Ana içeriğe geç
Sözlük

süreli ile cümle

süreli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ve bazen, bir şeyden artık bıktığında, onu ancak o zaman bir süreliğine bırakmak zorunda kalırsın.Și uneori, numai după ce ți se face silă de un lucru, atunci vei renunța la el pentru un timp.
Ve bazen, bir şeyden artık bıktığında, onu ancak o zaman bir süreliğine bırakmak zorunda kalırsın.Und manchmal musst du eine Sache erst eine Weile fallenlassen, wenn du sie satt hast.
Ve bazen, bir şeyden artık bıktığında, onu ancak o zaman bir süreliğine bırakmak zorunda kalırsın.Και κάποιες φορές μόνο όταν βαριέσαι κάτι, τότε θα πρέπει να το αφήσεις για λίγο.
Ve belki de sözleşmeye göre size bir süreliğine para vereceklerdir, mesela üç ay diyelim. - -A třeba je na určitou dobu, dají vám peníze na nějakou dobu, třeba na 3 měsíce. ...
Ve belki de sözleşmeye göre size bir süreliğine para vereceklerdir, mesela üç ay diyelim. -それを3ヶ月間だとしましょう。 それを3ヶ月間だとしましょう。
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.A fungovalo to nějakou dobu, něž jsem potkal paní Druckerovou.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.A mers pentru o vreme, până am întâlnit-o pe dna Drucker.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.E funcionou durante um tempo, até conhecer a Sra. Drucker.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.E ha funzionato per un po', finché non ho conosciuto la Signora Drucker.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.És ez működött egy darabig, amíg nem találkoztam Drucker asszonnyal.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.Et ça a marché pendant un certain temps, jusqu'à ce que je rencontre Mme Drucker.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.Het werkte een tijdlang... ...tot ik mevrouw Drucker ontmoette.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.To działało, przez jakiś czas, dopóki nie spotkałem pani Drucker.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.Và giả thuyết ấy có vẻ đúng được một lúc cho tới khi tôi gặp bà Drucker.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.Y funcionó por un tiempo, hasta que conocí a la señora Drucker.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.Все так і було, поки я не зустрів місіс Дракер.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.И това проработи за известно време, докато не срещнах г-жа Дръкър.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti. Bayan Drucker'ı tanıyana kadar.Так и было какое-то время, пока я не встретил госпожу Дрюкер.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti.Chvíľu to dokonca aj fungovalo.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti.그리고 제가 Drucker 부인을 만나기 전 까지는 한동안
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti.Und es klappte für eine Zeit lang, bis ich Frau Drucker traf.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti.Και δούλεψε για λίγο, μέχρις ότου συνάντησα την κα. Ντράκερ.
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti.וזה עבד, לזמן-מה,
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti.ونجحت لوقت من الزمن,
Ve bu bir süreliğine, doğruymuş gibi gitti.順調でしたが やがてドラッカーさんに出会いました
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.이것은 빛의 파동을 만들어 냅니다. 1000조 분의 일 초동안 지속되는 빛입니다.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Adică acesta creează impulsuri de lumină care durează o femtosecundă.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Also, dies schafft Lichtimpulse, die eine Femtosekunde andauern.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Dus dit creëert lichtpulsen die één femtoseconde duren.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Il crée des pulsations de lumière qui durent une femtoseconde (= un millionième de nanoseconde).
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Isto cria impulsos de luz que duram um fentossegundo.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Nó tạo ra xung ánh sáng kéo dài 1fs (10 mũ (-15) giây)
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Olyan fény impulzusokat bocsát ki, amelyek egy femtoszekundumig tartanak.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Questo crea degli impulsi di luce che durano un femtosecondo
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.To urządzenie tworzy impuls świetlny trwający femtosekundę.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Y esto crea pulsos de luz que duran un femtosegundo.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Αυτό, λοιπόν, δημιουργεί παλμούς φωτός που διαρκούν ένα φεμτοδευτερόλεπτο.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Он создаёт импульсы света длительностью в фемтосекунду.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.Това създава пулс от светлина, която трае една фемтосекунда.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.אז זה יוצר פולסים של אור שהאורך שלהם הוא פמטו-שנייה.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.إنه يُخرج نبضات من الضوء تستمر لمدة فيمتوثانية.
Ve bu da saniyenin katrilyonda biri kadar sürelik ışık sinyalleri yaratıyor.光のパルスを作ります 実に実に短いものです
Ve bu, yalnızca, hastaları temel ihtiyaçlarına yönlendiren kısa süreli bir iş gücü değil.Dit is niet alleen een soort korte-termijn arbeidsleger dat patiënten basisvoorzieningen geeft.
Ve bu, yalnızca, hastaları temel ihtiyaçlarına yönlendiren kısa süreli bir iş gücü değil.이건 단순히 환자들을 기본 자원과 연결해주는 비정규직들이 아니라,
Ve bu, yalnızca, hastaları temel ihtiyaçlarına yönlendiren kısa süreli bir iş gücü değil.וזה לא רק כוח אדם לטווח קצר לחבר מטופלים למשאבים בסיסיים,
Ve bu, yalnızca, hastaları temel ihtiyaçlarına yönlendiren kısa süreli bir iş gücü değil.وهذه ليست مجرد نوع من القوى العاملة على المدى القصير لربط المرضى المعتمدين على الموارد الأساسية،
Ve bu, yalnızca, hastaları temel ihtiyaçlarına yönlendiren kısa süreli bir iş gücü değil.短期的な労働力ではなく 次世代の医療におけるリーダーシップへの パイプラインなのです
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --En ging ik dus verder kijken naar-- Ik wilde aan een competitie meedoen zodat ik een deadline had --
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --És azzal folytattam, hogy megnéztem -- Versenyezni akartam, hogy legyen egy határidőm.
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --그리고 파킨슨의 법칙 -- 대회를 목표로 기한을 정하고자 했습니다.--
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --Şi am luat în considerare -- voiam să intru într-un concurs, ca să am un termen-limită --
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --Và tiếp tục xem xét -- Tôi muốn tham gia cuộc thi nên đã lập ra một hạn chót --
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --Y procedí a revisar la -- Quería presentarme a una competición para tener así un plazo --
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --Zacząłem się przyglądać. Zgłosiłem się na zawody, żeby narzucić sobie termin.
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --И продължих да разглеждам...
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --והמשכתי להביט על -- רציתי לקבוע תחרות כדי שיהיה לי דדליין --
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --وشرعت في النظر في -- أردت أن أصنع نوعا من التحدي فكان يجب أن أضع مهلة محددة --
Ve incelemeye başladım -- kendime süreli bir hedef koymak için bir yarışmaya katılmak istiyordum --競技会への参加を決めました パーキンソンの法則-
Veya onlar kontrolü Hindistan'daki veya Çin'deki birisine bir süreliğine verebilir.Albo mogą oni przekazać kontrolę komuś w Indiach lub Chinach, kto może przejąć je na chwilę.
Veya onlar kontrolü Hindistan'daki veya Çin'deki birisine bir süreliğine verebilir.Che possono anche delegare il controllo a qualcuno in India o in Cina che può sostiruirli durante un periodo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod