Herkül'ün Sütunları olarak da bilinirdi.Era conhecido na Antiguidade como Os Pilares de Hércules.
"Yıl" sütunu o binanın hangi yılda tamamlandığını gösterir.A coluna "Ano" indica o ano em que o edifício foi concluído.
Forum içine eklenen son anıt Fokas Sütunu'dur.O último monumento construído dentro do Fórum é a Coluna de Focas.
Sütun her biri ince bir bronz halka ile ayrılmış üç fildişi bölümden oluşur.A coluna consiste em três grandes seções de marfim, cada uma separada por um anel de bronze fino.
Anne sütü yaklaşık olarak aynı miktarlarda umami içermektedir.O leite materno contém aproximadamente a mesma quantidade de umâmi que caldos.
Jordan daha sonra bu şutun kendisinin basketbol kariyeri için önemli bir dönüm noktası olduğunu açıkladı.Jordan descreveu mais tarde que esse arremesso foi o principal ponto de partida para sua carreira no basquete.
Grup (kimya), periyodik tablodaki tüm dikey sütunlara verilen ad.Em química, denomina-se grupo cada coluna vertical da tabela periódica.
Francesco Natoli sütüyle bir oğlu oldu..Com este último teve um filho, Francesco Natoli.
1999'da The Source dergisi kendisine "Unsigned Hype" sütununda yer verdi.A revista de hip hop The Source destacou Eminem na coluna "Unsigned Hype" de março de 1998.
Satırları sütun, sütunları satır yapar.O primeiro cuidado é cortar as cordas dos arcos.
Bu hayvanların bazıları evcileştirilebilir, sütünden ve yün yapımında tüylerinden faydalanılmaktadır.Muitas pessoas pensam hoje explorar estes recursos, aproveitando a carne e a pele dos animais.
Tablo her sütun için sıralandırılabilir.A tabela é classificável para cada coluna.
At sütü, attan elde edilen doğal süttür.Carne equina é a carne extraída dos cavalos.
Yabancı anahtar, ilişkisel tablodaki başka bir tablonun birincil anahtar sütunuyla eşleşen bir alandır.Uma chave estrangeira é um campo, que aponta para a chave primária de outra tabela ou da mesma tabela.
Yavru 2-3 ay anne sütü emer.Bebês de até 2 anos tem excelente resposta a leite materno.
Devam eden örnekte iki oyuncu vardır; biri bir satırı seçer, diğeri sütunu.Onde existem dois jogadores, um escolherá as linhas e o outro escolherá as colunas.
Ortak dışişleri ve güvenlik politikası da denen ikinci sütun dış ilişkileri ve askerî konularla ilgilenir.Os conceitos de segurança interna e segurança externa e as suas linhas de separação.
Sutude’in erken serbest bırakılması ile ilgili hiçbir açıklama yapılmadı.No entanto, ainda não foi anunciada uma data para o lançamento oficial do Tuatara.
Sütü, eti ve deriside kullanılır.Dele também se aproveita a carne, leite e pele.
Birinci baskı, çift sütunlu sayfalarda basılmıştır.A figura central, de pé, está invertida nos dois quadros.
Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketi olan Nestlé, kondense sütün ilk üreticilerindendir.A Nestlé é uma das maiores empresas que fabricam alimentos, bebidas e chocolates do mundo na atualidade.
Dört büyük Dor sütunlarını destekleyen bir saçak vardır fakat Forcella'nın bahsettiği "Pius V P.M." kayboldu.A inscrição "PIUS V P.M.", mencionada por Forcella, desapareceu.
Bu sütunlar da harimin diğer sütunları gibi dekore edilmiştir.Seus arcos também são moldados como em outras igrejas.
Çocuklara anne sütü ile geçebilmektedir.Provavelmente passa a leite materno.
Adres Defteri'nin iki görüntüleme modu vardır: Kart ve Sütunlu Görüntüleme ve Sadece Kart Görüntüleme.A Agenda tem dois modos de visualização: cartão e por colunas, além “mostrar somente cartão”.
İki sıralı pencereler, 4 renkli sütunu ve 5 kemeri vardır.Diz ter duas mulheres, quatro banheiras quentes e quinze carros esportivos.