Tom'un onun ne kadar süreceği hakkında hiçbir fikri yok.Tom has no idea how long it will take.
Tom uzun süredir Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston for a long time.
Tom bir saatten biraz fazla bir süredir bekliyor.Tom has been waiting for slightly over an hour.
Tom uzun süredir hasta.Tom has been sick for a very long time.
Tom çok hızlı sürer.Tom drives too fast.
Sanırım Tom ithal bir araba sürer.Tom drives an imported car I think.
Tom siyah bir araba sürer, değil mi?Tom drives a black car, doesn't he?
Tom uzun süre bekletilmekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like to be kept waiting for a long time.
Tom partinin ne kadar süreceğini bilmiyor.Tom doesn't know how long the party is going to last.
Tom uzun süredir Boston'da olabilirdi.Tom could be in Boston for a long time.
Tom uzun süre kalamaz bu yüzden toplantıyı başlatalım.Tom can't stay for long so let's get the meeting started.
Tom henüz bir araba süremiyor.Tom can't drive a car yet.
Tom bir araba süremez bu yüzden her zaman bir bisiklete biner.Tom can't drive a car so he always rides a bicycle.
Tom, bir otobüsü süremez.Tom can't drive a bus.
Tom otuz dakika ya da daha az sürede ofisine yürüyebilir.Tom can walk to his office in thirty minutes or less.
Eğer hızlı sürerse, Tom on dakikada oraya varabilir.Tom can get there in ten minutes if he drives fast.
Tom üç haftadan daha az bir süre önce Boston'a vardı.Tom arrived in Boston less than three weeks ago.
Tom'a ne kadar süredir Hindistan'da yaşadığını sormak istedim.I wanted to ask Tom how long he had lived in India.
Bir süre önce Tom'u gördüm.I saw Tom a while back.
Tom genellikle güneş losyonu sürer mi?Does Tom usually put on sunscreen?
Dün Tom arabasını geri sürerken Mary'nin bisikletini ezdi.Yesterday, when Tom was backing up his car, he ran over Mary's bicycle.
Tom uzun süre Mary'yi bekledi ama o asla gelmedi.Tom waited a long time for Mary, but she never showed up.
Tom Mary'ye biraz daha uzun süre beklemesini söyledi.Tom told Mary to wait a little longer.
Tom kısa sürede Mary'ye yetişti.Tom soon caught up with Mary.
Tom Mary'yi uzun süre bekletti.Tom made Mary wait for a long time.
Tom uzun süre Mary'yi bekletti.Tom kept Mary waiting for a long time.
Tom Mary'nin tanıdığı araba süremeyen tek yetişkin.Tom is the only adult Mary knows who can't drive.
Tom uzun süre Mary'yi görmedi.Tom hasn't seen Mary for quite a while.
Tom uzun süredir Mary'yi görmedi.Tom hasn't seen Mary for a long time.
Tom uzun süredir Mary'den haber almadı.Tom hasn't heard from Mary in a long time.
Tom, Mary'den üç yıldan fazla bir süredir hiç haber almadı.Tom hasn't heard anything from Mary for more than three years.
Tom uzun süredir Mary'yi sevmektedir.Tom has loved Mary for a long time.
Tom üç yıldan daha fazla süredir Mary'yi tanıyor.Tom has known Mary for over three years.
Tom on yıla yakın bir süredir Mary'yi tanıyor.Tom has known Mary for close to ten years.
Tom uzun süredir Mary'yi tanımaktadır.Tom has known Mary for a long time.
Tom istemediği sürece Mary ile dans etmek zorunda değildir.Tom doesn't have to dance with Mary unless he wants to.
Tom Mary'nin bir süre oturmasını rica etti.Tom asked Mary to sit down for a while.
Tom daha kısa sürede Mary'ye söylemediği için özür diledi.Tom apologized for not having told Mary sooner.
Tom ve Mary otuz yıldan daha fazla bir süre evlidirler.Tom and Mary have been married for more than thirty years.
Tom ve Mary'nin uzun bir süredir araları açıktır.Tom and Mary have been at odds with each other for a long time.
Tom ve Mary bir hafta süreyle partiyi erteleme kararı aldı.Tom and Mary agreed to postpone the party for a week.
Bir süredir seninle konuşmadım.I haven't talked to you in a while.
Bizimle istediğiniz kadar uzun süre kalabilirsiniz.You're welcome to stay with us as long as you want.
Ben uzun süre kalamam. Planlarım var.I can't stay long. I have plans.
Daha kısa sürede cevap vermediğim için üzgünüm.I'm sorry I didn't answer sooner.
Tom uzun süre yüzmeye gitmedi.Tom hasn't gone swimming in a long time.
Tom uzun süre silahını temizlemedi.Tom hasn't cleaned his gun in a long time.
Tom uzun süredir süpermarkete gitmedi.Tom hasn't been to the supermarket in a long time.
Tom uzun süredir yalnız yaşıyor.Tom has been living alone for a long time.
Tom, Mary'ye kötü haberi söylemeyi mümkün olduğu kadar uzun süre erteledi.Tom had put off telling Mary the bad news for as long as possible.
Tom, o hatırlayabildiği kadar uzun süre Mary'nin en yakın arkadaşı olmuştu.Tom had been Mary's best friend for as long as she could remember.
Tom yatağına yığıldı ve kısa sürede hızlıca uyudu.Tom flopped onto his bed and was soon fast asleep.
Tom Mary'nin yeni arabasını sürerken rahat hissetmiyordu.Tom didn't feel comfortable driving Mary's new car.
Tom 2.30'da vardı, Mary kısa bir süre sonra vardı.Tom arrived at 2:30 and Mary arrived a short time later.
Uzun süre İzlanda'da yaşadı.He lived in Iceland very long.
Herkes gittikten sonra biz konuşabilelim diye neden bir süre oyalan mıyorsun?Why don't you hang around a while after everyone else leaves so we can talk?
Otobüs süren adam benim iyi bir arkadaşım.The man driving the bus is a good friend of mine.
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.Let's take a short rest here. My legs are tired and I can't walk any more.
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyetli.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Tom'un bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyeti var.Tom intends to live in Boston for more than a year.