Mümkün olduğu kadar kısa sürede eve gitsen iyi olur.You'd better go home as soon as possible.
O kadar kısa sürede buraya varmanı beklemiyordum.I didn't expect you to get here so soon.
Ne kadar sürede ayakkabılarımı tamir ettirebilirim?How soon can I have my shoes mended?
Para kısa sürede gider.Money soon goes.
Ben kısa sürede sizinle irtibata geçeceğim.I'll get in touch with you soon.
Ben kısa sürede seninle tekrar görüşmek için sabırsızlanıyorum.I look forward to meeting you again soon.
Ben kısa sürede sizi tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to seeing you again soon.
Hor görüldüğü zaman tehlike en kısa sürede gelir.Danger comes soonest when it is despised.
Kısa sürede seni görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you soon.
Kısa sürede seninle görüşmeye can atıyoruz.We are looking forward to seeing you soon.
O buluşmanın olabildiğince kısa sürede düzenlenmesinde ısrar ediyoruz.We insist that a meeting be held as soon as possible.
En kısa sürede bir toplantı düzenlenmesini ısrar ediyoruz.We insist that a meeting be held as soon as possible.
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Çiçekler koparıldığında kısa sürede soldu.Flowers soon fade when they have been cut.
Söylenti kısa sürede yayıldı.The rumor soon went about.
Bir yıl ya da benzer sürede İngilizceye hakim olmak imkansızdır.It is impossible to master English in a year or so.
En kısa sürede buradan ayrılmalıyız.We should lose no time in leaving here.
En kısa sürede kötü bir alışkanlığa son vermem gerekiyor.We must put an end to a bad habit as soon as possible.
Tamam. En kısa sürede geleceğim.All right. I'll come as soon as possible.
Kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.Sorry I didn't reply sooner.
O beni kısa sürede ona yazmamakla suçladı.She accused me of not writing to her sooner.
Size kısa sürede e-posta yazmadığım için üzgünüm.Sorry I didn't e-mail you sooner.
Kısa sürede sana yetişirim.I'll catch up with you soon.
Kısa sürede yağmur şiddetli yağmaya başladı.It soon began to rain very hard.
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrendi.Soon, he learned how to speak English.
Marcy haberi duyduğunda göz yaşlarına boğuldu ama kısa sürede toparlandı.Marcy burst into tears on hearing the news, but soon pulled herself together.
En kısa sürede doktoru görmeye gelmek istiyorum.I'd like to come to see the doctor as soon as possible.
Mümkün olan kısa süredeki bir cevaba müteşekkir kalırım.I would appreciate a reply as soon as possible.
Onlar ne kadar sürede teslim edilebilirler?How soon can they be delivered?
Bu otobüs ne kadar sürede kalkar?How soon does the bus leave?
Mümkün olduğu kadar kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Lütfen en kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede buraya geleceğim.I'll come here as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede gel.Come as soon as possible.
Mümkün olan kısa sürede bir randevu almaya çalışın.Try to make an appointment as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temasa geçeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temas edeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Ev ödevini elinden geldiğince kısa sürede yaptır.Get your homework done as soon as you can.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu tamir etmesi için birini gönderir misin?Will you send someone to fix it as soon as possible?
Lütfen mümkün olduğunca kısa sürede bana yaz.Please write to me as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu yaptır.Get it done as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede alt kata gel.Come downstairs as soon as possible.
Lütfen mümkün olduğunca kısa sürede geri gel.Please come back as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede onu bana getirmeni istiyorum.I want you to return it to me as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede babanı aramalısın.You should call your father as soon as possible.
En kısa sürede fiyat teklifini almayı sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to receiving your quote as soon as possible.
Ben kısa sürede sizi ziyaret edeceğim.I will visit you as soon as I can.
Planınızı mümkün olduğu kadar kısa sürede uygulamaya koyun.Put your plan into practice as soon as possible.
En kısa sürede yanıtını almak için dört gözle bekliyorum.I look forward to receiving your reply as soon as possible.
Elimden geldiğince kısa sürede kitabı teslim edeceğim.I will return the book as soon as I can.
Tina kısa sürede Japon yemeklerine alıştı.Tina soon got used to Japanese food.
Sorun kısa sürede ele alınacak.The problem will soon be dealt with.
İsyan kısa sürede polis tarafından bastırıldı.The riot was soon put down by the police.
Kente buradan arabayla 20 dakikadan daha kısa bir sürede ulaşılabilir.The city can be reached in less than 20 minutes by car from here.
Bebek kısa sürede beşikte uyuyakaldı.The baby soon fell asleep in the cradle.
O çocuk kısa sürede uykuya daldı.That child soon fell asleep.
Çocuk kısa sürede yatmaya gitti.The boy soon went to sleep.
Bir saatten daha az sürede işi bitirdim.I finished the work in less than an hour.
Yabancı kısa sürede Japon yemeklerine alıştı.The foreigner soon got used to Japanese food.
Yangın kısa sürede söndürüldü.The fire was soon extinguished.