sözün ile cümle
sözün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Le peuple refusa d`écouter la voix de Samuel. Non! dirent-ils, mais il y aura un roi sur nous,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Ljudstvo pa se brani poslušati glas Samuelov, in reko: Kratko ne; temuč kralja hočemo imeti,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Men folket vilde ikke høre på Samuel, de sa: Nei, vi vil ha en konge over oss.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Men folket ville icke lyssna till Samuels ord, utan sade: »Nej, en konung måste vi hava över oss.»
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Mutta kansa ei tahtonut kuulla Samuelin puhetta, vaan sanoi: "Ei, kuningas meillä pitää olla.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Nechtěl však lid uposlechnouti řeči Samuelovy, a řekli: Nikoli, ale král bude nad námi,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,O povo, porém, não quis ouvir a voz de Samuel; e disseram: Não, mas haverá sobre nós um rei,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Poporul n'a vrut să asculte glasul lui Samuel. ,,Nu!`` au zis ei, ,,ci să fie un împărat peste noi,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Sin embargo, el pueblo rehusó escuchar a Samuel. Y dijeron: --¡No! Más bien, que haya rey sobre nosotros
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Но народ не согласился послушаться голоса Самуила, и сказал: нет, пусть царь будет над нами,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Обаче, людете не искаха да послушат Самуиловия глас, а рекоха: Не, но цар нека има над нас,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,וימאנו העם לשמע בקול שמואל ויאמרו לא כי אם מלך יהיה עלינו׃
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,فأبى الشعب ان يسمعوا لصوت صموئيل وقالوا لا بل يكون علينا ملك.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,百 姓 竟 不 肯 聽 撒 母 耳 的 話 、 說 、 不 然 、 我 們 定 要 一 個 王 治 理 我 們
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,百姓 竟 不 肯 聽 撒母耳 的話 、 說 、 不然 、 我 們 定要 一 個 王 治理 我 們
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Aku tak mau mendengarkan guru-guruku dan tidak mau menuruti mereka
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.A nepočúval som na hlas svojich učiteľov a nenaklonil som svojho ucha k tým, ktorí ma učili.
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.A neposlouchal jsem hlasu vyučujících mne, a k učitelům svým nenaklonil jsem ucha svého!
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Comment ai-je pu ne pas écouter la voix de mes maîtres, Ne pas prêter l`oreille à ceux qui m`instruisaient?
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Cum am putut să n'ascult glasul învăţătorilor mei, şi să nu iau aminte la ceice mă învăţau?
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.e não escutei a voz dos que me ensinavam, nem aos que me instruíam inclinei o meu ouvido!
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.És nem hallgattam az én vezetõim szavát, és az én tanítóimhoz nem hajtottam fülemet!
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.내 선생의 목소리를 청종치 아니하며 나를 가르치는 이에게 귀를 기울이지 아니하였던고
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Miksi en kuullut neuvojaini ääntä, kallistanut korvaani opettajilleni?
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Nhơn sao tôi không vâng theo tiếng giáo sư tôi, Và chẳng nghiêng tai qua lời của người dạy dỗ tôi?
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Nhơn sao tôi không vâng theo tiếng giáo_sư tôi , Và chẳng nghiêng tai qua lời của người dạy_dỗ tôi ?
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Nie słuchałem głosu ćwiczących mię, a tym, którzy mię uczyli, nie nakłaniałem ucha mego!
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.No escuché la voz de mis maestros, y a los que me enseñaban no incliné mi oído
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Non ho ascoltato la voce dei miei maestri, non ho prestato orecchio a chi m'istruiva
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Poslušal nisem glasú učiteljev svojih, ne ušesa svojega nagibal k njim, ki so me učili.
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.så jeg ikke hørte på dem som lærte mig, og ikke bøide mitt øre til dem som veiledet mig!
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.så jeg ikke lød mine Læreres Røst, ej bøjed mit Øre til dem, som lærte mig!
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Varför lyssnade jag icke till mina lärares röst, och böjde icke mitt öra till dem som ville undervisa mig?
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.Waarom luisterde ik niet naar vermaning en vergat wat mijn leermeesters mij leerden?
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.wie habe ich nicht gehorcht der Stimme meiner Lehrer und mein Ohr nicht geneigt zu denen, die mich lehrten!
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.και δεν υπηκουσα εις την φωνην των διδασκοντων με, ουδε εκλινα το ωτιον μου εις τους νουθετουντας με.
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.И аз да не послушам гласа на учителите си, Нито да приклоня ухото си към наставниците си;
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.и я не слушал голоса учителей моих, не приклонял уха моего кнаставникам моим:
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.ולא שמעתי בקול מורי ולמלמדי לא הטיתי אזני׃
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.ولم اسمع لصوت مرشدي ولم امل اذني الى معلميّ.
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.也 不 聽 從 我 師 傅 的 話 、 又 不 側 耳 聽 那 教 訓 我 的 人
‹‹Öğretmenlerimin sözünü dinlemedim, Beni eğitenlere kulak vermedim.也不聽從 我 師傅的話 、 又 不 側耳聽 那 教訓 我 的 人
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Aj, přijdeť a stane se to, praví Panovník Hospodin, téhož dne, o kterémž jsem mluvil.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Die dag van het oordeel komt eraan; alles zal gebeuren zoals Ik heb aangekondigd.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Ecco, questo avviene e si compie - parola del Signore Dio -: è questo il giorno di cui ho parlato
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Eis que isso vem, e se cumprirá, diz o Senhor Deus; este é o dia de que tenho falado.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Glej, prihaja in zgodi se to, govori Gospod Jehova; to je dan, ki sem o njem govoril.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!"¡He aquí que viene y se cumplirá!, dice el Señor Jehovah. Éste es el día del cual he hablado
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Hľa, prijde a stane sa, hovorí Pán Hospodin; to je ten deň, o ktorom som hovoril.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Ímé, eljött és meglett, ezt mondja az Úr Isten; ez az a nap, a melyrõl szólottam.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Katso, se tulee, se tapahtuu, sanoo Herra, Herra: Tämä on se päivä, josta minä olen puhunut.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!나 주 여호와가 말하노라 볼지어다 그 일이 이르고 이루리니 내가 말한 그날이 이 날이니라
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Nầy , sự ấy đến , và sẽ làm thành , Chúa_Giê - hô-va phán vậy ; ấy_là ngày mà ta đã rao !
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Nầy, sự ấy đến, và sẽ làm thành, Chúa Giê-hô-va phán vậy; ấy là ngày mà ta đã rao!
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Oto przyjdzie i stanie się to, mówi panujący Pan, tegoż dnia, o któremem mówił.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Se, det kommer, det skal ske, lyder det fra den Herre HERREN; det er Dagen, jeg har talet om.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Se, det kommer, det skjer, sier Herren, Israels Gud; det er dagen som jeg har talt om.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Se, det kommer, ja, det fullbordas! säger Herren, HERREN. Detta är den dag om vilken jag har talat.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!Siehe, es ist gekommen und ist geschehen, spricht der HERR HERR; das ist der Tag, davon ich geredet habe.
O gün yaklaştı! Söylediklerim olacak. Egemen RAB böyle diyor. Budur sözünü ettiğim gün!TUHAN Yang Mahatinggi berkata, "Sungguh, hari yang Kusebut itu akan datang