Söylenceye göre cesedi daha sonraları Roma'daki Santa Maria Maggiore bazilikasına taşınmıştır.Poprvé jí asi byla zasvěcena bazilika Santa Maria Maggiore v Římě.
Yıllar geçtikçe, başlarına gelenler hakkında söylenceler yayıldı.Nakonec, po několika desetiletích, se přiblížili tomu, co jsem měl na mysli.
Dahası muharebeyle ilgili bir dizi söylenceye kaynak oluşturur.V tom se blíží jiný houf námluvčích.
Amazon kadınlarının neden erkeklerden nefret ettiklerine dair iki söylence vardır.Je mnoho teorií o tom, proč kayanské ženy nosí spirály na krku.
Bebeklerin getirilmesi ile ilgili söylenceler tarih boyunca değişik şekillerde ortaya çıkmıştır.Căsătoria minorilor a fost frecventă în cursul istoriei din diferite motive.
Kimi söylencelere göre şamanı doğuran bu hayvandır.Se spune în povestire că acest animal că a fost moștenit de la tatăl naratorului.
İran tarihinin söylencelerinde İran’ın baş düşmanıdır.Liderii iranieni au declarat că este “cea mai mare victorie din istoria Republicii Islamice Iran”.
Bir diğer söylenceye göre ise başı El Escorial'dedir.Egyes beszámolók szerint ő maga állított fel egyet Spártában.
M.S. 1. yüzyılda eser vermiş Vergilius, bu söylenceden söz eden ilk Latin ozanıdır.1. században élt Vergilius volt az első író, aki említést tett a babonáról.
Fakat bu sadece bir söylenceden ibarettir.On mahdollista, että tuo väite on vain huhu.
Film çok eski bir Japon söylencesi üzerine kurulmuştur.Elokuva on suurelle yleisölle tehty uuden ajan versio vanhasta samannimisestä japanilaisesta klassikosta.
Çeşitli söylencelerde hep denizden çıkan varlık bir geyik olarak betimlenir.Riittä on loitsuissa puhuteltu, kuten se olisi olento.
Şiir şeklindeki söylence.Runoja, tavallaan.
Açılış tarihi söylenceye göre 907/908 yılıdır.Η ημερομηνία του εγκαινιασμού συνήθως τοποθετείται περί το 907/908.
Fakat bu sadece bir söylenceden ibarettir.Men det har kun været løse rygter.
Yıllar geçtikçe, başlarına gelenler hakkında söylenceler yayıldı.Etter så mange år: Hva er kommet frem etter forhørene?
Bu söylence kararsızlığın başlı başına bitimsiz bir ceza olduğunu anlatır.Den internasjonale situasjonen gjør at han får en urimelig lang dom.
Bir söylenceye göre Lin Moniang'ın babası ve erkek kardeşleri balıkçılık yapıyordu.Dikisahkan bahwa ayah serta saudara-saudara pria Lin Mo Niang bekerja sebagai nelayan.
Söylenceye göre Buda'nın aydınlanmasından 250 yıl sonra İmparator Asoka Bodh Gaya'yı ziyaret etmiştir.Diyakini bahwa 250 tahun setelah Pencerahan Buddha Gautama, Raja Asoka mengunjungi Bodh Gaya.
Söylencelerde adı sıklıkla “Kögön” (yaban ördeği) ile birlikte anılır.Ruqyah terkadang disebut pula dengan ‘azimah (azimat).
Geleneksel Keşmir ve Çin söylencelerine göre safran 900 ila 2500 yıl önce bir zamanda buralara ulaşmıştır.Menurut catatan sejarah orang Kashmir dan orang Tiongkok, safron baru dikenal sejak 900–2.500 tahun yang lalu.
Şu anki adı Doğancı'nın kaynağına ilişkin söylenceler de vardır.Masih terdapat kontroversi mengenai asal mula nama Natal.
Fakat bu sadece bir söylenceden ibarettir.Tuy nhiên, đây cũng chỉ là lời đồn thổi.
Fakat bu sadece bir söylenceden ibarettir.^ これは噂に過ぎない、とする説もある。
Fakat eldeki verilere göre her kuruluşun bir söylencesi vardır.^ ただし、登場時は所々錆び付いた箇所がある。
Fakat bu sadece bir söylenceden ibarettir.然而,這些都只是謠言。
Söylencelerde Korkut Ata'nın doğaüstü güçleri öne çıkarılmıştır.危險能力系,代號「惡魔使者」。
Kaynaklar söylenceden öteye gitmiyorlar.仁宗怕是谣言不从。
Söylenceye göre idam edildikleri yer, daha sonra Wasserkirchenin kurulacağı adadadır.”又說“潜夫先推二妻入水,为具棺殓,然后赋诗跃水死。
'Hollanda halk söylencesi.佛辟支聲聞。
Avarların söylencelerinde, soyundan türedikleri dazbaşlı (kel) ataları vardır.向日葵少女(日:ひまわり娘) 以前與強哥的父親戰鬥的傳說魔女。
Pek çok söylence kahramanı gibi o da bir günde bir yaşına yedi günde yedi yaşına gelir.전작 〈칠석제〉로부터, 대략 1년 7개월 만의 싱글이다.
Kaynaklar söylenceden öteye gitmiyorlar.לשמועות אלו אין שחר.
Bunlardan biri Evren Dede söylencesidir.Тази статия е за свещеника от Старчища.
'Hollanda halk söylencesi.Български народни приказки.
Bunlardan biri Evren Dede söylencesidir.Jedan je od crkvenih otaca.
Yıllar geçtikçe, başlarına gelenler hakkında söylenceler yayıldı.Práve obedoval, keď mu oznamovali čo sa stalo.
Söylence ile çocuğun iç dünyası arasındaki bağlantılar Sigmund Freud ve Carl Jung tarafından ele alınmıştır.Njegove ideje glede človeške psihe temeljijo na delih Sigmunda Freuda in Carla Junga.
Söylenceye göre cesedi daha sonraları Roma'daki Santa Maria Maggiore bazilikasına taşınmıştır.To je še vedno mogoče opaziti v baziliki Santa Maria Maggiore v Rimu.
Pek çok söylence kahramanı gibi o da bir günde bir yaşına yedi günde yedi yaşına gelir.Še pri starosti sedemdeset in več let je hodil v svoj laboratorij delat vseh sedem dni v tednu.
Açılış tarihi söylenceye göre 907/908 yılıdır.Esmamaining on aastast 907.
Film çok eski bir Japon söylencesi üzerine kurulmuştur.Film põhineb vanal Londoni legendil.
Bu da çok tehlikeli bir söylencedir, çok tehlikeli.Ik wil aantonen dat dit een erg gevaarlijke mythe is.
Bu da çok tehlikeli bir söylencedir, çok tehlikeli.매우 위험한 믿음이라는 것을 보여드리고 싶습니다.
Bu da çok tehlikeli bir söylencedir, çok tehlikeli.הוא מיתוס מסוכן ביותר.
Bu da çok tehlikeli bir söylencedir, çok tehlikeli.خرافة خطيرة ، خطيرة جداً.
Bu da çok tehlikeli bir söylencedir, çok tehlikeli.世間に損害を与えます
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.A primeira metade será cantada pelos cantores ao vivo no palco.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.Az első felét énekesek fogják élőben előadni itt a színpadon.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.De eerste helft van het stuk zal hier live uitgevoerd worden door zangers op het podium.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.Die erste Hälfte wird von den Sängern hier auf der Bühne aufgeführt.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.전반부는 무대 위에서 가수들이 라이브로 노래를 합니다.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.La première moitié sera réalisée par les chanteurs sur scène.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.La prima metà verrà interpretata da cantanti dal vivo qui sul palco.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.La primera parte será interpretada por los coristas en vivo, en el escenario.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.Nửa đầu sẽ được biểu diễn trực tiếp bởi những ca sĩ tại đây, trên sân khấu.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.Paruh pertama akan dinyanyikan oleh penyanyi yang ada di panggung ini.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.Pierwszą połowę wykonamy na żywo, tutaj, na scenie.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.Prima jumătate va fi interpretată pe viu, pe această scenă.
İlk yarısı sahnedeki canlı şarkıcılar tarafından söylencek.První polovina bude předvedena živými zpěváky zde na pódiu.