Ama Kral Süleyman kutsanacak ve Davutun tahtı RABbin önünde sonsuza dek kurulu kalacaktır.››惟有 所羅門 王 必得 福 、 並且 大衛 的 國位 必 在 耶和華 面前 堅定 、 直到 永遠
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.A aj, pravím vám, že ani Šalomoun ve vší slávě své tak odín nebyl, jako jedno z nich.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.a hovorím vám, že ani Šalamún v celej svojej sláve nebol tak odiaty jako jedna z nich.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.A Ja wam powiadam, iż ani Salomon we wszystkiej sławie swojej nie był tak przyodziany, jako jedna z tych.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.cependant je vous dis que Salomon même, dans toute sa gloire, n`a pas été vêtu comme l`un d`eux.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.contudo vos digo que nem mesmo Salomão em toda a sua glória se vestiu como um deles.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.De mondom néktek, hogy Salamon minden dicsõségében sem öltözködött úgy, mint ezek közül egy.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.En toch zag koning Salomo, met al zijn pracht en praal, er niet zo mooi uit als zij.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.Eppure io vi dico che neanche Salomone, con tutta la sua gloria, vestiva come uno di loro
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.Ich sage euch, daß auch Salomo in aller seiner Herrlichkeit nicht bekleidet gewesen ist wie derselben eins.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.그러나 내가 너희에게 말하노니 솔로몬의 모든 영광으로도 입은 것이 이 꽃 하나만 같지 못하였느니라
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.Kuitenkin minä sanon teille: ei Salomo kaikessa loistossansa ollut niin vaatetettu kuin yksi niistä.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.men jeg sier eder: Enn ikke Salomo i all sin herlighet var klædd som en av dem.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.men jeg siger eder, at end ikke Salomon i al sin Herlighed var klædt som en af dem.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.och likväl säger jag eder att icke ens Salomo i all sin härlighet var så klädd som en av dem.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.pero os digo que ni aun Salomón, con toda su gloria, fue vestido como uno de ellos
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.pravim vam pa, da se tudi Salomon v vsej slavi svoji ni oblekel kakor teh ena.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.tetapi Raja Salomo yang begitu kaya pun, tidak memakai pakaian yang sebagus bunga-bunga itu
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.totuş vă spun că nici chiar Solomon, în toată slava lui, nu s'a îmbrăcat ca unul din ei.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.Σας λεγω ομως οτι ουδε ο Σολομων εν παση τη δοξη αυτου ενεδυθη ως εν τουτων.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.глаголю ж вам: Що й Соломон у всїй славі своїй не одягавсь тав як одна з них.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.но говорю вам, что и Соломон во всей славе своей не одевался так, как всякая из них;
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.но казвам ви, че нито Соломон с всичката си слава не се е обличал като един от тях.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.ואני אמר לכם כי גם שלמה בכל הדרו לא היה לבוש כאחת מהנה׃
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.ولكن اقول لكم انه ولا سليمان في كل مجده كان يلبس كواحدة منها.
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.然 而 我 告 訴 你 們 、 就 是 所 羅 門 極 榮 華 的 時 候 、 他 所 穿 戴 的 、 還 不 如 這 花 一 朵 呢
Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.然而 我 告訴 你 們 、 就是 所羅門 極榮華 的 時候 、 他 所 穿戴 的 、 還不如 這 花 一 朵 呢
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.A tak Salomon usiadł na stolicy Dawida ojca swego, i zmocniło się bardzo królestwo jego.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.A tak sedel Šalamún na tróne Dávida, svojho otca, a jeho kráľovstvo sa upevnilo a stálo veľmi pevne.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Derpå satte Salomo sig på sin Fader Davids Trone, og hans Herredømme blev såre stærkt.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Ðoạn , Sa-lô-môn ngồi trên ngai Ða - vít , cha mình , và nước người được lập rất vững_bền .
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Ðoạn, Sa-lô-môn ngồi trên ngai Ða-vít, cha mình, và nước người được lập rất vững bền.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.I dosedl Šalomoun na stolici Davida otce svého, a utvrzeno jest království jeho velmi.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.In Salomon je zasedel prestol Davida, očeta svojega, in kraljestvo njegovo je bilo dobro utrjeno.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Ja Salomo istui isänsä Daavidin valtaistuimelle, ja hänen kuninkuutensa tuli hyvin vahvaksi.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Kemudian Salomo menjadi raja menggantikan Daud, ayahnya. Kekuasaan Salomo sebagai raja sangat kukuh
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.솔로몬이 그 아비 다윗의 위에 앉으니 그 나라가 심히 견고 하니라
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Och Salomo satte sig på sin fader Davids tron, och han konungamakt blev starkt befäst.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Og Salomo satt på sin far Davids trone, og hans kongedømme blev meget sterkt.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomão, pois, assentou-se no trono de Davi, seu pai; e o seu reino se fortificou sobremaneira.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomone sedette sul trono di Davide suo padre e il suo regno si consolidò molto
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomon s`assit sur le trône de David, son père, et son règne fut très affermi.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomón se sentó en el trono de su padre David, y su reino fue firmemente establecido
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomo werd de nieuwe koning in opvolging van zijn vader David. Zijn koningschap verliep erg goed.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Solomon a şezut pe scaunul de domnie al tatălui său David, şi împărăţia lui s'a întărit foarte mult.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Und Salomo saß auf dem Stuhl seines Vaters David, und sein Königreich ward sehr beständig.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Και εκαθησεν ο Σολομων επι του θρονου Δαβιδ του πατρος αυτου και εστερεωθη η βασιλεια αυτου σφοδρα.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.И сел Соломон на престоле Давида, отца своего, и царствование его было очень твердо.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.И Соломон седна на престола на баща си Давида; и царството му се закрепи твърдо.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.ושלמה ישב על כסא דוד אביו ותכן מלכתו מאד׃
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.وجلس سليمان على كرسي داود ابيه وتثبّت ملكه جدا
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.所 羅 門 坐 他 父 親 大 衛 的 位 、 他 的 國 甚 是 堅 固
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.所羅門 坐 他 父親 大衛 的 位 、 他 的 國甚 是 堅固
Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.De mannen van koning Huram en koning Salomo haalden naast goud ook algummimhout en edelstenen uit Ofir.
Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.Desuden bragte Hurams og Salomos Folk, som hentede Guld i Ofir, Algummimtræ og Ædelsten;
Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.(후람의 신복들과 솔로몬의 신복들도 오빌에서 금을 실어 올 때에 백단목과 보석을 가져온지라
Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.Men også Hirams folk og Salomos folk som hentet gull fra Ofir, hadde ført sandeltre og dyre stener med derfra.
Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.När Hirams folk och Salomos folk hämtade guld från Ofir, hemförde också de algumträ och ädla stenar.
Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.וגם עבדי חירם ועבדי שלמה אשר הביאו זהב מאופיר הביאו עצי אלגומים ואבן יקרה׃
Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.وكذا عبيد حورام وعبيد سليمان الذين جلبوا ذهبا من اوفير أتوا بخشب الصندل وحجارة كريمة.