söylerim ile cümle

söylerim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Eğer durmazsan, Isak'a, senin sürekli beni öpmeye çalıştığını söylerim. Küçük Isak!- Jos et pysy nahoissasi - kerron Isakille, että yrität aina suudella minua.
Eğer durmazsan, Isak'a, senin sürekli beni öpmeye çalıştığını söylerim.Wenn du dich nicht benimmst, sag ich Isak, dass du mich küssen willst.
Eğer durmazsan, Isak'a, senin sürekli beni öpmeye çalıştığını söylerim.Wenn du dich nicht benimmst, sag ich Isak, dass du mich küssen willst.
Eğer kıçımı ellemeyi bırakırsan, sana söylerim.Řeknu ti to, když mi přestaneš sahat na zadek.
Eğer kıçımı ellemeyi bırakırsan, sana söylerim.Θα σου πω αν σταματήσεις να πιάνεις τον κώλο μου.
Eğer kıçımı ellemeyi bırakırsan, sana söylerim.Ще ти кажа, ако спреш да опипваш задника ми.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Am chemat-o pe soția mea și i-am spus că trebuie să vadă asta.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Chiedo a mia moglie di venire e le dico che deve vedere.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Ich sagte zu meiner Frau, dass sie sich das ansehen muss.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Ik riep mijn vrouw en zei tegen haar: 'Dit moet je zien.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .J'ai dit à ma femme de venir, je lui ai dit qu'elle devait voir ça.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Jeg beder min kone komme, og jeg fortæller hende at hun skal se det her.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .전 아내를 불러서 이걸 좀 보라고 했죠.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Le dije a mi esposa que viniese. Le dije: "tienes que ver esto,
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Odahívtam a feleségemet, hogy jöjjön gyorsan, mert ezt látnia kell.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Pedi à minha mulher para vir e disse-lhe: "Tens de ver isto."
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Pyysin vaimoani katsomaan sitä.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Saya memanggil istri saya dan berkata bahwa dia harus melihatnya.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Tôi bảo vợ tôi đến xem và nói rằng cô ấy phải thấy chuyện này.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Wołam moją żonę, i mówię: "Musisz to zobaczyć!
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Zavolal som manželku a hovorím jej, že toto musí vidieť.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Λέω στη γυναίκα μου να έρθει, και της λέω, πρέπει να το δεις αυτό.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Карам жена ми да дойде и казвам: "Трябва да видиш това."
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .Я попросил мою жену подойти, сказав: "Ты должна это видеть, люди плачут".
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .אני מבקש מאשתי לבוא, ואומר לה, את חייבת לראות את זה.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .طلبت من زوجتي ان تحضر، وقلت لها، عليك ان تري ذلك.
Eşime gelmesini rica ederim ve mutlaka bunu görmesi gerektiğini söylerim .家族が泣いているという話を読むと
'Evet, onun iş IS' Beş, dedi ve ben söylerim - aşçı getirmek içinÁno, je to jeho biznis "povedal päť," a ja mu poviem - to bolo pre podanie kuchára
'Evet, onun iş IS' Beş, dedi ve ben söylerim - aşçı getirmek içinAno, je to jeho business "řekl pět," a já mu řeknu - to bylo pro podání kuchaře
'Evet, onun iş IS' Beş, dedi ve ben söylerim - aşçı getirmek için"Da, este o afacere lui!", A spus cinci, "şi îi voi spune - a fost pentru a aduce bucatarul
'Evet, onun iş IS' Beş, dedi ve ben söylerim - aşçı getirmek için"Ja, es ist sein Geschäft ist", sagte Fünf, "und ich werde es ihm sagen - es war für die Erhebung der Koch
'Evet, onun iş IS' Beş, dedi ve ben söylerim - aşçı getirmek için! 네, 그의 사업은 '다섯했다'와 내가 말해 줄게 - 그것은 요리사를 데려 와서되었습니다
'Evet, onun iş IS' Beş, dedi ve ben söylerim - aşçı getirmek için"Kyllä, se on hänen yrityksensä!" Sanoi Five, ja kerron hänelle - se oli tuo kokki
'Evet, onun iş IS' Beş, dedi ve ben söylerim - aşçı getirmek için! כן, זה העסק שלו "אמר חמש," ואני אגיד לו - זה היה להבאת לבשל
'Evet, onun iş IS' Beş, dedi ve ben söylerim - aşçı getirmek için'! نعم ، إنه تجارته وقال خمسة ،' وسأقول له -- لأنه كان يرفع طهي
'Evet, onun iş IS' Beş, dedi ve ben söylerim - aşçı getirmek içinチューリップの根の代わりに玉ねぎ。"
Evimin bombalandığını söylerim.Diré que han bombardeado mi casa.
Evimin bombalandığını söylerim.Я сказала, что в мой дом попала бомба.
Gelin ve görün. Kaderinde neler var söylerim hepsini.Venez, asseyez vous. je vous tout sur votre avenir.
Geri dönünce söylerim.Conto-te quando voltar.
Geri dönünce söylerim. Ha?-Kerron palattuani.
Geri dönünce söylerim.Jag berättar när jag kommer hem.
Geri dönünce söylerim.Jeg fortæller det bagefter.
Geri dönünce söylerim.Te lo contaré cuando regrese.
Geri dönünce söylerim.Zdradzę ci go, jak wrócę.
Geri dönünce söylerim.Θα σου πω αφού γυρίσω.
Geri dönünce söylerim.Я расскажу тебе, когда вернусь.
Hâlâ istiyorsan... Amcama seni tekrar kabul etmesini söylerim.Якщо ви все ще хочете я попрошу дядька, щоб вам дозволили знову відвідувати службу.
Hele bir verme de göreyim. Babana söylerim!Μόλις θα έπαιρνα τα χαρτιά της αποστράτευσης, θα τη ζητούσα σε γάμο.
Hele bir verme de göreyim. Babana söylerim!И когато се уволня, ще я помоля да се омъжи за мен.
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.Alors je dis toujours à mes étudiants: "Travaillez intelligemment, ensuite travaillez dur".
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.A tak vždy svým studentům říkám: "Pracuj chytře, pak pracuj tvrdě."
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.Deci, mereu le spun stundenţilor mei munceşte deştept, apoi munceşte din greu.
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.Dus zeg ik altijd tegen mijn studenten: "Werk met verstand voordat je hard gaat werken."
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.Ezért mondom mindig a hallgatóimnak, hogy dolgozzanak okosan, aztán dolgozzanak keményen.
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.Ich sage also immer zu meinen Schülern arbeitet schlau, dann arbeitet hart.
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.I dico sempre ai miei studenti lavorate intelligentemente, poi lavorate sodo.
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.저는 학생들에게 항상 말하죠. '현명하게, 그리고 열심히 일하라'
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.Powtarzam swoim studentom by pracowali mądrze i ciężko.
Hep öğrencilerime söylerim, akıllıca çalışın, sonra çok çalışın.Siempre digo a mis estudiantes: primero trabaja con astucia y luego esfuérzate.
İlgili Sayfalar