Söyleyecek söz bulamıyorum.I'm at a loss for words.
Eğer şarkı sözlerine bakarsan, çok anlam taşımıyor.If you look at the lyrics, they don't really mean much.
Anlamadığım bir çok sözcük var.There are many words that I don't understand.
Anlamadığım bir sürü sözcük var.There are many words that I don't understand.
Yaratılışçılık, bir sözde-bilimdir.Creationism is a pseudo-science.
Sana söz veriyorum.I give you my word.
Ama bu konudan bana hiç söz etmedin!But you've never told me about this!
Söz gümüşse sükût altındır.Speech is silver, but silence is golden.
Sözünü tutması konusunda ona güvenebilirsin.You can trust him to keep his word.
Sözlüklerini kullanma alışkanlığı oluşturmaya gayret etmelisin.You should try to form the habit of using your dictionaries.
Bir sözlüğü nasıl kullanacağınızı biliyor musunuz?Do you know how to use a dictionary?
Sözlüğünü nasıl kullanacağını öğrenmelisin.You should learn how to use your dictionary.
Her zaman sözümden şüphe ediyorsun.You are always doubting my word.
Sözüne sadık kalmalısın.You must stick to your promise.
Gereksiz sözcükleri çıkar!Omit needless words!
Sözüne güveniyorum.I rest on your promise.
Onun önerisi, söz konusu değil.His proposal is out of the question.
Bana sözlüğünü ödünç verir misin?Will you lend me your dictionary?
Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?May I borrow your dictionary?
Sözlüğünde "guy" tanımına bak.Look up the definition of 'guy' in your dictionary.
Sözlerin beni ölüm korkusuna itiyor.Your words make me fear for my life.
Sana söz verdiğim 3000 dolara güvenebilirsin.You can count on the $3,000 I have promised you.
Bir tehdit altında verilen bir söz değersizdir.A promise given under a threat is worthless.
Bay Yoshida asla sözünden Dönmez.Mr Yoshida never breaks his promise.
Tartışma söz konusu olduğunda o hepsinden iyidir.He is second to none when it comes to debating.
Sıradaki sözlük benim.The dictionary on the desk is mine.
Masanın üstünde bir sözlük var.There is a dictionary on the desk.
Hiçbir şeye söz veremem fakat elimden geleni yapacağım.I can't promise anything, but I'll do my best.
Nükleer enerji santralleri tehlikelidir, nükleer silahlardan söz edilmemeli.Nuclear power plants are dangerous, not to mention nuclear weapons.
Bir yabancı dil öğrenirken sözlükleri iyi kullanmalıyız.We should make good use of dictionaries when studying a foreign language.
Yurt dışında seyahat söz konusu değil.Traveling abroad is out of the question.
Bir demiryolu inşa etmek için sözleşme yaptık.We contracted to build a railway.
Sözlere değil, eylemlere ihtiyacımız var.We need action, not words.
Okulda buluşmak için söz verdik.We made a promise to meet at school.
Biz başkaları ile iletişim kurmak için sözlerin yanı sıra jestler de kullanırız.We use gestures as well as words to communicate with others.
Sözümüzü her zaman tutmalıyız.We should always keep our promise.
O neden sözümü kesti?Why did she interrupt me?
Bundan birkaç yıl sonra o sözleri geri almak zorunda kalabilirsiniz.You might have to eat those words a few years from now.
Bu pahalı sözlüğü neden aldın?What did you buy this expensive dictionary for?
Ne olursa olsun, sözümü tutacağım.I'll keep my word, whatever may happen.
Altı çizili sözcükleri düzeltin.Correct the underlined words.
Konuşan sözlük artık bir fantezi değil.A talking dictionary is no longer a fantasy.
Lütfen sözlüğümü kullanmaya çekinme.Please feel free to use my dictionary.
Bazı İngilizce sözcükler Japoncadan kaynaklanır.Some English words derive from Japanese.
İngilizce öğrenenler İngilizce sözlükler olmadan yapamazlar.Those who learn English cannot do without English dictionaries.
Kaç tane İngilizce sözcük biliyorsun?How many English words do you know?
Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.A lot of English words are derived from Latin.
Bir İngilizce sözlüğün var mı?Do you have an English dictionary?
İngilizce bir sözlüğün var mı?Do you have an English dictionary?
İngilizce sözlük olmadan yapabilir misin?Can you do without an English dictionary?
İngilizcede tahminen yarım milyonun üzerinde sözcük var.It is estimated that there are over half a million words in English.
Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
Biz sözümüzü tutmalıyız.We should keep our promise.
Benim çok iyi bir sözlüğüm yok.I haven't a very good dictionary.
Birkaç sözcük, bir erkeğin gerçek karakterine ihanet edebilir.A few words may betray a man's true character.
Firmayla sözleşme yaptık.We made a contract with the firm.
Tüm yabancı kelimelere bir sözlükte bakman gerekiyor.You should look up all unfamiliar words in a dictionary.
Elinizin altında iyi bir sözlük bulundurun.Keep a good dictionary at hand.
O, sözleşmeyi imzalamak zorunda bırakıldı.He was compelled to sign the contract.
Daha çok kitap okumak için kendime söz verdim.I have promised myself to read more books.