Başarılı olmayan devrimler kısa sürede unutulur.Revolutions that don't succeed are soon forgotten.
Polis uzun süredir onun peşinde.The police have been after him for a long time.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.As long as you're talking to me, it's fine, but as soon as you stop, I get hungry.
Aşk ve çiçekler yalnızca tek bir bahar sürer.Love and flowers only last a single spring.
Düşük kalorili bir diyet benimsemek yaşam sürenizi artıracaktır.Adopting a low calorie diet will increase your lifespan.
Araba süremeyecek kadar çok yorgunum.I'm too tired to drive.
Ne kadar süre için ülkemizde kalıyorsun?How long are you staying in our country for?
Bu soğuk hava ne kadar sürecek?How long will this cold weather last?
Bu soğuk havanın ne kadar süreceğini merak ediyorum.I wonder how long this cold weather will last.
Buralarda birçok insan kamyon sürer.A lot of people around here drive trucks.
Araba süremeyecek kadar çok uykuluyum.I'm too sleepy to drive.
Tom Mary'nin ne kadar kısa sürede akşam yemeğini hazırlayacağını merak etti.Tom wondered how soon Mary would have dinner ready.
Tom öylesine kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadı.Tom wasn't able to find a babysitter on such short notice.
Tom Mary'nin bir arabayı nasıl süreceğini bilmediğinden emindi.Tom was sure Mary didn't know how to drive a car.
Tom uzun süre uzaklarda bulunduktan sonra evde olmaktan mutluydu.Tom was happy to be home after being away for so long.
Tom o kabul ettiği sürece desteğini sürdürmeye kararlıydı.Tom was determined to continue his support for as long as it took.
Tom ehliyetsiz araba sürerken yakalandı.Tom was caught driving without a license.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede sizi görmek istiyor.Tom wants to see you as soon as possible.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede bir doktor görmek istiyor.Tom wants to see a doctor as soon as possible.
Tom gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre bekledi.Tom waited a while to let his eyes adjust to the darkness.
Tom, onlar ilkokuldayken, sürekli Mary'ye sataşırdı.Tom used to pick on Mary all the time when they were in elementary school.
Tom Mary'ye bu kadar kısa sürede çıkamayacağını söyledi.Tom told Mary she couldn't quit on such short notice.
Tom onun daha uzun süreceğini düşündü.Tom thought it would take longer.
Tom birazcık hız limitinin üzerinde sürerse vaktinde havaalanına yetişebileceğini düşündü.Tom thought he could reach the airport on time if he drove a little over the speed limit.
Tom sürekli Mary hakkında düşünüyor.Tom thinks about Mary all the time.
Tom uzun süre konuştu fakat aslında çok şey söylemedi.Tom talked for a long time, but didn't really say much.
Tom bir işi iyi yapmak için gereken süreyi harcama konusunda isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to spend the time it takes to do a job well.
Tom uzun süredir Mary'yi görmediğini söyledi.Tom said he hadn't seen Mary for a long time.
Tom sürekli hikayeler yazar.Tom makes up stories all the time.
Tom Mary hakkında düşünürken uzun süre gözüne uyku girmedi.Tom lay awake for a long time thinking about Mary.
Tom Mary'nin araba süremeyecek kadar yaşlı olduğuna ikna etmenin zor olacağını biliyordu.Tom knew it was going to be tough to convince Mary that she was too old to drive.
Tom bir süre nefesini tuttu.Tom held his breath for a moment.
Tom uzun bir süre bilgisayarındaki antivirüs yazılımını güncellemedi.Tom hasn't updated the antivirus software on his computer in a long time.
Tom bir süre Mary'yi görmedi.Tom hasn't seen Mary in a while.
Tom uzun süre çin dominosu oynamadı.Tom hasn't played mahjong in ages.
Tom uzun süredir evlenmedi.Tom hasn't been married long.
Tom uzun süredir burada yaşamıyor.Tom hasn't been living here long.
Tom Boston'da uzun süre bulunmadı.Tom hasn't been in Boston long.
Tom uzun süredir burada değil.Tom hasn't been here long.
Tom uzun süredir burada değildi.Tom hasn't been here long.
Tom uzun süredir barmenlik yapmıyor.Tom hasn't been bartending long.
Tom uzun süredir yatakta hastadır.Tom has been sick in bed for a long time.
Tom çok uzun bir süredir yurt dışında yaşamaktadır.Tom has been living abroad for a very long time.
Tom güvenli bir şekilde araba sürer.Tom drives safely.
Tom bir manyak gibi araba sürer.Tom drives like a maniac.
Tom bir Toyota sürer.Tom drives a Toyota.
Tom bir Ford sürer.Tom drives a Ford.
Tom bir BMW sürer.Tom drives a BMW.
Tom yağmurun o kadar uzun süreceğini düşünmedi.Tom didn't think the rain would last so long.
Tom toplantının o kadar uzun süreceğini beklemiyordu.Tom didn't expect the meeting to last so long.
Tom bir süre bir şey yapmadı.Tom didn't do anything for a while.
Tom konu üzerinde uzun süre düşündükten sonra fikrini değiştirdi.Tom changed his mind after thinking over the matter for a long time.
Tom kesinlikle hoş bir araba sürer.Tom certainly drives a nice car.
Tom basket topunu çok iyi süremez.Tom can't dribble a basketball very well.
Tom beş dakikadan daha az bir sürede üç elma yedi.Tom ate the three apples in less than five minutes.
Tom ve Mary birbirine sürekli yalan söyler.Tom and Mary lie to each other all the time.
Tom ve Mary sürekli birbirlerine hakaret eder.Tom and Mary insult each other all the time.
Tom ve Mary uzun bir süre mutlu değiller.Tom and Mary haven't been happy for a long time.
Tom ve Mary uzun süredir mutlu değiller.Tom and Mary haven't been happy for a long time.
Tom ve Mary uzun bir süredir arkadaşlar.Tom and Mary have been friends for a long time.