Sözde Sarıkız kötü yola düşmüş, başka başka insanlarla yatıp kalkıyor diyorlarmış.Ходять чутки, що вона вже переспала з усіма хлопцями.
Bu bilimsel toplulukların internet sayfalarındaki açıklamaları daha çok sözdebilim olarak adlandırılabilir.Vhodným příkladem mohou být údaje čerpané z komunikace na sociálních sítích.
Alternatif tıp Sözdebilim ^Alternativní medicína.
Bunların en meşhuru sözde Bağdat Bataryalarıdır.Poslední věci, které potřebuje, jsou obyčejné baterie.
1804) 1917 - Mata Hari, Hollandalı dansçı ve sözde casus (d.1821) 1917: Mata Hari, dansatoare olandeză și spioană (n.
Bu sözde ''gravitomanyetik'' etkilere neden olur.Aceste efecte se numesc „lentile gravitaționale”.
Bazı araştırmacılar bu iddiaları sözdebilim olarak nitelemişlerdir.Este o gândire falsă a celor care fac asemenea afirmații.
Sözdebilim Bilim tarihi Bilim felsefesi Bilimsel yöntem HipotezFilozofia științei Metoda științifică
Sigfrid, sözde bu kentte yaşayıp öldü ve cesedi katedrale gömüldü.Szigfrid állítólag itt élt és itt is halt meg, és a katedrálisban temették el.
Bunun için kurgusunda frenoloji ve fizyonomi gibi popüler sözdebilimlerden ögeler de yer alır.Ennek érdekében olyan népszerű áltudományokat is beépített írásaiba, mint a frenológia és a fiziognómia.
Bu manzumedeki ebedi bir ayrılığın verdiği heyecan ve teessür, sözden ziyade sesler arasında çırpınır durur.Az előadás/társalgás közbeni unalmat el kell rejteni a száj elé tett kézzel.
Bu sözde otomobil yolları turuncu çizgi boyunca uzanırdı.A narancssárga vonal mentén húzódtak volna ezek az úgynevezett automobil-utak
Muaviye sözde kabul etti.Oraakkeli vastasi kieltävästi.
Sözde, hakimiyet imparatora aitti fakat gerçekte asil Fujiwara boyu bu gücü elinde tutuyordu.Nimellisesti valta oli keisarilla, mutta todellisuudessa sitä käytti Fujiwara-klaani.
Zaman türevi sözde hidrodinamik türevdir, diğer bir deyişle akışkanla hareket ederken hızın artışıdır.Näin käy esimerkiksi ihmisen hyperventiloidessa eli hengittäessä liian nopeassa tahdissa.
O sözde bilim.Tuo on näennäistiedettä.
Zaman türevi sözde hidrodinamik türevdir, diğer bir deyişle akışkanla hareket ederken hızın artışıdır.Κύκλοτρο ονομάζεται η συσκευή επιτάχυνσης φορτισμένων σωματιδίων, δηλαδή είναι επιταχυντής.
Sözde bu tabut kaybolmuş ancak Zwingli nerde olduğunu öğrenmiştir.Ο τόπος ανεύρεσής του δεν είναι γνωστός, λέγεται όμως ότι βρέθηκε στην Ανάφη των Κυκλάδων.
1923: Siyah-Beyaz Hikâyeler ve Sözde Kızlar adlı eserleri kitap olarak çıktı.1947: «Αίμα χαμένο και αίμα κερδισμένο» - μυθιστόρημα.
Sözdebilim ^JUR.
Alternatif tıp Sözdebilim Şarlatanlık ^ "Osteopathy – NHS Choices".Osteopathy – NHS Choices.
Bazı araştırmacılar bu iddiaları sözdebilim olarak nitelemişlerdir.Der er stadig mormoner, som tror på disse påstande.
Sözde bir oylama yapılacaktır ve bunun sonucunda onun kalmasına ya da gitmesine karar verilecektir.Han bliver opdaget og må beslutte sig for, om han vil fortsætte sit arbejde eller flygte.
Sonrasında Baudouin ile Haçlıların sözde lideri Montferratlı Boniface arasında tercih yapılması gerekti.Valget sto da mellom Balduin og den nominelle lederen av korstoget, Boniface av Montferrat.
Verilen bu iki sözde dışbükeylik tanımı birbirine denktir.Hva de to like summasjonsindeksene kalles, spiller ingen rolle.
Bu yüzden çok sayıda interseksüel birey sözde hemafrodit olarak tanımlanmışlardır.De blir av mange definert som en hatside.
Yalanın aslı sözdedir; geçmişte olsun ve gelecekte, vaat olsun ve başka bir şey.Dette omfatter henholdsvis: fortid, nåtid og fremtid.
Bu esnada Frank de sözde ara öğretmen olarak Fransızca sınıfında ders vermektedir.Sementara itu, Frank berprofesi sebagai guru pengganti di kelas bahasa Prancis.
1804) 1917 - Mata Hari, Hollandalı dansçı ve sözde casus (d.1514) 1917 - Mata Hari, penari dan mata-mata Belanda (l.
Bir sözdebilim terimidir.Ibukotanya adalah Terempa.
Mossman ise sözde kaçırılmıştır.Vivi ternyata benar-benar diculik.
Bazı ülkeler de tümüyle sözde tecavüz kültürleri olarak nitelendirilmiştir.Một số xã hội đã được cho là có văn hóa hiếp dâm.
Bunlar bir hümanistin veya sözde bir ateistin görüşleri değil, benim görüşlerimdir.'Tôi không thuộc về một nhà thờ hoặc đền thờ hay hội đường, hoặc một tín ngưỡng nào.."
Sözdebilim ^Một lời thề.
Muaviye sözde kabul etti.Bà tiên chấp thuận.
Sözdebilim ^約束ですね。
Şu an Fransa'da yaşayan sözde varis Philippe, zaman zaman Mapuçeler adına konuşmaya çalışmıştır.フランスに在住した前国王フィリップは、時にマプチェ族についてコメントを発表することがあった。
Bir sözde-Riemannyen metriğin işareti (<p,q>) burada hem p ve hem de q negatif-değildir.擬リーマン計量の符号は、(p, q) であり、p と q は非負である。
Attila’ya sözde evlilik teklifinin varlığını şiddetle reddettiğini yazdı.彼はまたこの求婚の合法性を頑強に否定する書状をアッティラへ書き送った。
Muaviye sözde kabul etti.タモリはこれを了承。
Geminin içerisinde "sözde katili" bulmak amacıyla bir komisyon kurulur.そしてその中で空母に搭載する機体を「艦上攻撃機」と称した。
Dünya yüzeyinde, ivme sözde standart yer çekimi g olarak bilinen; yaklaşık 9.8 m/s2 olarak ölçülmüştür.地球の表面上で、加速度はいわゆる標準重力 g で近似値 9.8 m/s2 で与えられる。
Alternatif tıp Sözdebilim ^代替医療の一種。
Yalanın aslı sözdedir; geçmişte olsun ve gelecekte, vaat olsun ve başka bir şey.莫言有咎,是故有過去、未來,真實,有種有相。
Sözdebilim ^當應行是。
Sözde kod için önceden üzerinde karar kılınmış kesin bir sözdizim yoktur.于汴以從吾名位先己,義不可越,四辭不得,遂引疾歸。
Bunlar daha sonra bilgi işlem ortamının sözde işlevsel olmayan yönlerini etkileyebilir.这些所谓的非功能性方面随后便可影响计算环境。
Sözdebilim ^약속했을 텐데.
Sözde kod için önceden üzerinde karar kılınmış kesin bir sözdizim yoktur."제가 진실로 이전 사람만 못하다면 이 일을 처리하지 못할 것이며, 이 일이 응당 처리되지 못할 때에야 일을 모호하게 하는 것입니다.
Bir CRC kodunu belirlemek için, sözde polinom kod tanımlamak gerekir.אפיון של קוד CRC דורש הגדרה של מה שנקרא פולינום יוצר.
Nehc’ul Belağa, 239 hutbe, 79 mektup ve 480 hikmetli kısa sözden oluşur.בספר מופיעים 239 נאומים, 79 מכתבים ו-480 אמרות חכמה.
Bir kısım ise sözdebilim veya çöp bilim olarak görmektedir.להסבר אודות המושג, ראו: מדע זבל.
Haziran 1951 yılında anti-Sovyet grubunun sözde üyesi olarak mahkum edildi.בשנת 1951 נעצר בחשד שהיה חבר בברית הקנאים.
Elwell-Sutton’a göre Şah’ın Sufizmi “sözde Sufizm” kategorisine dahil olup, Tanrı yerine insan merkezlidir.לפי Elwell-Sutton, הסופיות של שאה שייכת לתחום של "כאילו סופיות", "ממוקדת לא באלוהים, אלא באדם."
Sözdebilim ^„Обещанието.
Bazı ülkeler de tümüyle sözde tecavüz kültürleri olarak nitelendirilmiştir.За цели общества се твърди, че са изнасилвачески култури.
Birkaç "sözde sorumlu" kamçılandı ve olay kapatıldı.Заподозреният е нелепо убит и случаят изглежда приключен.
Attila’ya sözde evlilik teklifinin varlığını şiddetle reddettiğini yazdı.Той също пише на Атила, отричайки енергично валидността на предложението за женитба.
Buna karşılık, SSCB sadece korumak amaçlı, sözde "ağır ICBM" olan 308 tane SS-18 füzelerini tutmuştur.В замяна СССР може да запази 308 от така наречените „тежки МКБР“ Р-36 (СС-18).
Bir CRC kodunu belirlemek için, sözde polinom kod tanımlamak gerekir.Определянето на CRC кода зависи от т.нар. генератор на полиноми.