Bu çok daha uzun sürmemeli.It shouldn't take too much longer.
Tamam, benim sürmeme izin ver.OK, let me drive.
Genellikle güneş kremi sürmem.I don't usually use sunscreen.
Tom, Mary'ye çok hızlı araba sürmemesini söyledi.Tom told Mary not to drive too fast.
Annem 20 yaşına kadar araba sürmeme izin vermedi.My parents wouldn't let me drive until I was twenty.
Ben sık sık hız limiti üzerinde araba sürmem.I don't often drive over the speed limit.
Tom'un araba sürmeme izin vereceğini düşünmedim.I didn't think Tom would let me drive.
Keşke ailem araba sürmeme izin verse.I wish my parents would let me drive.
Tom'un araba sürmeme izin vereceğini sanmıyorum.I don't think Tom would let me drive.
Tom'un araba sürmeme izin verip vermeyeceğini merak ediyorum.I wonder if Tom would let me drive.
Tom'un araba sürmeme izin vereceğini düşünüyor musun?Do you think Tom will let me drive?
Tom'un araba sürmeme izin verip vermeyeceğinden şüpheliyim.I doubt if Tom would let me drive.
Araba sürmeme izin vereceğini sanmıyordum.I didn't think you'd let me drive.
Tom asla araba sürmeme izin vermezdi.Tom would never let me drive.
Tom hiç araba sürmeme izin vermedi.Tom has never let me drive.
Tom asla araba sürmeme izin vermedi.Tom has never let me drive.
Araba sürmeme izin versen iyi olur.You'd better let me drive.
Tom araba sürmeme izin vermezdi.Tom wouldn't let me drive.
Tom araba sürmeme izin vermedi.Tom didn't let me drive.
Tom'a çok hızlı sürmemesini söyledim.I told Tom not to drive too fast.
Tom'dan çok hızlı araç sürmemesini söyledim.I told Tom not to drive too fast.
Bisikletinizi kaldırımda sürmemelisiniz.You must not ride your bike on the sidewalk.
Artık sürmeme izin verilmiyor.I'm not allowed to drive anymore.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.He then marries her, although the marriage does not last long.
Ama bu evlilik fazla sürmemiş ve çift ayrılmıştır.However, their marriage does not last long and they split.
O, Hani'ye elini bile sürmemiş.He didn't touch a hair on her.
İçinde bulduğum hapishane, araba sürmemem veya motorlu taşıtlar kullanmamam gerçeğiydi.The prison that I was in was the fact that I did not drive or use motorized vehicles.
Bu fikrini harekete gecirmesi uzun sürmemişti.It didn't take long to put his ideas into action.
40 yıllık tarihe bakacak olursak, yönetim kötü ise, uzun sürmemiş.And with bad governance historically, over the last 40 years, it hasn't.
Tutuklanıp, bir daha araba sürmeme yemini edip, serbest bırakıldık.We were arrested, signed a pledge not to drive again, released.
Böylece halkının arasında çocuklarına leke sürmemiş olur. Onu kutsal kılan RAB benim.› ››He shall not profane his seed among his people: for I am Yahweh who sanctifies him.'"
Sanki hiç hayat sürmemişlerdi orada.As though they had never lived there at all.
Sanki hiç hayat sürmemişlerdi orada. Dikkat edin!As though they had never lived at ease therein.
Fakat bu uzun sürmemiş 1982-1983 sezonunda küme düşmüştür.Dies änderte sich während der langen Pause zwischen 1983 und 2000.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.Bald danach heirateten sie, doch die Ehe hielt nicht lange.
Intetsu Akaboshi (1810 - 1835) 7p, umut vadetmiş ama yaşamı uzun sürmemiş bir oyuncu.Akaboshi Intetsu (1810 - 1835) 7p, un joueur prometteur décédé très jeune.
Sovyetler Birliği, ABD'nin Ay'a ayak bastığının doğru olmadığını asla öne sürmemiştir.Les américains n'auraient jamais marché sur la Lune.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.Elle se marie mais ce mariage ne dure pas longtemps.
Hunlar ev yapamaz çünkü göçebe bir uygarlık olduğu için yerleşik bir hayat sürmemişlerdir.Ils n'ont par exemple pas le droit de vote s'ils ne disposent pas d'une résidence permanente en Hongrie.
Tom Mary'nin arabasını sürmemeliydi.Tom no debería haber conducido el coche de Marie.
Ona çok hızlı sürmemesini rica ettim.Le pedí que no condujera muy rápido.
Lakin dizi uzun sürmemiş ekrana veda etmiştir.Esta intervención supuso su adiós a la gran pantalla.
Buzulun en geniş biçimi bütün bir aralık boyunca sürmemektedir.L'ultimo giorno di vrishika non è presente in tutti gli anni.
Lakin dizi uzun sürmemiş ekrana veda etmiştir.Questo è il motivo per cui ho messo il cappello arrivederci.
Buna rağmen Temuçin ve Camuka’nın aralarının bozulması çok uzun sürmemiştir.Tuttavia, i rapporti cordiali tra Nicola e Carlo non durarono a lungo.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.في حين أنها تزوجت هناك ولكن هذا الزواج لم يمض لوقت طويل.
Ancak bu görev çok da uzun sürmemiş, sadece 6 hafta takımın başında kalabilmiştir.يجب تجنب حمل أشياء ثقيلة لمدة 6 أسابيع من العملية.
Hunlar ev yapamaz çünkü göçebe bir uygarlık olduğu için yerleşik bir hayat sürmemişlerdir.لا يستطيع الناس بناء منزل إذا لم يحصلوا على الأرض.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.Enquanto lá, ela se casou, mas o casamento não foi de longa duração.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.Hij huwde ook in die periode, maar het huwelijk duurde niet lang.
Ancak bu kabilelerin bölgedeki hükümranlığı uzun sürmemiştir.Jednak i tym razem rządy tego ostatniego na Węgrzech nie potrwały długo.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.De gifter sig, men äktenskapet varar inte länge.
Ama bu aşk fazla sürmemiş kendisini başka aşklarda aramıştır.Але це не заважає його потребі в коханні...
Ancak XVI. Louis ona her nedens hiç el sürmemektedir.Важка доля о. Никона залишила на ньому свій слід.
Araba benim sürmem için kolay.Цією машиною мені легко керувати.
Tom asla araba sürmeme izin vermezdi.Том ніколи б не дозволив мені водити машину.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.Oženil se s ní, ale manželství dlouho nevydrželo.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.Siellä ollessaan hän meni naimisiin, mutta avioliitosta ei tullut pitkäikäistä.
Ancak bu kabilelerin bölgedeki hükümranlığı uzun sürmemiştir.Αλλά, η κυριαρχία της Οθωμανικής Αυτοκρατορίας στην περιοχή δεν έμενε να κρατήσει πολύ.
Ayrıca bir evlilik yapmış, bu evliliği uzun sürmemiştir.Det kommer egentlig ikke bag på hende, da ægteskabet længe har været en formssag.