sürüleri ile cümle

sürüleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.A byli pasterze w onej krainie w polu nocujący i straż nocną trzymający nad stadem swojem.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.A pastýři byli v krajině té, ponocujíce a stráž noční držíce nad svým stádem.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.C'erano in quella regione alcuni pastori che vegliavano di notte facendo la guardia al loro gregge
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.Había pastores en aquella región, que velaban y guardaban las vigilias de la noche sobre su rebaño
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.In pastirji so čuli v tistem kraju pod milim nebom in so stražili po noči svojo čredo.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.I samma nejd voro då några herdar ute på marken och höllo vakt om natten över sin hjord.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.Ja sillä seudulla oli paimenia kedolla vartioimassa yöllä laumaansa.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.그 지경에 목자들이 밖에서 밤에 자기 양떼를 지키더니
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.Og der var Hyrder i den samme Egn, som lå ude på Marken og holdt Nattevagt over deres Hjord.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.Og det var nogen hyrder der på stedet, som var ute på marken og holdt nattevakt over sin hjord.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.Pada malam itu ada gembala-gembala yang sedang menjaga domba-dombanya di padang rumput di daerah itu
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.Und es waren Hirten in derselben Gegend auf dem Felde bei den Hürden, die hüteten des Nachts ihre Herde.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.Vả , cũng trong miền đó , có mấy kẻ chăn_chiên trú ngoài đồng , thức đêm canh_giữ bầy chiên .
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.Vả, cũng trong miền đó, có mấy kẻ chăn chiên trú ngoài đồng, thức đêm canh giữ bầy chiên.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.В той стране были на поле пастухи, которые содержали ночную стражу у стада своего.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.И роди първородния си Син, пови Го, и положи Го в ясли, защото нямаше място за тях в страноприемницата.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.І були пастухи в сторонї тій, що ночлїгували та стерегли сторожею в ночі отари своєї.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.ורעים היו בארץ ההיא לנים בשדה ושמרים את משמרות הלילה בעדרם׃
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.وكان في تلك الكورة رعاة متبدين يحرسون حراسات الليل على رعيتهم.
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.在 伯 利 恆 之 野 地 裡 有 牧 羊 的 人 、 夜 間 按 著 更 次 看 守 羊 群
Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.在 伯利 恆之 野地 裡 有 牧羊 的 人 、 夜間 按 著 更 次 看守 羊群
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.너비가 1.6 km, 길이가 640 km에 이르는 새떼는 태양을 가리곤 했습니다.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Bandos com 1,5 km de largura e 650 km de comprimento costumavam tapar o sol.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Đàn của chúng từng rộng tới 1,6 km và dài 644 km và che rợp bầu trời.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Des nuées qui faisaient 2 km de large et 600 km de long obscurcissaient le ciel.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Kawanan burung yang bisa mencapai lebar satu mil dan panjang 400 mil saat terbang sehingga menutupi matahari.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Las bandadas, que medían 2 km de ancho y 600 km de largo, solían oscurecer el sol.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Schwärme mit einer Breite von 1,5 km und einer Länge von 600 km verdunkelten die Sonne.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Seregeik, melyek 1,6 km szélesek és 650 km hosszúak voltak, régen beárnyékolták a Napot.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Stada szerokie na 1,5, a długie na ponad 600 km kiedyś przysłaniały słońce.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Stoluri care se întindeau pe 1,5 km în lățime și 600 km în lungime păreau să acopere totul în jur.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Stormi larghi 1 km e mezzo e lunghi 650, che oscuravano il cielo.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.Σμήνη με ενάμιση χιλιόμετρα πλάτος και 640 χιλιόμετρα μήκος παλιά έκρυβαν τον ήλιο.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.להקות ברוחב 1.6 ק"מ ובאורך של כ-600 ק"מ היו מסתירות את השמש.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.اسراب بلغ عرضها 1,5 كلموطولها 600 كلم كانت تغطي الشمس.
Bir mil genişliğinde ve 400 mil uzunluğundaki sürüleri tepemizdeki güneşi karartırdı.太陽を遮ったものです アルド・レオポルドは生物的嵐
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Chúng tôi sẽ tác động mạnh lên nó với gia súc mô phỏng tự nhiên chúng tôi đã làm thế, và hãy nhìn này.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Kita akan memadatkannya dengan ternak seperti yang dilakukan alam, dan kita telah melakukannya, lihatlah itu.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.자연을 흉내내기 위해서 소를 가지고 큰 영향을 줄 겁니다. 그렇게 한 뒤에 이걸 보세요.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.L'impatto con il bestiame sarà molto pesante per imitare la natura, e guardate un po'.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Marhákkal fogjuk erősen letapostatni, utánozva a természetet, majd megnézzük, mi történik vele.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Med boskap gör vi stor påverkan för att härma naturen, och vi har gjort det, och se på det.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Mit Rindern wirken wir stark darauf ein, um die Natur nachzuahmen, und danach sieht es so aus.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Nous agirons très lourdement avec des troupeaux pour imiter la nature, nous l'avons fait, et regardez.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.O punem sub impactul puternic al cirezilor de vite pentru a mima natura, am făcut asta și, priviți!
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Ovlivníme ji silným stádem dobytka k napodobení přírody, a tak jsme učinili a podívejte se na výsledek.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Vaikutamme siihen merkittävästi laidunkarjalla luontoa matkien Katsokaa lopputulosta.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Vamos a impactarlo muy fuertemente con el ganado para imitar a la naturaleza, lo hemos hecho y mírenlo.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Vamos pisoteá-la fortemente com gado para simular a Natureza. Fizemo-lo e observem.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.We laten er vee op los om de natuur na te bootsen en zie het resultaat.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Zgromadzimy duże ilości zwierząt, tak jak dzieje się to w naturze. Zrobiliśmy tak i oto, co uzyskaliśmy.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Θα το πατήσουμε με μεγάλη πίεση με βοοειδή για να μιμηθούμε τη φύση και το κάναμε αυτό, κοιτάξτε.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Запустим туда огромное стадо коров, копируя природу. Мы так и сделали. Посмотрите на этот луг.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.Ще я натъпчем с добитък, за да имитираме природата, което и сторихме и вижте това.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.נגדוש אותה עם בקר כדי לחקות את הטבע, וכך עשינו ותביטו בזה.
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.その結果はご覧のとおりです 草が土の表面を覆っています
Buna sığır sürüleriyle saldıracağız, doğayı taklit etmek amacıyla. ve öyle de yaptık, şuna bir bakın.我哋模仿大自然運作 養咗小牛去測試土地負荷 我哋依家做到啦,你睇下
Bu üreme algoritmaları zaman içerisinde geliştikçe birbirleriyle böcek sürüleri gibi etkileşime girecekler.E questi algoritmi generativi crescono nel tempo, interagiscono e comunicano come sciami di insetti.
Bu üreme algoritmaları zaman içerisinde geliştikçe birbirleriyle böcek sürüleri gibi etkileşime girecekler.Estos algoritmos generativos, al crecer en el tiempo, interactúan y se comunican como un enjambre de insectos.
Bu üreme algoritmaları zaman içerisinde geliştikçe birbirleriyle böcek sürüleri gibi etkileşime girecekler.이 발생 알고리듬은 시간이 지남에 따라 성장하고, 곤충떼처럼 상호작용하고 의사소통합니다.

İlgili Sayfalar