sürdürmeye ile cümle
sürdürmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kalmaya ve babasının işini sürdürmeye karar verdi.He decided to stay and carry on his father's business.
İki işi sürdürmeye çalışıyor.He is trying to maintain two jobs.
İşi sürdürmeye karar verdim.I have decided to carry on the work.
Onun ona araba sürdürmeye niyeti yoktu.She didn't intend to let him drive.
Tom o kabul ettiği sürece desteğini sürdürmeye kararlıydı.Tom was determined to continue his support for as long as it took.
Mary'yi görmeyi sürdürmeyeceğimi söylememi ister misin?Do you want me to say that I won't keep seeing Mary?
Ev ödevini yapmayı unutmayı sürdürmeye devam et.You keep forgetting to do your homework.
Artık seninle bu aptalca tartışmayı sürdürmeyeceğim.I'm not going to have this stupid argument with you anymore.
Mücadelemizi sürdürmeye devam etmek zorundayız.We've got to keep on struggling.
Dan planını sürdürmeye karar verdi.Dan decided to go ahead with his plan.
Tom'a araba sürdürmeye çalıştım.I tried to get Tom to drive.
Bazı GNU tutkunları 5.07 kod tabanını sürdürmeye devam etti.Some GNU Chess enthusiasts have continued to maintain the 5.07 code base.
Osakabe, baskı altındaki mesleğini bıraktı ve davasını bir iş mahkemesiyle sürdürmeye karar verdi.Osakabe quit her job under duress and pursued her case with a labor tribunal.
Ancak sonraları Taylor & Francis, Informa çatısı altında varlığını sürdürmeye başladı.Taylor & Francis itself subsequently merged with Informa.
İtalik yazım, günümüzde varlığını sürdürmeyen ülkeleri belirtir.Italics denotes countries that no longer exist.
Bu takviye kuvvetle savaşı sürdürmeye karar verdiler.They resolve that they must put an end to the war once and for all.
Brezilya hükümeti göçmen yasalarını yürürlüğe sokmayarak iyi ilişkilerini sürdürmeye devam etti.The Brazilian government generally did not enforce its own immigration legislation.
Nyong'o, Yale Drama Okulu'ndan oyunculuk alanında yüksek lisansını sürdürmeye devam etti.Nyong'o enrolled in a master's degree program in acting at the Yale School of Drama.
Yavaş yavaş oyunculuk alanında kariyerini sürdürmeye karar verdikten sonra modelliği bıraktı.She gradually stopped modelling after deciding to pursue a career in acting.
Buna rağmen varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir.They have, thus far, been unsuccessful in their pursuits.
Şu anki dünya düzenini sürdürmeye çalışmak makul bir şey mi?Does it make sense to participate in the existing world order?
Biz herbir sınıfın tam köşesindeki bahçeleri işletmeyi sürdürmeye çalıştık.We manage to keep the garden that was there running right up to the edge of each of the classrooms.
Bunu mümkün olduğu kadar uzun zaman sürdürmeye çalışıyoruz.And we try to do this for as long as possible.
İkinci olarak öğrendim ki, borç vermek teması sürdürmeye yarayan çok ilginç bir araç.Second thing that I've learned is that loans are a very interesting tool for connectivity.
Bu ABD'nin tamamında uygulanan yöntemdir ama sürdürmeyeceklerini garantiliyor.This is also something that, the way we teach it in the U.S. all but ensures they won't retain it.
Bu Wiki, Bali Dilinin Endonezya'da Kullanılmasını Sürdürmeye Yardım EdiyorThis wiki is helping to keep the Balinese language alive in Indonesia · Global Voices
Makedonya, farklı etnik grupların birlikte yaşamasını sürdürmeye çalışıyorMacedonia works to preserve interethnic co-existence
Stanişev toplantıda ülkesinin Irak'ı desteklemeyi sürdürmeye hazır olduğuna dair güvence verdi.He assured them that his country is ready to continue supporting Iraq.
Nuland, ülkeyi Avrupa-Atlantik entegrasyonu için gerekli reformları sürdürmeye de çağırdı.She also urged the country to push ahead with the reforms needed for Euro-Atlantic integration.
Belgrad ve Priştine müzakereleri sürdürmeye hazırBelgrade and Pristina poised to continue talks
Radocaj, okulları kampanyaya katılımı sürdürmeye çağırıyor.She is urging schools to continue applying for participation in the campaign.
Hatta sürdürmeye mecburlar.Indeed, they must.
Denktaş'ın müzakerelere katılmayı sürdürüp sürdürmeyeceği ise belirsiz.Denktash's further participation in the talks is uncertain.
AB'den Fouere, Makedon siyasileri diyaloğu sürdürmeye çağırdıEU's Fouere urges Macedonian politicians to resume dialogue
Ancak Celiç, Sırbistan'ı AB üyelik sürecini sürdürmeye de çağırdı.At the same time, however, he urged Serbia to continue the EU integration process.
Türkiye nükleer santral projesini sürdürmeye kararlıTurkey determined to go ahead with nuclear plant project
Görüşmede her iki taraf da sorunu çözme amaçlı görüşmeleri sürdürmeye olan bağlılığını yineledi.Both sides reiterated their commitment to continue discussions to settle the issue.
AK, Sırbistan'ı reform ve yolsuzlukla mücadele çabalarını sürdürmeye çağırdı. [Reuters]The EC urges Serbia to press on with reforms and anti-corruption efforts. [Reuters]
Polonyalı ve ABD'li liderler, füze kalkanı projesini sürdürmeye kararlılarPolish, US leaders determined to move ahead on missile shield project
Sekerinska'nın başbakan yardımcılığını sürdürüp sürdürmeyeceği belli değil.It is unclear whether Sekerinska will stay on as deputy prime minister.
Sırbistan ve ABD, Kosova konusunda görüş ayrılığını sürdürmeye karar verdiSerbia, US agree to disagree on Kosovo
AB, Sırbistan ile müzakereleri sürdürmeye hazırEU ready to resume talks with Serbia
Yunan lider Karamanlis gündemi sürdürmeye kararlıGreece's Karamanlis determined to push through agenda
Bu arada da kendi hayatını sürdürmeye çalıştı.In the meantime, he tried to move on with his life.
Fana o dönem "yasadışı" olarak anılan faaliyetlerini sürdürmeye devam etti.Fana continued to work illegally.
ABD, Orta ve Doğu Avrupa'da güvenliği ve barışı sürdürmeye kararlıdır." demiştir.[1]America is committed to maintaining peace and security in Central and Eastern Europe".[17]
Generalleutnant von Lauenstein, XXXIX Yedek Kolordu komutanı olarak görevini sürdürmeye devam etti.Generalleutnant von Lauenstein remained as commander of XXXIX Reserve Corps.
Gürcistan elçiliği durumu protesto etti ve Belarus'u tanımamayı sürdürmeye çağırdı.Georgia protested the mission and urged Belarus to maintain non-recognition.
Muhafazakar Yahudiliğe göre okul yetkilileri Yahudi yasasını sürdürmeye çalıştı.School officials tried maintaining Jewish law, according to Conservative Judaism.
Kalpana ise bu oyunu sürdürmeye devam eder.Juana treibt das Spiel weiter.
Buna rağmen varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir.Sie führten hinter ihrem Dienstgrad den Zusatz (E).
Çıkışını sürdürmeye devam etti.Der setzt seine Wanderung fort.
Tanık olmak, tanık olarak yaşamını sürdürmeye çalışmak.Als Zeuge mithelfen – ich stelle mich als Zeuge zur Verfügung.
Kulübün, günümüzde varlığını sürdürmeyen kadın futbol takımı da vardı.So nahm an dem Turnier eine Mannschaft teil, deren Staat gar nicht mehr existierte.
1973 yılında Edebiyat Bilimcisi olarak tanındı ve yaşamını yazar olarak sürdürmeye başladı.Er entschied sich 1973 für eine Existenz als freier Autor und gegen das Studium.
Daha sonra voleybol kariyerini İspanya’da sürdürmeye başladı.Cathy Claret poursuit alors une carrière en Espagne.
Çıkışını sürdürmeye devam etti.Il cherche à poursuivre sa route.
Köy, eski örf ve adetleri sürdürmeye çalışmaktadır.Le maire souhaite détruire les vieux remparts.
Fakat bursu kabul etmeyerek dağınık yaşantısını sürdürmeye devam etti..Néanmoins, le temps est venu de supporter l'insupportable...
Ve sürdürmeye devam edecekler.Et elle va continuer.