söylemişler ile cümle

söylemişler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Çünkü kahinler savaşın onsuz kazanılamayacağını söylemişlerdi.Så bomullsinteressentene fikk fortjeneste uten krig.
Dilbilimciler “Allah” kelimesinin “Al-İlah”tan türediğini söylemişlerdir.Orang-orang menanggapi dengan berkata, “ Demi Allah, Ibnu Rawanah berkata benar”.
Anne babasının trafik kazasında öldüğünü söylemişlerdir.Mereka memberi tahu Harry bahwa kedua orang tuanya meninggal karena kecelakaan mobil.
Ekstra bir nakarat söylemişlerdir.またそれが定番のギャグでもあった。
Anne babasının trafik kazasında öldüğünü söylemişlerdir.両親は交通事故により死去したと聞かされている。
Ekstra bir nakarat söylemişlerdir.多有怨曠譏刺之辭。
Başlangıçta yetkililer uçakta 295 kişi olduğunu söylemişlerdi; üç bebeği dahil etmemişlerdi.처음에 당국은 295명이라고 밝혔지만, 이는 같이 타고 있던 3명의 유아를 헤아리지 않은 것이다.
(Aynı açıklamayı diğer singlelar için de söylemişlerdir)."그러므로 마땅히 (그러한 논을 지어 일심의 법에 대해) 설해야 하는 것이다(是故應說)."
Burada sürüyü otlatmasını söylemişler.여기서 까마귀가 등장하는데 반드시 처리하자.
Bu kaynakların çok fazla enerji yaydığını söylemişler.ואני אומרת לכם, שהאנשים האלה מילאו אותי אנרגיה.
Biraz fırtına olabileceğini söylemişlerdi ama korkacak bir şey yokAu anunţat o furtună mică în afara oraşului, lângă Oviedo, dar nu e nimic serios. Să nu vă faceţi griji.
Biraz fırtına olabileceğini söylemişlerdi ama korkacak bir şey yokHá uma pequena tempestade, nas proximidades da cidade, mas não é nada... ...sério, não se preocupem.
Biraz fırtına olabileceğini söylemişlerdi ama korkacak bir şey yokJósoltak egy kis vihart a városon kívül Oviedo előtt, de semmi komoly. Nincs miért aggódni, tényleg.
Biraz fırtına olabileceğini söylemişlerdi ama korkacak bir şey yokOn a prédit un petit orage près d'Oviedo, mais rien de bien grave. Il faut pas vous en faire.
Biraz fırtına olabileceğini söylemişlerdi ama korkacak bir şey yokPronosticaron una pequeña tormenta en las afueras de Oviedo, pero no es nada serio. No te preocupes, en serio.
Biraz fırtına olabileceğini söylemişlerdi ama korkacak bir şey yokZe voorspellen een lichte storm even buiten de stad, maar het is niet erg. Maak je geen zorgen.
Biraz fırtına olabileceğini söylemişlerdi ama korkacak bir şey yokلقد تنبأوا بعاصفة صغيرة فوق المدينة و لكنها ليست خطيرة لا تقلقي فعلاً
Bir de bazı kişiler ve Jules benim mikrofon sesimin biraz düşük olduğunu söylemişlerdi.그리고 줄의 편에 있는 다른 분들이 말하길 소리가 조금 낮다고 해요.
Bir de bazı kişiler ve Jules benim mikrofon sesimin biraz düşük olduğunu söylemişlerdi.Y ¿pueden otros amigos en el, en - Jules estaba mencionando que el volumen está algo bajo.
Bize söylemişlerdi zaten.Beh, ce l'hanno detto.
Bize söylemişlerdi zaten.Bueno, nos dijeron.
Bize söylemişlerdi zaten.Hát, elmondták nekünk.
Bize söylemişlerdi zaten.문제에 있네요
Bize söylemişlerdi zaten.Това но бе казано.
Bize söylemişlerdi zaten.حسناً، لقد قيل لنا
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.Het enige dat ze hadden was Mike's Hard Lemon, met vijf procent alcohol.
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.그런데 그 가판대에는 "Mikes's Hard Lemonade" 라고 하는
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.ויש להם רק "לימונדה חזקה של מייק",
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.وكل ما حصلا عليه كان عصير ليمون مايك هارد
Büfedekiler, sadece Mike'ın Sert Limonatası olduğunu söylemişler.「マイクのハードレモネード」だけでした
Bunun iyi birşey olmadığını söylemişler.좋은 것이 아니라고 말했습니다
Bunun iyi birşey olmadığını söylemişler.שזה דבר לא טוב לעשות.
Bunun iyi birşey olmadığını söylemişler.لم يكن هذا شيئاً جيداً.
Bunun iyi birşey olmadığını söylemişler.こうなると 最高学年で成績優秀な
Dağılımın normal olduğunu söylemişler. -Naše rozdělení... Říkají nám, že je to normální rozdělení.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler. Bu işi rastgele bir seçimle belirlemişler.În cealaltă situaţie li s-a spus: " Joci cu un computer, care alege la întâmplare."
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler. Bu işi rastgele bir seçimle belirlemişler.In de andere proeven werd verteld dat je tegen een computer speelt die willekeurig kiest.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.Dans d'autres essais, on leur dit qu'ils jouent contre l'ordinateur.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.Die andere Gruppe glaubt, ihr Gegner ist ein Computer.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.Drugim so rekli, da igrajo z računalnikom.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.En otros ensayos, les dicen, juegas contra una computadora.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.I andre forsøg, blev de fortalt at de spiller imod en computer.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.In altri esperimenti viene detto loro di giocare contro un computer.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.다른 실험에서는, 컴퓨터와 게임을 한다고 했어요.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.Một bên thì bạn được thông báo sẽ chơi với máy tính
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.W innych badaniach, grasz rolę komputera.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.Στις άλλες δοκιμές, τους έλεγαν, παίζετε έναν υπολογιστή.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.В інших випробуваннях їм сказали: ви граєте за комп'ютер.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.При други опити им е казано, че играят с компютър.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.בניסויים האחרים, נאמר להם: "אתם משחקים נגד מחשב
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.في محاولات أخرى، تمّ اخبارهم أنّهم يلعبون ضدّ حاسوب.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.コンピュータを相手と告げられます
İnsan dönüşümünü gerçekleştirdiklerinde siyah ellerce gerçeğin kapısına çekildiklerini söylemişlerdi.Da de udførte menneskelig transmutation, - - blev de trukket ind gennem sandhedens dør af sorte hænder.
İnsan dönüşümünü gerçekleştirdiklerinde siyah ellerce gerçeğin kapısına çekildiklerini söylemişlerdi.Disseram que quando fizeram transmutação humana, foram arrastados para a porta da verdade por mãos negras.
İnsan dönüşümünü gerçekleştirdiklerinde siyah ellerce gerçeğin kapısına çekildiklerini söylemişlerdi.Kiedy próbowali ludzkiej transmutacji, czarne rączki wciągnęły ich za wrota prawdy.
İnsan dönüşümünü gerçekleştirdiklerinde siyah ellerce gerçeğin kapısına çekildiklerini söylemişlerdi.Kun he tekivät transmutaation ihmiselle- -mustat kädet vetivät heidät totuuden portista.
İnsan dönüşümünü gerçekleştirdiklerinde siyah ellerce gerçeğin kapısına çekildiklerini söylemişlerdi.När de utförde mänsklig transmutation- -drogs de in i sanningens dörr av svarta händer.
İnsan dönüşümünü gerçekleştirdiklerinde siyah ellerce gerçeğin kapısına çekildiklerini söylemişlerdi.Όταν έκαναν ανθρώπινη μεταστοιχείωση, τους τραβούσαν στην πύλη της αλήθειας μαύρα χέρια.
İnsan dönüşümünü gerçekleştirdiklerinde siyah ellerce gerçeğin kapısına çekildiklerini söylemişlerdi.Когда они осуществили трансмутацию человека, чёрные руки затянули их во врата истины.
Kuzeye gideceklerini söylemişler.De skulle åbenbart nordpå.

İlgili Sayfalar