sözün ile cümle
sözün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi."Vad gjorde de drar, sade Alice helt glömma henne löfte.
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi."Was haben sie? Ziehen", sagte Alice, ganz vergessend, ihr Versprechen.
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi.'Wat hebben ze trekken?' Zei Alice, vrij te vergeten haar belofte.
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi."Τι έκαναν κλήρωση;", δήλωσε ο Alice, ξεχνώντας πολλές φορές την υπόσχεσή της.
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi."Какво е те да съставят?", Казва Алис, съвсем забравят обещанието си.
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi."Что они рисуют?" Сказала Алиса, совершенно забыв свое обещание.
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi."Що вони малюють?" Сказала Аліса, зовсім забувши свою обіцянку.
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi."מה הם לצייר?" אמרה אליס די שכחה את הבטחתה.
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi."ماذا فعلوا السحب؟' قال اليس ، وينسى تماما وعدها.
'Ne çekmek mi?' Alice oldukça onun sözünü unutma dedi."トリークル、"ヤマネは、すべてこの時点で考慮することなく、言った。
Neden sözünden döndün?Miért mentél el?
Neden sözünden döndün?Pourquoi en êtes-vous partis ?
Neden sözünden döndün?لماذا عدت؟
Ne olmalı ki acaba?Kısa bir isim olmak zorunda. " Güzelce oynamak " sözünü bir sekilde iletmeliyim.- Co by tu...? Musi być krótka i symbolizować zabawę...
Ne olmalı ki acaba?Kısa bir isim olmak zorunda. " Güzelce oynamak " sözünü bir sekilde iletmeliyim.'Harus bernama apa? Haruslah sebuah kata yang pendek. Saya ingin menyampaikan "bermain baik"'
Ne olmalı ki acaba?Kısa bir isim olmak zorunda. " Güzelce oynamak " sözünü bir sekilde iletmeliyim.Wat zou het worden? Het moet een kort woord zijn. Het moest iets zijn met "goed spelen"
Ne olmalı ki acaba?Kısa bir isim olmak zorunda. " Güzelce oynamak " sözünü bir sekilde iletmeliyim.-Ποιό πρέπει να είναι? Πρέπει να είναι μικρή λέξη.
Ne olmalı ki acaba?Kısa bir isim olmak zorunda. " Güzelce oynamak " sözünü bir sekilde iletmeliyim.ماذا يمكن أن يكون؟ يجب أن يكون كلمة قصيرة. أردت أن أجعل اللعب أفضل
Nereye gittiğin umurumda değil. Gerçekten... Ama sözünü tutmalısın.Не ?е ин?е?есува къде си ?одила, наис?ина, но ??ябва да си спазиш обещание?о.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Bagaimana mungkin itu adalah sebuah janji? Dia melakukannya sendiri.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Come fa quella ad essere una promessa? Ha fatto tutto da solo.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Comment ça une promesse ? Il l'a faite tout seul.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Co to za obietnica? On sam to zrobił.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Cum este asta o promisiune? A facut-o singur.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Hoe is dat een belofte? Hij deed het alleen.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Hứa thế nào? Nó tự quyết định đấy chứ.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.HUr kan det vara ett löfte? Han gjorde det själv.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.그게 무슨 약속이야? 지 혼자 한건데
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Wie ist das ein Versprechen?Er hat es alleine gemacht.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Πως αυτό είναι υπόσχεση; Τα έκανα όλο μόνος του.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.Да что за обещание? Он же тебя вынудил его дать.
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.كيف من الممكن أن يكون هذا وعدا؟ لقد قطعه لوحده
Ne sözünden bahsediyorsun, emrivaki yaptı.あ、ここにあるわ!
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.A kinek nem akartak engedni a mi atyáink, hanem eltaszíták maguktól, és szívökben Égyiptom felé fordulának,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.ao qual os nossos pais não quiseram obedecer, antes o rejeitaram, e em seus corações voltaram ao Egito,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Ấy là người là tổ phụ chúng ta không chịu vâng lời, đã bỏ người đặng nghiêng lòng về xứ Ê-díp-tô,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Ấy_là người là tổ_phụ chúng_ta không chịu vâng lời , đã bỏ người đặng nghiêng lòng về xứ Ê - díp-tô ,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Jehož nechtěli poslušni býti otcové naši, ale zavrhli jej, a odvrátili se srdci svými do Egypta,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.ki mu pa niso hoteli biti pokorni očetje naši, ampak so ga zavrgli in obrnili srca svoja v Egipt,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.우리 조상들이 모세에게 복종치 아니하고자하여 거절하며 그 마음이 도리어 애굽으로 행하여
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.ktorého nechceli poslúchať naši otcovia, ale ho odsotili a obrátili sa svojimi srdcami do Egypta
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Któremu nie chcieli posłuszni być ojcowie nasi; ale go odrzucili i obrócili się sercy swemi do Egiptu.
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Ma i nostri padri non vollero dargli ascolto, lo respinsero e si volsero in cuor loro verso l'Egitto
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Nos pères ne voulurent pas lui obéir, ils le repoussèrent, et ils tournèrent leur coeur vers l`Égypte,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Părinţii noştri n'au vrut să -l asculte, ci l-au nesocotit: şi, în inimile lor, s'au întors spre Egipt,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Sekalipun begitu nenek moyang kita tidak mau taat kepadanya. Mereka menolak dia dan ingin kembali ke Mesir
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.которому отцы наши не хотели быть послушными, но отринули его и обратились сердцами своими к Египту,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Котрому не хотїли слухняними бути отцї наші, а відопхнули його, і обернулись серцем у Єгипет,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.הוא אשר אבותינו לא אבו לשמע לו כי אם מאסו אתו ולבבם פנה מצרימה׃
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.الذي لم يشأ آباؤنا ان يكونوا طائعين له بل دفعوه ورجعوا بقلوبهم الى مصر
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.我 們 的 祖 宗 不 肯 聽 從 、 反 棄 絕 他 、 心 裡 歸 向 埃 及
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.我 們 的 祖宗 不 肯 聽從 、 反棄絕 他 、 心裡歸 向 埃及
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Ale nie chciał lud usłuchać głosu Samuelowego; owszem mówili: Nic z tego; ale król niech będzie nad nami,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,A nép azonban nem akart Sámuel szavára hallgatni, és mondának: Nem! hanem király legyen felettünk.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Avšak ľud nechcel počuť na hlas Samuelov, ale povedali: Nie, ale kráľ bude nad nami.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Dân sự chối không nghe lời của Sa-mu-ên, mà rằng: Không, phải có một vua trên chúng tôi.
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Dân_sự chối không nghe lời của Sa-mu-ên , mà rằng : Không , phải có một vua trên chúng_tôi .
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Folket vilde dog ikke rette sig efter Samuel, men sagde: "Nej, en Konge vil vi have over os,
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,Il popolo non diede retta a Samuele e rifiutò di ascoltare la sua voce, ma gridò: «No, ci sia un re su di noi
Ne var ki, halk Samuelin sözünü dinlemek istemedi. ‹‹Hayır, bizi yönetecek bir kral olsun›› dediler,백성이 사무엘의 말 듣기를 거절하여 가로되 아니로소이다 우리도 우리 왕이 있어야 하리니