Ana içeriğe geç
Sözlük

sürede ile cümle

sürede kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un kısa sürede buraya dönmesi gerekiyor.Tom needs to get back here soon.
Tom kısa sürede gerçeği öğrenecek.Tom will soon learn the truth.
Sanırım elinden gelen en kısa sürede gelmelisin.I think you should leave as soon as you can.
Kısa sürede iş bulabildiğine sevindim.I'm happy that you were able to find a job so quickly.
Kısa sürede bir şeyler olmasını bekleme.Don't expect anything to happen too soon.
Yangın kısa sürede söndürülmüştü.The fire was quickly extinguished.
Açılıştan sonra lütfen en kısa sürede yemeğinizi yiyin.After opening, please eat as soon as possible.
En kısa sürede onu tamir edecek birini gönderebilir misin?Can you send someone to fix it as soon as possible?
Sen mümkün olduğunca kısa sürede buradan çıksan iyi olur.You'd better get yourself out of here as quickly as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede onu yapmanı istiyorum.I want you to do that as soon as possible.
Mümkün olan en kısa sürede Boston'a geri dönmek istiyorum.I want to get back to Boston as soon as possible.
Elimden geldiği kadar kısa sürede hazır olmak istiyorum.I want to be ready as soon as I can be.
Ben onun kısa sürede ulaşacağına inanıyorum.I believe she'll arrive in a short time.
Siparişiniz en kısa sürede gönderilecektir.Your order will be shipped as soon as possible.
Parçanız en kısa sürede gönderilecektir.Your item will be shipped as soon as possible.
Mary başını Tom'un omzuna koydu ve kısa sürede uykuya daldı.Mary laid her head on Tom's shoulder and soon fell asleep.
En kısa sürede gidelim.Let's leave as soon as possible.
Tekne kıyıdan çıktı ve kısa sürede siste kayboldu.The boat floated away from the shore and soon disappeared into the fog.
En kısa sürede buradan çıkmak istiyoruz.We want to get out of here as soon as we can.
Kısa sürede daha güçlü oldum.I got stronger overnight.
Tom kısa sürede yoruldu.Tom got tired soon.
Tom kısa sürede seninle olacak.Tom will be with you shortly.
Bu raporu yazmayı ne kadar sürede bitirmeniz gerekeceğini düşünüyorsunuz?How long do you think you'll need to finish writing this report?
Onların aralarındaki rekabet kısa sürede ortaya çıktı.The rivalry between them was soon apparent.
Ne kadar sürede bunu yapabileceğini düşünüyorsun?How long do you think you'll be able to do that?
Ben onu gerçekten kısa sürede yapmak zorundayım.I've really got to do that soon.
Öğle yemeği ne kadar sürede hazır olacak?How soon will lunch be ready?
Bu projeyi ne kadar sürede bitirmek zorundayız?How long do we have to finish this project?
Kısa sürede düzeldim.I got well soon.
Tom ve Mary kısa sürede onu yapmamaları gerektiğini fark etti.Tom and Mary soon realized that they shouldn't have done that.
Bunu elimizden geldiği kadar kısa sürede yapmalıyız.We should do that as soon as we can.
Umarım kısa sürede onu düzelttirebiliriz.I hope we can get that fixed soon.
Tom bunun yarısı kadar sürede iki kat daha fazla iş yapabilir.Tom can do twice the work in half the time.
Onu mümkün olan en kısa sürede yapmanız gerekir.You need to do that as soon as possible.
Tom kısa sürede onu yapabilecek bir yol olmadığını fark etti.Tom soon realized there was no way he could do that.
Tom mümkün olan en kısa sürede onu yapmaya çalışacağını söyledi.Tom said he'd try to do that as soon as possible.
Tom onu mümkün olan en kısa sürede yapacaktır.Tom will do that as soon as he can.
Onu mümkün olan en kısa sürede yapmamız gerekir.We need to do that as soon as possible.
Tom bunu o kadar kısa sürede yapamayacak.Tom won't be able to do that that soon.
Tom, Mary'ye mümkün olan en kısa sürede onu yapmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to do that as soon as possible.
Tom, en kısa sürede bunu yapmanı istediğini söyledi.Tom said he'd like you to do that as soon as possible.
Tom bunu kısa sürede yapmayı umuyor.Tom expects to do that soon.
Tom kısa sürede bunu yapmak zorunda.Tom has to do that pretty soon.
Tom muhtemelen Mary'ye bunu mümkün olan en kısa sürede yapması gerektiğini söyleyecektir.Tom is probably going to tell Mary that she should do that as soon as possible.
Tom bunun hakkında kısa sürede bilecek.Tom is going to know about this soon enough.
Bunu mümkün olan en kısa sürede yapacağız.We'll do that as soon as possible.
Kısa sürede bir vize almak imkansız olacak.It's going to be impossible to get a visa on short notice.
Bu kadar kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadım.I wasn't able to find a babysitter on such short notice.
Sanırım mümkün olan en kısa sürede buradan çıkmalıyız.I think we should get out of here as soon as possible.
Tom, Mary bunu mümkün olan en kısa sürede yapmak istediğini söyledi.Tom said Mary wanted to do that as soon as possible.
Tom bunu mümkün olan en kısa sürede yapacaktır.Tom will do that as soon as possible.
Elinizden geldiği sürece kısa sürede buraya geri gelin.Come back here as soon as you can.
Bunu ne kadar sürede yapacaksın?How long will you be doing that?
Tom bunu yapabildiği kadar kısa sürede yaptı.Tom did that as soon as he was able to.
Ben bunu yapmayı bitirebileceğimi düşündüğüm kadar kısa sürede bitiremedim.I wasn't able to finish doing that as soon as I thought I'd be able to.
Tom en kısa sürede burada olacak.Tom will be here as soon as possible.
Tom ile en kısa sürede iletişime geçeceğim.I'll get in touch with Tom as soon as possible.
Seni en kısa sürede tekrar Boston'da görmemiz dileğiyle.We hope to see you back in Boston again soon.
Okul hayatına kısa sürede uyum sağladı.He soon adapted himself to school life.
Ona kısa sürede yetişecek.He'll soon catch up with her.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod