Ana içeriğe geç
Sözlük

sül ile cümle

sül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Tarım arazilerini sulamak için 2001 yılında baraj göleti yapılmıştır.SWR 2003 Der Kampf der Bauern um den Schwarzwald.
Çok hareketli olan bu yunus türü Kuzey Pasifik Okyanusu'nun serin ve ılık sularında bulunur.Die Art ist in kalten bis gemäßigten Gewässern des nördlichen Pazifiks verbreitet.
Hümaşah Sultan, 1540 veya 1541 yılında doğmuştur.Fausts Tod wird auf die Jahre 1540/41 datiert.
Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissettim.Ça m'a fait l'effet d'une douche froide.
Bu öğleden sonra bahçeyi sulayacağız.On va arroser le jardin, cet après-midi.
Endurun halkı bu durumdan etkilenerek Sultan İbrahim'in tarafını tutar oldular.Pour encore, la semence demeurait cachée en ses reins, à la façon d'Abraham.
Halledilen Sultan İbrahim'e katına bir heyet gönderilerek tahtan indirildiği ona açıklandı.Le mot « millî » vient du terme coranique « millat » qui est accolé à Ibrâhîm (Abraham).
Bu dönemde ayrıca yeni bir sultan galerisi ve yeni bir mihrap yapıldı.Dans le même temps furent construits une nouvelle galerie pour le sultan, ainsi qu'un nouveau mihrab.
Faustus Sulla ve Antonia 47 yılında evlendiler.Faustus Sulla et Antonia se marièrent en 47.
Muhammed Sülemi (Sufi ʿ Abd al-Rahman Solami)'dir.Muhammad al-Habîb (le bien-aimé) son successeur est Ubayd Allâh al-Mahdî.
Sully 3 yaşında bateri çalmaya başladı.Sully a commencé à jouer de la batterie à l'âge de 3 ans.
Aristokrat ("Optimates") partisinin bir üyesi olan Sulla, ordusunu İtalya'ya döndürdü ve Roma üzerine yürüdü.Sylla, membre du parti aristocratique (optimate), ramène son armée en Italie et marche sur Rome.
Ama Valide Sultan onun tavsiyesini kabul etmedi.Mais, le Sultan refusa de suivre ses conseils.
Mukhamedkhan'ın ötesinde, Murgap suyunun küçük bir kısmı sulama için kullanılır.Au-delà de Mukhamedkhan, une petite partie de l'eau du Murghab est utilisée pour l'irrigation.
Cemaatin hayat öyküsü Roger Ikor'un Les Eaux Mêlées ("Kızgın Sular") adlı eserinde anlatılır, .La vie de cette communauté a été évoquée dans Les Eaux mêlées de Roger Ikor.
Araştırmacılar, gölün sularında en az 500 kişinin kalıntılarına ulaştı.Il semble que les eaux du lac aient renfermé les restes d'au moins 500 individus.
Vergi tahsildarı vergi değerlerinin hesaplanması ile ilgili Sultan beyanını iletti.Le percepteur a donné le considérant d'ordre du sultan quant au calcul des impôts.
Sultan Baybars bu projeye açıkça karşı gelmedi.Baybars semble ne pas s’opposer à ce projet.
Ölümünde Sultan Nasır Muhammed'in 14 erkek ve 11 kız çocuğu yaşamaktaydı.À sa mort, An-Nâsir Muhammad laisse quatorze fils et onze filles.
En iyi çıkışını Avatar filmindeki Jake Sully rolüyle yakalamıştır.Il est notamment connu pour son rôle de Jake Sully dans le film Avatar.
Dediğinde: Sultan İbrahim Bre hâinler, pezevenkler, Allah'tan korkmaz kâfirler!La Mort dit à Abraham qui elle est, et Abraham déclare ne pas la croire.
Sular birkaç yerden fışkırır.L'eau devient boueuse dans plusieurs puits.
58 yılında Faustus Sulla sürgüne gönderildi ve 62 yılında da Nero'nun emriyle öldürüldü.En 58, Faustus Sulla fut exilé et assassiné en 62 sur les ordres de l’empereur Néron.
Momotarō yolda bir köpek, bir maymun ve bir sülün ile tanışıp arkadaş olur.En chemin, Momotarō rencontre un chien, un singe et un faisan avec lesquels il se lie d'amitié.
Bunlar İbrahim Han ve Gülruh Sultan'dır.Alors Abraham emmène Agar et Ismaël.
Grupları aynı yılın ekim ayında The Ed Sullivan Show'a konuk oldu.Le 9 février ils sont les invités de l'Ed Sullivan Show.
Suların efendisi olarak adlandırılır.Ils sont décrits comme les maîtres des eaux.
Sulla kısa süre içinde Mitridates'le barış yaptı.Sylla fait bientôt la paix avec Mithridate.
Kadir gecelerinde ise suların durduğuna ve ağaçların secdeye gittiğine inanılır.Et dans la nuit ils vivent dans l'eau, et le jour à la surface, dans les rochers et les grottes.
Amerikan sularından gelen Dresden ve Leipzig orada fırkaya katıldı.Là, elle est rejoint par le Dresden et le Leipzig, qui naviguaient dans les eaux américaines.
Çok kirli sularda yaşayabilir.Il peut aussi vivre dans des eaux turbides.
Göl yeraltı suları ile beslenir.Le lac est alimenté par l'eau souterraine.
Suların Efendisi Ulmo, Arda'nın köklerinin altında Vaiya'da yaşar.Ulmo le Seigneur des eaux demeure en Vaiya, sous les racines d'Arda.
İstanköy adasının sahilleri Karpat Denizi suları ile yıkanır.Les côtes orientales des îles baignent la mer de Seram.
Pencereler için renkli camlar Venedik sinyorundan sultana hediyedir.Le verre de couleur pour les fenêtres a été un don de la Seigneurie de Venise au sultan.
Bu performanslardan birini Ed Sullivan Şov'da yaptılar.Il participe au Ed Sullivan Show.
Sıla yine güvenli sularda.On est à nouveau en sécurité.
Buna karşın suları çok az tuzludur.De ce fait les eaux sont peu salées.
Bunun üzerine saat 14:00 sularında darbe yönetimi camiye müdahale etmeye başladı.Un peu avant midi, ils commencent à investir le campement des Francs.
Su ve amonyağa ek olarak, gaz devi gezegenlerin atmosferindeki bulutlar amonyum sülfit içerir.En plus d'eau et d'ammoniac, les nuages de l'atmosphère des géantes gazeuses contient des sulfures d'ammonium.
Ama Cem Sultan bu teklifi reddetti.Une personne sur dix mille refusent la proposition.
Cevap olarak Sultan, misafirlerinin arzularının yerine getirileceğinin garatisini verdi.En retour, le sultan assure à ses hôtes que leur demande va être agréée.
Dünyadaki suların % 97,2'si denizlerdedir.En effet, l'eau de mer constitue 97,5 % de l'eau mondiale.
Dicker Campo Bom, Rio Grande do Sul'de doğmuştur.Elle est née à Campo Bom, dans le Rio Grande do Sul.
Gelişmiş sulama teknolojileri de kullanılmaktadır.Des techniques de compression avancées sont également mises en place.
İlçenin merkezi Sulphur Springs şehridir.Le siège du comté est Sulphur Springs.
Dördüncü Doktor'un yol arkadaşı Harry Sullivan'ın adı geçmiştir.Il est fait mention du futur compagnon du Docteur, Harry Sullivan.
İçme ve sulama suyu yetersizdir.La nourriture et l'eau potable sont insuffisantes.
O dönemde henüz Valide Sultan unvanı kullanılmaya başlamamıştı.À cette époque, le terme Advanced Persistent Threat n'était pas utilisé.
Ayşe Sultan babasının en sevdiği kızı idi.Élisabeth était l'enfant préféré de son père.
1995'te GAP kapsamında ilk sulamaya açılan ovadır.1995, la première bouteille en PET.
Tüm bu şartların sonucu olarak göl suları acı-tuzludur.Il en résulte que les eaux de ce lac sont saumâtres.
Süleyman Yıldırım (d.Un Savusauna (fi).
Bu dönemde 1018-1038 arasında emirler "Banu Tucibi" sülalesindedi.De 1018 à 1038, la ville est dirigée par les Banu Tujib.
Mahallede sulama amaçlı bir gölet vardır. yazılıdır. ………………………………………………………………………………..115 mm * Épaisseur ............................................................
O zaman Sultan uyanır ve kim olduklarını sorar.Jed se réveille et lui demande ce qu'elle fait.
Sonunda, O'Sullivan beraberliği kolayca, 10-2 kazandı.C'est finalement O'Sullivan qui s'impose 10-5,.
Kalın bağırsak zarar görmüş veya yangılıysa su emilmesi engellenir ve sulu dışkı meydana gelir.L'amphithéâtre, bien qu'en plein-air, dispose d'un toit et est chauffé.
Sayın Bakan'ın sülalesinin, ailesinin geçmişinde ne tür ilişkiler var diye bakıyor muyuz?Parler de comptabilité à son patron quand il est nu ?
Emir Süleyman Çelebi Ayaslug'a (Selçuk) kadar sokuldu.Al-Risâlah ilâ l-qâḍî Abî Sahl (Lettre au qadi Abû Sahl).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod