Musa, Mısırlıların bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.Και εδιδαχθη ο Μωυσης πασαν την σοφιαν των Αιγυπτιων και ητο δυνατος εν λογοις και εν εργοις.
Musa, Mısırlıların bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.И Моисей биде научен на всичката Египетска мъдрост; и бе силен в слово и в дело.
Musa, Mısırlıların bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.И научен был Моисей всей мудростиЕгипетской, и был силен в словах и делах.
Musa, Mısırlıların bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.І навчивсь Мойсей усієї Єгипецької мудрости, був же потужний у словах і в дїлах.
Musa, Mısırlıların bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.וילמד משה בכל חכמת מצרים ויהי גבור בדברים ובמעשים׃
Musa, Mısırlıların bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.فتهذب موسى بكل حكمة المصريين وكان مقتدرا في الاقوال والاعمال.
Musa, Mısırlıların bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.摩 西 學 了 埃 及 人 一 切 的 學 問 、 說 話 行 事 、 都 有 才 能
Musa, Mısırlıların bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.摩西 學 了 埃及人 一切 的 學問 、 說話 行事 、 都 有 才能
Okulun birkaç bilgisayarlı sözde bilgisayar odasında zaman geçirip하지만 그래도 소위 "컴퓨터실"이라는 몇 대의 컴퓨터와 로고라는 컴퓨터 언어를 배울 수 있는 곳에서
Okulun birkaç bilgisayarlı sözde bilgisayar odasında zaman geçiripPerò passava molto tempo nella "sala dei computer" dove c'erano diversi computer.
Okulun birkaç bilgisayarlı sözde bilgisayar odasında zaman geçiripאך נהג להסתובב סביב, ציטוט, "חדר מחשב," שם היו לא מעט מחשבים,
Okulun birkaç bilgisayarlı sözde bilgisayar odasında zaman geçiripلكنه كان ينتبه عند سماع عبارة "غرفة الكمبيوتر" حيث كان هناك بعض الكمبيوترات
Okulun birkaç bilgisayarlı sözde bilgisayar odasında zaman geçiripコンピューターがあったので そこでLogoという言語を学習していました
Örneğin Cola Cola tarifinin sözde Atlanta'daki bir kasada tutulduğu gibi.코카콜라의 레시피 같은 경우, 애틀랜타의 금고에 보관돼 있다는데요
Örneğin Cola Cola tarifinin sözde Atlanta'daki bir kasada tutulduğu gibi.تمامًا مثلما تفعل كوكاكولا مع وصفتها السرية التي تخبئها في غرفة حصينة في أتلانتا
Örneğin Cola Cola tarifinin sözde Atlanta'daki bir kasada tutulduğu gibi.まったく公表されていません
O verdiğim sözden asla geri dönmeyeceğime söz veriyorum aslındaJe promets de ne jamais revenir sur ma promesse
O verdiğim sözden asla geri dönmeyeceğime söz veriyorum aslındaPromit sa nu ma mai intorc niciodata la aceea promisiune, de fapt
O verdiğim sözden asla geri dönmeyeceğime söz veriyorum aslındaSľubujem, že sa nikdy vrátiť na ten sľub vlastne
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Daí que haja um perigo na pseudo-ciência, no acreditar neste tipo de coisas.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Der er altså en fare med pseudovidenskab, med at tro på denne slags ting.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Donc il y a des risques associés à la pseudo-science, à croire à ce genre de choses.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Entonces hay peligro en la pesudociencia, en creer en este tipo de cosas.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Er kleven gevaren aan pseudo-wetenschap, in het geloof in dit soort dingen.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.In der Pseudowissenschaft, an solche Dinge zu glauben, liegt also eine Gefahr.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.그러니, 유사 과학에는 위험이 도사리고 있습니다. 이런 것을 믿는다는 것 말이죠.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Ngụy tạo khoa học mang lại nguy hiểm khi người ta tin vào nó.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Niebezpieczeństwo pseudonauki tkwi we wierze w tego typu rzeczy.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Per cui si corrono dei rischi con la pseudoscienza, credendo in questo genere di cose.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Pseudoștiința este periculoasă pentru că te face să ai încredere în astfel de instrumente.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Pseudotieteeseen liittyy vaara uskoa tällaisiin vempaimiin.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Så det finns en fara i psedovetenskap, i att tro på den här sortens saker.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Takže je tu nebezpečenstvo pseudovedy, veriť takýmto veciam.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Takže pseudověda představuje hrozbu, je nebezpečné v tyto věci věřit.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Veszélyes tehát az áltudomány, a hit az ilyenfajta dolgokban.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Ενέχονται, λοιπόν, κίνδυνοι στην ψευδοεπιστήμη, στο να πιστεύεις σε τέτοιου είδους πράγματα.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Как мы видим, псевдонаука все-таки может быть опасной заставляя нас верить в такие вещи.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.Така че има опасност при псевдонауката, ако повярваме на такива неща.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.אז ישנה סכנה בפסאודו-מדע, באמונה בדברים כגון אלה.
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.اذن هنالك اخطار للهراء العلمي الزائف في تصديق مثل هذه الاشياء
Öyleyse, sözde-bilim ya da bu tip şeylere inanmak pekala tehlikeli de olabilir.危険が伴うのです そこで今日は 信じるということをお話しします
Patent avukatları birinci sırada. İki, az sayıda çıkarı olan sözde trolller var, ama -Se están beneficiando, posiblemente sean los mayores beneficiarios.
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Ako sa s tým vyrovnala elita, tzv. politická elita?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Bagaimana golongan atasan menanganinya -- golongan yang juga disebut golongan elit politik?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Các tầng lớp chóp bu đã xử lý vấn đề này như thế nào -- cái tầng lớp được gọi là chóp bu chính trị?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Como lidou com isto a elite, a designada elite política?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Cum s-a descurcat elita cu asta - aşa-zisa elită politică?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Hoe zal de elite hiermee omgaan - de zogenaamde politieke elite?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Hogyan reagált erre az elit, az úgynevezett politikai elit?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Jak poradziła sobie z tym elita -- ta tak zwana elita polityczna?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Jak se s tím vyrovnala privilegovaná vrstva -- tak zvaná politická elita?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Wie ging die Elite damit um - die sogenannte politische Elite?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?А якою ж була реакція еліти, так званої політичної еліти?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Как се справи с това елитът -- така нареченият политически елит?
Peki seçkinler bununla nasıl başa çıktı? Sözde politik seçkinler?Как с этим справится элита, так называемая политическая элита?
Sadece sözde değil; olayların olması gibi olacağına, yapmamız gerekenleri yaparak, inanmalıyız.Ikke bare for at sige noget; tro på at tingene udarter sig som de burde, forudsat vi gør det vi bør.
Sadece sözde değil; olayların olması gibi olacağına, yapmamız gerekenleri yaparak, inanmalıyız.일들이 그들이 수행되어야 하는대로 될거라고, 우리가 해야할 것을 우리가 한다면 말이죠.
Sadece sözde değil; olayların olması gibi olacağına, yapmamız gerekenleri yaparak, inanmalıyız.là mọi chuyện sẽ xảy ra đúng lẽ nếu ta làm những điều ta cần làm.
Sadece sözde değil; olayların olması gibi olacağına, yapmamız gerekenleri yaparak, inanmalıyız.Não apenas dizer que sim. Acreditar que as coisas vão funcionar como devem, se fizermos o que devemos.
Sadece sözde değil; olayların olması gibi olacağına, yapmamız gerekenleri yaparak, inanmalıyız.Όχι μόνο λόγια να πιστεύουμε πως τα πράγματα θα εξελιχθούν όπως θα έπρεπε, προσφέροντας αυτό που θα έπρεπε.