Bu sözde mülteciler yetişkin insanlar ve botlara atladıklarında neye giriştiklerini biliyorlardı.Количество этих так называемых беженцев только растет.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.이런 소위 말하는 전쟁에서 의회에서 선사하는 20개의 용기와 명예의 메달은 7번째 기병부대에게 주어졌습니다.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.Đối với trận chiến này, 20 Quân Hàm Danh Dự cho sự anh dũng được trao cho Đoàn quân thứ 7.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.För den här så kallade striden tilldelades 20 av kongressens hedersmedalj till det 7:e kavalleriet.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.Per questa pseudo battaglia 20 medaglie all'onore per il valore vennero date alla settima cavalleria.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.Por esta, assim chamada, batalha, o 7.º de cavalaria recebeu 20 medalhas de honra do Congresso, por heroísmo.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.Voor deze zogenaamde strijd werden 20 Congresmedailles voor eer en dapperheid aan de 7e Cavalerie uitgereikt.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.Za to, tako imenovano "bitko", je bilo 20 kongresnih častnih Medalj za hrabrost dodeljenih 7. konjenici.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.Za tuto takzvanou bitvu bylo 7. kavalérii uděleno 20 čestných medailí Kongresu za statečnost.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.Za túto tzv. bitku bolo 7. kavalérii udelených 20 Kongesových medajlí cti.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.За тази така наречена битка, 20 "Медали за чест" от Конгреса, са дадени за храбростта на 7-ма кавалерия.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.בעקבות ה"קרב" לכאורה הזה, 20 עיטורי גבורה ניתנו לחיילי חיל הפרשים השביעי.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.تكريما لهذه المعركة المُدعاة تم إعطاء 20 ميدالية شرف الكونغرس إلى كتيبة الفرسان السابعة.
Bu sözde savaş için 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı yirmi meclis onur madalyası verildi.武勇を称える20個の議会名誉勲章が 第七騎兵隊に与えられました これは今日に至るまで
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Căci toată Legea se cuprinde într'o singură poruncă: ,,Să iubeşti pe aproapele tău ca pe tine însuţi.``
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Car toute la loi est accomplie dans une seule parole, dans celle-ci: Tu aimeras ton prochain comme toi-même.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››De hele wet is immers samengevat in dit ene gebod: "Houd net zoveel van uw medemens als van uzelf." (A)
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Denn alle Gesetze werden in einem Wort erfüllt, in dem: "Liebe deinen Nächsten wie dich selbst."
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››For hele loven er opfylt i ett bud, i dette: Du skal elske din næste som dig selv.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››온 율법은 네 이웃 사랑하기를 네 몸같이 하라 하신 한 말씀에 이루었나니
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Lebo celý zákon je naplnený v jednom slove, v tom: Milovať budeš svojho blížneho jako samého seba!
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Mert az egész törvény ez egy ígében teljesedik be: Szeresd felebarátodat, mint magadat.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Nebo všecken Zákon v jednom slovu se zavírá, totiž v tom: Milovati budeš bližního svého jako sebe samého.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Pois toda a lei se cumpre numa só palavra, a saber: Amarás ao teu próximo como a ti mesmo.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››porque toda la ley se ha resumido en un solo precepto: Amarás a tu prójimo como a ti mismo
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Sillä kaikki laki on täytetty yhdessä käskysanassa, tässä: "Rakasta lähimmäistäsi niinkuin itseäsi".
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Thi hele Loven er opfyldt i eet Ord, i det: "Du skal elske din Næste som dig selv."
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Tutta la legge infatti trova la sua pienezza in un solo precetto: amerai il prossimo tuo come te stesso
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Vì cả luật pháp chỉ tóm lại trong một lời nầy: Ngươi hãy yêu kẻ lân cận như mình.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Vì cả luật_pháp chỉ tóm_lại trong một lời nầy : Ngươi hãy yêu kẻ lân_cận như mình .
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Zakaj vsa postava se izpolnjuje v eni besedi, v tejle: „Ljubi bližnjega svojega kakor samega sebe“.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Διοτι ολος ο νομος εις ενα λογον συμπληρουται, εις τον, Θελεις αγαπα τον πλησιον σου ως σεαυτον.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››А плодът на Духа е: любов, радост, мир, дълготърпение, благост, милост, милосърдие, вярност,
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Ибо весь закон в одном слове заключается: люби ближнего твоего, как самого себя.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››Увесь бо закон в одному слові сповняється: Люби ближнього твого, як себе самого.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››כי כל התורה כלולה במצוה אחת והיא ואהבת לרעך כמוך׃
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››لان كل الناموس في كلمة واحده يكمل. تحب قريبك كنفسك.
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››因 為 全 律 法 都 包 在 愛 人 如 己 這 一 句 話 之 內 了
Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: ‹‹Komşunu kendin gibi seveceksin.››因 為全 律法 都 包在 愛人 如 己 這 一 句 話之內了
- Çözümleri gördüđümüzde, tüm sözde çözümler küresel ýsýnmayý öne sürürler.Il ne l'a jamais fait et ne le fera jamais".
- Çözümleri gördüđümüzde, tüm sözde çözümler küresel ýsýnmayý öne sürürler."우리의 강한 요구 없이는 권력은 한치도 양보하지 않는다. 과거에도 그랬고 앞으로도 그럴 것이다."
- Çözümleri gördüđümüzde, tüm sözde çözümler küresel ýsýnmayý öne sürürler.Nunca lo ha hecho y nunca lo hará."
- Çözümleri gördüđümüzde, tüm sözde çözümler küresel ýsýnmayý öne sürürler.Никогда в прошлом и никогда в будущем."
Eden Nehri olduğu ortaya çıktı. (ÇN: Cennetteki sözde bir nehre gönderme yapılıyor)-- este într-adevăr un râu venit din Eden.
Eden Nehri olduğu ortaya çıktı. (ÇN: Cennetteki sözde bir nehre gönderme yapılıyor)이것은 정말 '에덴 밖의 강' (리차드 도킨스가 쓴 책) 이라고 판명되었죠.
Eden Nehri olduğu ortaya çıktı. (ÇN: Cennetteki sözde bir nehre gönderme yapılıyor)To rzeka wypływająca z Edenu.
Eden Nehri olduğu ortaya çıktı. (ÇN: Cennetteki sözde bir nehre gönderme yapılıyor)הוא ממש נהר שמקורו בגן-עדן.
Eden Nehri olduğu ortaya çıktı. (ÇN: Cennetteki sözde bir nehre gönderme yapılıyor)هذا الشئ حقيقةً عباره عن نهر في جنة عدن.
Eden Nehri olduğu ortaya çıktı. (ÇN: Cennetteki sözde bir nehre gönderme yapılıyor)すなわち あなたの全ての 細胞内にある32億個の塩基対は
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?Bagaimana hal ini bisa terjadi pada saya padahal segalanya saya lakukan dengan benar?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?Como é que isto me aconteceu se eu, supostamente, estava a fazer tudo certo?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?¿Cómo me pasó esto a mí, que supuestamente estaba haciendo todo bien?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?Hogyan történhetett ez velem, ha állítólag mindent jól csináltam?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?Hur kunde detta hända mig när jag uppenbarligen gjorde allting rätt?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?Jak mogło mi się to przytrafić, skoro wszystko robiłem rzekomo dobrze?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?Jak to, že se toto přihodilo mně, když jsem domněle dělal vše správně?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?내가 모든 것을 올바르게 했다면 어떻게 나에게 이런 일이 생겼는가?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?Tại sao điều đó xảy ra với tôi khi mà tôi nghĩ mình đang làm mọi thứ rất đúng?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?Wieso passierte das mir, der ich doch anscheinend alles richtig gemacht hatte?
Eğer sözde her şeyi doğru yapıyorduysam, bu nasıl benim başıma gelmişti?Πώς συνέβη αυτό σε εμένα αφού εγώ υποθετικά τα έκανα όλα σωστά;