Ana içeriğe geç
Sözlük

söze ile cümle

söze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
'Ben zavallı adam, Majesteleri, "diye söze başladı.'Sono un uomo povero, Maestà,' cominciò.
'Ben zavallı adam, Majesteleri, "diye söze başladı."Soy un pobre hombre, Majestad-empezó-.
'Ben zavallı adam, Majesteleri, "diye söze başladı."Sunt un om sărac, Majestate ta," a început.
'Ben zavallı adam, Majesteleri, "diye söze başladı."Szegény ember vagyok, felség," kezdte.
'Ben zavallı adam, Majesteleri, "diye söze başladı.'Tôi là một người đàn ông nghèo, Majesty của bạn ", ông bắt đầu.
'Ben zavallı adam, Majesteleri, "diye söze başladı."Είμαι ένας φτωχός, Μεγαλειότατε," άρχισε.
'Ben zavallı adam, Majesteleri, "diye söze başladı."Аз съм беден човек, Ваше Величество", започна той.
'Ben zavallı adam, Majesteleri, "diye söze başladı."Я бедный человек, ваше величество, 'начал он.
'Ben zavallı adam, Majesteleri, "diye söze başladı."Я бідна людина, ваша величність, 'почав він.
Böylece bu vücut kokusu ve çiftleşme ilişkisini tekrar gözden geçirelim, sözel olarak elbette.Facciamo un esame incrociato della relazione tra odore del corpo e accoppiamento, solo a parole ovviamente.
Böylece bu vücut kokusu ve çiftleşme ilişkisini tekrar gözden geçirelim, sözel olarak elbette.체취를 통한 짝짓기의 관계를 다시 한 번 되짚어 봅시다. 물론 말로만 요약할게요.
Böylece bu vücut kokusu ve çiftleşme ilişkisini tekrar gözden geçirelim, sözel olarak elbette.Vamos então verificar a relação entre odor corporal e relacionamentos, verbalmente, claro.
Bugün sevgi, aynı din gibi, sadece sözel bir hobi.Tänä päivänä se on vain sana, kuin uskonto, verbaalinen ilo.
Bugün sevgi, aynı din gibi, sadece sözel bir hobi.Σήμερα είναι μια λέξη, σαν την λέξη θρησκεία, σαν ανθεκτικό χόμπυ.
Bugün sevgi, aynı din gibi, sadece sözel bir hobi.Днес е просто дума като "религия", която означава "щастие".
Bu günümüz dilinde karşılığı olmayan bir söze refererans veriyor ve şöyle bir şey "Evini tartla kiremitlemek."Це посилання не має безпосереднього відповідника у сучасній англійській і це - "накривати дах пирогами".
Bu şeyde gezinirken aslında sürekli sözel olan bir olguyu görsel olarak görmek oldukça zevkli.Člověk se cítí dobře, když takhle čte obraz a rozpoznává vizuálně rčení, které bylo vždy určené pro uši.
Bu şeyde gezinirken aslında sürekli sözel olan bir olguyu görsel olarak görmek oldukça zevkli.- Эту картину чрезвычайно приятно рассматривать, узнавая, какую поговорку иллюстрирует та или иная сценка.
-Doğru söze ne denir...- En effet...
-Doğru söze ne denir...- Тук май си права.
Duyduğum her söze inanırım.Cred toate promisiunile pe care le aud.
Duyduğum her söze inanırım. Hiçbir başarı elde edemedim.Mindig elhittem, amit ígértek, de soha nem sikerült semmi.
Duyduğum her söze inanırım. Hiçbir başarı elde edemedim.Todo Io que me prometieron me Io creí, pero nunca conseguí nada.
Duyduğum her söze inanırım.Ich glaubte immer alle Versprechungen.
Duyduğum her söze inanırım.Ik geloof elke belofte die ik hoor.
Duyduğum her söze inanırım.Věřím každému slibu, který slyším.
Duyduğum her söze inanırım.Πιστεύω κάθε υπόσχεση που ακούω.
Duyduğum her söze inanırım.Вярвам на всяко обещание.
Duyduğum her söze inanırım.Да, обманутой.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.Au début je vous disais que je ne vous parlerais pas d'exportations.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.Az elején megmondtam, hogy nem fogok exportról beszélni.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.Come ho detto all'inizio, non vi parlerò di esportazioni.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.En zoals ik bij aanvang zei, ik zou niet vertellen over exportcijfers.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.앞서 말씀드렸듯이, 수출에 관한 이야기는 하지 않을 것입니다.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.Obiecałam, że nie będę mówić o eksporcie.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.Seperti tadi saya katakan, saya tidak akan menjelaskan tentang ekspor.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.Şi am spus la început că nu vă voi vorbi despre exporturi.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.Und ich hatte am Anfang versprochen, nicht über Exporte zu reden.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.Y como dije al principio, sin hablar de exportaciones.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.В началото казах, че няма да ви говоря за износа.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.И как я сказала в начале, я не собиралась рассказывать вам об экспорте.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.ואמרתי בהתחלה שאני לא הולכת לדבר איתכם על יצוא.
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.و قد ذكرت في البداية أنني لن أُحدثكم عن الصادرات
En başta dediğim gibi, size ihracattan sözetmeyecektim.このプロジェクトを始めた時に
Fazla söze gerek yok.Aşadar nu trebuie să spui multe.
Fazla söze gerek yok.Čo viac dodať.
Fazla söze gerek yok.Czy coś trzeba dodać?
Fazla söze gerek yok.Da gibt es nichts mehr hinzuzufügen.
Fazla söze gerek yok.Donc vous n'avez pas besoin de parler beaucoup.
Fazla söze gerek yok.Du behøver ikke sige meget.
Fazla söze gerek yok.Du behöver inte säga mycket.
Fazla söze gerek yok.Ei tarvitse selitellä.
Fazla söze gerek yok.Így nem is kell sokat mondani.
Fazla söze gerek yok.Jadi Anda tidak perlu berkata banyak.
Fazla söze gerek yok.Je hoeft niet veel te zeggen.
Fazla söze gerek yok.그렇기 때문에 굳이 많은 말을 할 필요가 없습니다.
Fazla söze gerek yok.Man muss nicht viel sagen.
Fazla söze gerek yok.Não temos que dizer muita coisa.
Fazla söze gerek yok.Není co dodat.
Fazla söze gerek yok.Nie potrzeba słów.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod