Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Ale na mieste, kam ho prestehujú, tam zomrie a neuvidí už viac tejto zeme.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Ale tam na onem miejscu, gdzie go przeniosą, umrze, a tak tej ziemi więcej nie ogląda.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Ale tam v tom místě, kamž jej zastěhují, umře, a tak země této neuzří více.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).ampak v kraju, kamor so ga odpeljali, tam umrje; in ne bo več videl te dežele.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).ci va muri în locul unde este dus rob, şi nu va mai vedea ţara aceasta.`
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Hanem a helyen, a hová rabságra vitték, ott hal meg, és e földet nem látja többé.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Hij zal in een ver land (B) sterven en zijn eigen land niet terugzien.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Ia akan meninggal di pembuangan, dan tak akan melihat negeri ini lagi.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).잡혀간 곳에서 죽으리니 이 땅을 다시 보지 못하리라
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).mà chết tại xứ đã bị đày đến , chẳng còn lại thấy đất nầy nữa .
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).mà chết tại xứ đã bị đày đến, chẳng còn lại thấy đất nầy nữa.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Mais il mourra dans le lieu où on l`emmène captif, Et il ne verra plus ce pays.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).ma morirà nel luogo dove lo condurranno prigioniero e non rivedrà più questo paese»
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).mas no lugar para onde o levaram cativo morrerá, e nunca mais verá esta terra.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).men på det Sted, til hvilket de førte ham i Landflygtighed, skal han dø, og han skal ikke gense dette Land.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).sino que en el lugar a donde lo han transportado, allí morirá y no volverá a ver esta tierra
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).sondern muß sterben an dem Ort, dahin er gefangen geführt ist, und wird dies Land nicht mehr sehen.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).vaan mihin hänet on vangiksi viety, sinne hän kuolee eikä näe enää tätä maata.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).αλλα θελει αποθανει εν τω τοπω οπου εφεραν αυτον αιχμαλωτον, και δεν θελει ιδει πλεον την γην ταυτην.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).Но на мястото гдето го закараха пленник, там ще умре, И няма да види вече тая земя.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).но умрет в том месте, куда отвели его пленным, иболее не увидит земли сей.
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).כי במקום אשר הגלו אתו שם ימות ואת הארץ הזאת לא יראה עוד׃
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).بل في الموضع الذي سبوه اليه يموت وهذه الارض لا يراها بعد
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).卻 要 死 在 被 擄 去 的 地 方 、 必 不 得 再 見 這 地
Sürgüne gönderildiği yerde ölecek, bir daha bu ülkeyi görmeyecek.›› 30).卻要死 在 被 擄去 的 地方 、 必 不 得 再 見這 地
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.(79:12) она пустила ветви свои до моря и отрасли свои до реки.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.(80:12) Elle étendait ses branches jusqu`à la mer, Et ses rejetons jusqu`au fleuve.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Bergen blevo betäckta av dess skugga och Guds cedrar av dess rankor;
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Các nhành nó gie ra đến biển , Và chồi nó lan đến sông .
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Các nhành nó gie ra đến biển, Và chồi nó lan đến sông.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.den bredte sine Skud til Havet og sine kviste til Floden.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Du hast sein Gewächs ausgebreitet bis an das Meer und seine Zweige bis an den Strom.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Ela estendeu a sua ramagem até o mar, e os seus rebentos até o Rio.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Extendió sus ramas hasta el mar, y hasta el Río sus renuevos
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Fjell blev skjult av dets skygge, og Guds sedrer av dets grener.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.gyeket fogott el az árnyéka, és a vesszei [olyanok lettek, mint] az Isten czédrusfái.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Îşi întindea mlădiţele pînă la mare, şi lăstarii pînă la Rîu.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Iztezala je mladike svoje do morja in proti reki rozge svoje.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Jeho tôňa pokryla vrchy, a jeho révy narástly jako cedry silného Boha.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.그 가지가 바다까지 뻗고 넝쿨이 강까지 미쳤거늘
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.La sua ombra copriva le montagne e i suoi rami i più alti cedri
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Okryte są góry cieniem jej, a gałęzie jej jako najwyższe cedry.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Přikryty jsou hory stínem jeho, a réví jeho jako nejvyšší cedrové.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Rantingnya menjulur sampai ke Laut Tengah, pucuk-pucuknya sampai ke Sungai Efrat
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Se peitti vuoret varjollansa ja oksillansa Jumalan setrit.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Wij hebben ons genesteld op de bergen en in de schaduw van de bomen gezeten; de bomen die U hebt geplant.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Εξετεινε τα κληματα αυτης εως θαλασσης και τους βλαστους αυτης εως του ποταμου.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.Простря клончетата до морето. И ластарите си до Евфрат+.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.תשלח קצירה עד ים ואל נהר יונקותיה׃
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.مدت قضبانها الى البحر والى النهر فروعها.
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.他 發 出 枝 子 、 長 到 大 海 、 發 出 蔓 子 、 延 到 大 河
Sürgünleri Akdenize, Filizleri Fırata dek uzandı.他 發出 枝子 、 長到 大海 、 發出 蔓子 、 延到 大河
Sürgünlüğümüzün dokuzuncu yılı, onuncu ayın onuncu günü RAB bana şöyle seslendi:Aconteció en el día 10 del mes décimo del noveno año que vino a mí la palabra de Jehovah, diciendo
Sürgünlüğümüzün dokuzuncu yılı, onuncu ayın onuncu günü RAB bana şöyle seslendi:A stalo sa slovo Hospodinovo ku mne deviateho roku, desiateho mesiaca, desiateho dňa toho mesiaca povediac:
Sürgünlüğümüzün dokuzuncu yılı, onuncu ayın onuncu günü RAB bana şöyle seslendi:Demais veio a mim a palavra do Senhor, no ano nono, do décimo mês, aos dez do mês, dizendo:
Sürgünlüğümüzün dokuzuncu yılı, onuncu ayın onuncu günü RAB bana şöyle seslendi:És lõn az Úr beszéde hozzám a kilenczedik esztendõben, a tizedik hónapban, a hónapnak tizedikén, mondván:
Sürgünlüğümüzün dokuzuncu yılı, onuncu ayın onuncu günü RAB bana şöyle seslendi:HERRENs Ord kom i det niende år på den tiende dag i den tiende Måned til mig således:
Sürgünlüğümüzün dokuzuncu yılı, onuncu ayın onuncu günü RAB bana şöyle seslendi:Il dieci del decimo mese, dell'anno nono, mi fu rivolta questa parola del Signore
Sürgünlüğümüzün dokuzuncu yılı, onuncu ayın onuncu günü RAB bana şöyle seslendi:În anul al nouălea, în ziua a zecea a lunii a zecea, Cuvîntul Domnului mi -a vorbit astfel:
Sürgünlüğümüzün dokuzuncu yılı, onuncu ayın onuncu günü RAB bana şöyle seslendi:In deveto leto, deseti dan desetega meseca je prišla beseda GOSPODOVA do mene, govoreč: