Ana içeriğe geç
Sözlük

sürekli olarak ile cümle

sürekli olarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
14
HARF
6
HECE
7
ORT. KELİME
Tom sürekli olarak Japonya'da yaşamaya niyetleniyor.Tom intends to live in Japan for good.
Amcam sürekli olarak ailesine başına bela olur.My uncle constantly causes his family trouble.
Sürekli olarak isimleri unutuyorum.I am constantly forgetting names.
Dükkân sürekli olarak kapandı.The store closed down for good.
Suç oranı sürekli olarak artıyor.The crime rate is rising steadily.
Annesi sürekli olarak bundan şikâyet ediyor.His mother is constantly complaining about it.
O, benden sürekli olarak ödünç para alıyordu.He was constantly borrowing money from me.
O, sürekli olarak sigara içmeye devam etti.He kept on smoking all the time.
O, sürekli olarak ülkeyi terk edeceğini söylüyor.He says he is leaving the country for good.
Onlar sürekli olarak konuşmayı sürdürdüler.They kept talking all the time.
Onlar sürekli olarak birbirlerini geçmeye çalışıyorlar.They are constantly trying to outdo each other.
Ona sürekli olarak terbiyesini takınmasını söylüyorum.I'm constantly telling her to behave herself.
O sürekli olarak para kalmadığından şikayet ediyordu.She complained continually that there was no money left.
O, sürekli olarak ağlamayı sürdürdü.She kept crying all the time.
Sürekli olarak bana sorular sormaya devam etti.She kept on asking me questions the whole time.
Aşk, sürekli olarak gizem ve sefalettir.Love is mystery and misery indefinitely.
Yüzme havuzlarında, su sürekli olarak filtrelerden pompalanır.In swimming pools, water is continuously pumped through a filter.
Anne, sürekli olarak soruna yol açtığım için üzgünüm.Mother, I'm sorry for causing you trouble all the time.
Neden sürekli olarak bayrakları değiştiriyorsun?Why are you constantly changing flags?
Tom sürekli olarak bir şeylerden şikayetçiymiş gibi görünüyor.Tom always seems to be complaining about something.
Solucan gübresi sürekli olarak toprağı zenginleştirir.Worm castings continually enrich the soil.
O sürekli olarak televizyon izliyor.She watches TV constantly.
Ben sürekli olarak kendi kendime konuşurum.I constantly talk to myself.
Karıma sürekli olarak yalan söyledim.I lied constantly to my wife.
Çevirmen sürekli olarak kendisi hakkında yeni şeyler öğrenir.The translator constantly learns new things about himself.
Kızıl Haç afet bölgelerine sürekli olarak gıda sağlar.The Red Cross constantly supplies food to the disaster areas.
Hayatımız sürekli olarak tehlike içinde.Our lives are constantly in danger.
Ben sürekli olarak pazara giderim.I continually go to the market.
Tom sürekli olarak Mary'yi aradı.Tom called Mary continuously.
Babam yakınıyor; o geçen haftadan bu yana sürekli olarak meşgul oldu.My dad is complaining; he's been constantly busy since last week.
O sürekli olarak ağlıyor.She cries continously.
İndirimler ve satışlarla ilgili ilanlar sürekli olarak Tom'un cep telefonuna geliyor.Advertisements for discounts and sales constantly arrive on Tom's mobile phone.
O sürekli olarak konuştuğu için onunla anlaşamazsın.You cannot get along with him because he speaks continuously.
Bir kuş sürekli olarak balkonumda ötüyor.A bird is incessantly singing in my balcony.
Hâlâ sürekli olarak o konuda endişeleniyoruz.We still constantly worry about it.
Dünya sürekli olarak değişiyor.The world is constantly changing.
Tom sürekli olarak motorunu hızlandırdı.Tom repeatedly revved his engine.
Tom sürekli olarak hareket halindedir.Tom is continually on the go.
Tom sürekli olarak iş başındadır.Tom is continually on the go.
Tom kendini sürekli olarak endişeli hissediyordu.Tom constantly felt anxious.
Adam, gümüş solüsyonu içtikten sonra sürekli olarak mavileşti.The man turned permanently blue after he drank the silver solution.
Suç oranları son birkaç on yılda sürekli olarak düşüyor.Crime rates have been consistently decreasing over the past few decades.
Tom sürekli olarak telefonunu kontrol eder.Tom constantly checks his phone.
Sami ve Leyla sürekli olarak onun hamileliği konusunda kavga ediyorlardı.Sami and Layla fought constantly about her pregnancy.
Sami'nin karısı sürekli olarak onunla alay ediyordu.Sami's wife was constantly taunting him.
Sami'nin karısı sürekli olarak onu azarlıyordu.Sami's wife was constantly taunting him.
Tom sürekli olarak öğreniyor.Tom is constantly learning.
Sami sürekli olarak Leyla ile konuşmak istiyordu.Sami constantly wanted to talk to Layla.
Sami, Leyla ile ilişkisi olduğunu sürekli olarak reddetti.Sami consistently denied having an affair with Layla.
İnsanlar sürekli olarak değişiyorlar.People are changing continuously.
Böylece yeryüzündeki su, dengesi sürekli olarak korunmuş olur.The Earth rests upon water and is encompassed by it.
Daha sonraki yıllarda, sahnelenen Türk oyunlarının sayısı sürekli olarak arttı.In the following years, the number of Turkish plays staged increased continuously.
Bir askerin kızı olarak kendisi ve ailesi sürekli olarak taşınmışlardır.As the daughter of a military officer, she and her family were constantly moving.
Ayrıca sürekli olarak birilerine tükürür.He is always spying on someone.
Oyumi Klanı kendi arazisini sürekli olarak yönetmiştir.The Oyumi clan governed their territory stably.
Ardıl kuşaklar sürekli olarak daha iyi sağlık şartlarını deneyimledi.Consecutive generations continuously experienced better health.
Padrón Real ilk olarak yapıldığı 1508 yılından beri sürekli olarak geliştirilmişti.The Padrón Real was constantly improved from its first version in 1507/08.
Bu yüzden etrafındaki kişiler onun yaptıklarını ve sözlerini sürekli olarak not etmişlerdir.People and events are brought to life by what they do and what they say.
Kafaya takma, kişinin bir durumu veya bir kimseyi sürekli olarak düşünmesidir.You never let suffering, fear of man, or anything weaken your faith.
Sovyet operasyonları sürekli olarak Luftwaffe tarafından vurulmuştur.Soviet operations were constantly hampered by the Luftwaffe.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod