süsün ile cümle
süsün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Susun lütfen.Quiet down, please.
Susun, çok yüksek sesle konuşuyorsunuz.Shh, you're speaking too loudly.
"Sessizlik lütfen." "Susun.""Silence please." "Shut up."
Yıllarca bir Noel süsünü kırmadım.I haven't broken a Christmas ornament in years.
Bir susun be!Oh, shut up!
Ya bir susun ya!Hey, shut up for a second!
"Hush, no more, be silent all (Artık susun tam olarak sessiz durun.)"But... shh, quiet everybody, please, quiet.
- Hey, millet. Bir saniye susun.Hey, guys, just hush for a sec.
- Susun! Bunu duydunuz mu?Do you hear that?
Susun, susun.OK.
Bu sebeple de her sene bir parça daha farklı bir grip virüsu suşuna yakalanıyorsunuz.So that's why every year you can catch a slightly different strain of flu.
Kuan Cheng-chun, senin iyiliğini süşünüyorum !Kuan Cheng-chun, it's for your own good
"Sizdekinin şusunu beğeniyoruz, ancak busundan emin değiliz." diyorlar."Well, we like that aspect of what you've got, but we're not so sure about that."
Hey Lance, Simon, susun!L.A., Simon, shut up
Yeter artık, ikinizde susun ! boş verin,Say no more, both of you.
‹‹Susun, bırakın ben konuşayım, Başıma ne gelirse gelsin."Be silent, leave me alone, that I may speak. Let come on me what will.
Öfkelenebilirsiniz, ama günah işlemeyin; İyi düşünün yatağınızda, susun. _iSelaStand in awe, and don't sin. Search your own heart on your bed, and be still. Selah.
Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.When the Qur'an is recited listen to it in silence. You may perhaps be blessed.
Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun.When the Qur'an is recited listen to it in silence.
İster çağırın onları, ister susun, sizce ikisi de bir.It is all the same if you call them or hold your tongue.
Kur'an okununca dinleyin ve susun da rahmete erin.When the Qur'an is recited listen to it in silence. You may perhaps be blessed.
Nasiplendirildiğiniz şeyler şu iğreti hayatın yararından ve süsünden ibarettir.Whatsoever has been given you is the stuff this life is made of, and only its embellishment.
Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.When the Qur'an is recited listen to it in silence. You may perhaps be blessed.
Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.And when the Qur’an is recited, listen to it attentively and keep silent, so that you receive mercy.
Ona geldiklerinde (birbirlerine): "Susun, (dinleyin)" dediler.So when they came in the presence thereof they said: give ear.
Onlar Kuran'ı dinlemeğe hazır olunca birbirlerine: "Susun" dediler.So when they came in the presence thereof they said: give ear.
Onlar Kur'ân'ı dinlemek için hazır bulundukları zaman birbirlerine "susun" dediler.So when they came in the presence thereof they said: give ear.
Ona geldiklerinde, "Susun" dediler.So when they came in the presence thereof they said: give ear.
Gözlerin, dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın.And do not turn your eyes away from them, desiring the glitter of this world.
Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma.And do not turn your eyes away from them, desiring the glitter of this world.
İğreti dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırıp uzaklaştırma.And do not turn your eyes away from them, desiring the glitter of this world.
Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme.And do not turn your eyes away from them, desiring the glitter of this world.
Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma.And do not turn your eyes away from them, desiring the glitter of this world.
Her namaz vaktinde mescide giderken, süsünüz olan elbisenizi giyinin.Dress properly at every place of worship, and eat and drink, but do not be excessive.
Ey Âdem'in evlatları! Her namaz vaktinde mescide giderken, süsünüz olan elbisenizi giyinin.Children of Adam, take your adornment at every place of prayer.
Onlardan bazı zümrelere kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme.Do not be envious of what We have given to some people as means of enjoyment and worldly delight.
Bu suşun kolonileri, agarda büyütüldükleri zaman parlak sarı bir pigment oluşturur.Colonies of this strain are pigmented bright yellow when grown on agar.
Kimse kimseye sen busun şusun diye ayrım yapmamaktadır.Er erklärte, es dürfe nicht alles mit Füßen getreten werden, was anderen heilig ist.
“Asıl siz susunuz.Tú eras mi Žofka.
Kimse kimseye sen busun şusun diye ayrım yapmamaktadır.Por ello, se abstienen de declarar a nadie particularmente santo.
“Asıl siz susunuz.Tu sei una maga.
Streptococcus pneumoniae bakterisinin iki suşunu kullanarak bu deneyi yapmıştır.Гриффит работал с двумя штаммами бактерии Streptococcus pneumoniae.
Susılı veya Susuna (Susona) olarak da söylenir.Подвес либо поясной (на ремень), либо шейный.
Örneğin, EcoRI, Escherichia coli R bakteri suşundan elde edilmiş ilk restriksiyon endonükleazıdır.Na przykład EcoRI, to pierwszy wyizolowany enzym restrykcyjny z bakterii Escherichia coli, szczep RY13.
“Asıl siz susunuz.A Te vagy a hunyó!
Streptococcus pneumoniae bakterisinin iki suşunu kullanarak bu deneyi yapmıştır.A vakcinához a Streptococcus pneumoniae baktérium törzs két ágát használta.
“Asıl siz susunuz.Sinä tai sun henkes.
“Asıl siz susunuz."Jeg er havren".
“Asıl siz susunuz.Adapun engkau Wisnu.
Kimse kimseye sen busun şusun diye ayrım yapmamaktadır.这样的人不要想从主那里得什么。
“Asıl siz susunuz.是汝所化耶。
“Asıl siz susunuz."나는 전갈이야.
Örneğin, EcoRI, Escherichia coli R bakteri suşundan elde edilmiş ilk restriksiyon endonükleazıdır.EcoRI je prva izolovana restrikciona endokineza iz bakterije E.coli.
Ama sorun şu ki bir suşun ne kadar iyi gelişeceğini tam olarak bilemiyoruz.Aber das Problem ist, dass Sie nie wissen, wie gut ein Strang wachsen wird.
Ama sorun şu ki bir suşun ne kadar iyi gelişeceğini tam olarak bilemiyoruz.Ale problem jest w tym, że nigdy nie wiesz, jak dobrze rozwija się dany szczep.
Ama sorun şu ki bir suşun ne kadar iyi gelişeceğini tam olarak bilemiyoruz.Dar problema e că niciodată nu știm cât de bine se va dezvolta o tulpină.
Ama sorun şu ki bir suşun ne kadar iyi gelişeceğini tam olarak bilemiyoruz.Il problema è che non possiamo mai sapere come un ceppo crescerà.
Ama sorun şu ki bir suşun ne kadar iyi gelişeceğini tam olarak bilemiyoruz.하지만 문제는 한 유형이 얼마나 잘 자랄 지 절대 모른다는 것입니다.
Ama sorun şu ki bir suşun ne kadar iyi gelişeceğini tam olarak bilemiyoruz.Maar het probleem is dat je nooit weet hoe goed een stam zal gaan groeien.
Ama sorun şu ki bir suşun ne kadar iyi gelişeceğini tam olarak bilemiyoruz.Mais le problème est que vous ne savez jamais comment une souche va se développer.