Denize kadar araba sürelim.Let's drive as far as the sea.
Kısa-süreli iş arıyorum.I'm looking for a part-time job.
Ben bir süreliğine dışarı çıkıyorum.I'm going out for a while.
Lütfen bir süreliğine burada kalır mısın?Will you stay here for a while?
Süreli bir iş bulmak zorunda kalacağım.I'll have to find a part-time job.
Karım kısa süreli çalışıyor.My wife works part time.
Bir süreliğine bebekle ilgilenir misiniz?Could you take care of the baby for a while?
O, üniversitede öğrenim yapabilmek için kısa-süreli bir işte çalıştı.She got a part-time job so that she could study at college.
Babam asla uzun süreli dinlenmez.My father never takes a long rest.
Barış görüşmeleri bir süreliğine askıya alındı.The peace talks have been suspended for a while.
Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum.I want to leave these packages for a while.
Güzellik kısa süreli zulümdür.Beauty is a short-lived tyranny.
Güzellik kısa süreli tiranlıktır.Beauty is a short-lived tyranny.
Silgini kısa süreliğine ödünç alabilir miyim?Can I borrow your rubber for a moment?
Tatoeba geçici bir süreliğine kapalıydı.Tatoeba was temporarily unavailable.
Bir süreliğine uyumak istiyorum.I want to sleep for a while.
Bir süreliğine bekle bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.Wait a while, it's pouring.
Çok uzun süreli alma.Don't take too long.
Tom ve Mary bir süreliğine birbirlerine baktılar.Tom and Mary looked at each other for a moment.
Bence bir süreliğine izin almalısın.I think you should take some time off.
Bir süreliğine dışarı çıkacağım.I'm going to go out for a while.
Bir süreliğine dışarı çıkalım.Let's go out for a while.
Uzun süreli işsizlik çok sinir bozucu ve moral bozucu olabilir.Long-term unemployment can be very frustrating and demoralising.
Tom kısa bir süreliğine Boston'da kaldı.Tom stayed in Boston for a short while.
Arabayı sırayla sürelim.Let's take turns driving.
Tom bir süreliğine gitmiş olabilir.Tom may be gone for a while.
Bir süreliğine daha havalar güzel olacak.We're going to have good weather for awhile.
İlk olarak bir süreliğine uyumak harika olur.It would be great to sleep a while first.
Bir süreliğine bekleyelim!Let's wait awhile!
Tom ve Mary Boston'un uzun süreli sakinleri.Tom and Mary are longtime residents of Boston.
Tom ve Mary uzun süreli sakinlerdir.Tom and Mary are longtime residents.
Kısa süreli belleğimin çok kötü olduğunu unutmuşum.I had forgotten that my short-term memory is terrible.
Mary uzun süreli erkek arkadaşı ile evlendi.Mary married her long-time boyfriend.
Fadıl, Leyla'nın uzun süreli bir hayranıydı.Fadil was a long-time admirer of Layla.
Asla uzun süreli duş almıyorum.I never take long showers.
Fadıl uzun süreli dönemlerle ortadan kaybolmaya başladı.Fadil began to disappear for long periods of time.
Bir süreliğine burada kalmayı düşünmüyor musun?Aren't you planning to stay here for a while?
Sami, Leyla ile uzun süreli bir ilişki yaşıyordu.Sami had a long-time affair with Layla.
Sadece bir süreliğine burada takılalım.Let's just hang around here for a while.
Tom'a bir süreliğine araba kullanma izini verilmeyecek.Tom won't be allowed to drive for a while.
Bir süreliğine Boston'da olacak mısın?Will you be in Boston for a while?
Sami uzun süreli bir aile arkadaşıydı.Sami was a long-time family friend.
Gözünü kısa süreliğine kapa.Close your eyes for a few moments.
Tom sosyal medyadan bir süreliğine elini eteğini çekti.Tom is going on a social media detox.
Bir süreliğine şehirden gitmek istediğini söyledi.He said he wanted to get out of town for a while.
William, kız arkadaşıyla uzun süreli bir ilişki içindedir.William has been in a long-term relationship with his girlfriend.
Bir süreliğine stüdyoya dönmek istememiştim...For a while, I didn't want to go back to the studio ...
Uzayda uzun süreli insan gelecekte ne olacağını kimse bilmiyor.Nobody knows what the long-term human future in space will be.
İmparatorun Almanya'ya en çok uzun süreli katkısı onun kuzey ve doğudaki hareketlerinden geldi.The emperor's most long-lasting contribution to Germany came from his actions in the north and east.
28 Haziran 1540'ta Henry’nin uzun süreli danışmanı ve hizmetkarı Cromwell idam edildi.On 28 June 1540 Cromwell, Henry's longtime advisor and loyal servant, was executed.
Zarar gören yüzük bir süreliğine müdürün odasındaki masanın üstünde kalmıştır.The damaged ring is kept for a time on a table in the Headmaster's office.
Bu savaş sırasında Rusya bir süreliğine Doğu Prusya'yı ve hatta Berlin'i de ilhak etti.During this conflict Russia annexed East Prussia for a while and even took Berlin.
Adam'ın uzun süreli yol arkadaşı olması hiç düşünülmemiştir.However, Adam was never meant to be a long-term companion.
Gıdaların uzun süreli muhafazası, daha düşük sıcaklıklarda bile gıda depolaması gerektirebilir.Long-term preservation of food may call for food storage at even lower temperatures.
Yine de bu malzemelerin cam ve porselen kadar uzun süreli ömürleri yoktur.However, these materials do not yet have the long-term proven service life of glass and porcelain.
1913 yılından sonra ise eserlerini süreli yayınlarda yayımlamamıştır.After 1913 his works did not appear in periodicals.
BDNF özellikle uzun süreli hafıza için önemli bir yer tutmaktadır.BDNF itself is important for long-term memory.
Simpsonlar geçici bir süreliğine Mayfair'de mobilyalı ve dört hizmetlisi olan bir eve yerleşti.The Simpsons temporarily set up home in a furnished house with four servants in Mayfair.
En uzun süreli tutulma 2 dakika 47 saniye ile Faroe Adaları sahillerinde izlenebildi.The longest duration of totality was 2 minutes and 47 seconds off the coast of the Faroe Islands.
Clarke ve Alvarez uzun süreli arkadaşlık kurdular.Clarke and Alvarez developed a long-term friendship.