söylemişler ile cümle
söylemişler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yolcular korsanın şiddet kullanmadığını söylemişlerdir.Passengers said that the hijacker used no violence.
(Aynı açıklamayı diğer singlelar için de söylemişlerdir).Angalifu (pronounced "ang-uh-LEEF-oo"; c.
Mapuçeler onu gördüklerine şaşırmışlardır, çünkü Şilililer onu idam ettiklerini söylemişlerdir.The Mapuche were surprised to see him because Chileans had told them that they had executed him.
Sadece piyasa kapitalizminin kompleks ve modern bir ekonomi yaratacağını söylemişlerdir.Mises and Hayek argued that only market capitalism could manage a complex, modern economy.
Faydacılığı eleştirenler bu görüşün birkaç problemi olduğunu söylemişlerdir.Opponents to the measure stated that it would have several negative consequences.
Bize söylemişlerdi zaten.Well, they told us.
Sanırım tadının tavuk gibi olduğunu söylemişler.I think they said it tasted like chicken.
Bir de bazı kişiler ve Jules benim mikrofon sesimin biraz düşük olduğunu söylemişlerdi.And can other folks in the, in - Jules was mentioning that the volume's a bit low.
Diğerinde ise, bir bilgisayara karşı oynadıklarını söylemişler.In the other trials, they're told, you're playing a computer.
Dağılımın normal olduğunu söylemişler. -So it's just our distribution. Let's see.
"Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz, Allah'a karşı 'bir sürü saçma şeyler' söylemişler."Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
Onlardan öncekiler de onların söylediklerinin tıpkısını söylemişlerdi. Kalbleri birbirine benzedi.The same question had been asked by men before them, who were like them in their hearts.
Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir.This is what Ar-Rahman had promised, and whose truth the apostles had affirmed.
Önce gelenler de tıpkı onlar gibi söylemişlerdi. Kalpleri, ne kadar da birbirine benzedi onların.The same question had been asked by men before them, who were like them in their hearts.
Şunu da söylemişlerdir: "Ne biçim resuldür bu; yemek yiyor, sokaklarda yürüyor.But they say: "What sort of prophet is this who eats food and walks the market places?
Rahman'ın vaat ettiği işte bu! Peygamberler doğru söylemişler."This is what Ar-Rahman had promised, and whose truth the apostles had affirmed.
Bu, Rahman'ın vadettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler.This is what Ar-Rahman had promised, and whose truth the apostles had affirmed.
Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı.So had others denied before them, and had to taste Our punishment in the end.
O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.This is what Ar-Rahman had promised, and whose truth the apostles had affirmed.
Onlardan öncekiler de buna benzer sözler söylemişlerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benziyor!The same question had been asked by men before them, who were like them in their hearts.
Şunu da söylemişlerdi: "Allahımız!And when they said, “O Allah!
Şunu da söylemişlerdir: "Biz, malca da evlatça da çoğuz. Azaba uğratılacak olanlar, bizler değiliz."And they said, “We are greater in wealth and children; we will not be punished!”
Bilmeyenler (bilgisizler) de, onların söylediklerinin benzerini söylemişlerdi.So too the ignorant say the like of them.
Önce gelenler de tıpkı onlar gibi söylemişlerdi.Why does a sign not come to us?'
Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi.Thus aid those before them the like of their saying: consimilar are their hearts.
Onlardan öncekiler de onların söylediklerinin tıpkısını söylemişlerdi.Thus aid those before them the like of their saying: consimilar are their hearts.
Onlardan öncekiler de buna benzer sözler söylemişlerdi.Thus said those who were before them.
Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler.“This is what the Merciful One had promised, and what (His) Messengers had said was true.”
Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.“This is what the Merciful One had promised, and what (His) Messengers had said was true.”
Şunu da söylemişlerdir: "Biz, malca da evlatça da çoğuz.And they say: We are more (than you) in wealth and children.
Peygamberler doğru söylemişler."The Messengers have also spoke the truth".
Gruevski ve zamanın Cumhurbaşkanı Branko Zrvenkovski bir elden geçirme gerektiğini söylemişlerdi.Gruevski and then-President Branko Crvenkovski said an overhaul was needed.
İşçiler, Torre Ejecutiva'nın birkaç saniyeliğine sallandığını ve titrediğini söylemişlerdir.[1]Employees said that the Torre Ejecutiva swayed and vibrated for a few seconds.[3]
Polisler babama, benim cep telefonu çaldığımı söylemişler.Jones benachrichtigte mit seinem Mobiltelefon die Polizei.
Ekstra bir nakarat söylemişlerdir.Sie äußern sich in einem Wiederholungszwang.
Sadece piyasa kapitalizminin kompleks ve modern bir ekonomi yaratacağını söylemişlerdir.Mises y Hayek argumentaron que solo el capitalismo de mercado podía manejar una economía moderna y compleja.
Polisler babama, benim cep telefonu çaldığımı söylemişler.Flint llama a su padre para que envíe el código de bloqueo a su teléfono celular.
Orada çok sıkıntılı ve rahatsız olduklarını söylemişler.No es extraño que fueran pesadas e incómodas.
Mapuçeler onu gördüklerine şaşırmışlardır, çünkü Şilililer onu idam ettiklerini söylemişlerdir.I Mapuche rimasero sorpresi di vederlo, perché le autorità cilene avevano detto a loro di averlo giustiziato.
"Özal'a alışamadıklarını söylemişlerdi..."Non è forse vero che lo ha meritato, signor Vassalli?»
Mapuçeler onu gördüklerine şaşırmışlardır, çünkü Şilililer onu idam ettiklerini söylemişlerdir.Мапуче были удивлены, увидев его, поскольку чилийцы говорили им, что его казнили.
Burada sürüyü otlatmasını söylemişler.Здесь они начали разводить рогатый скот.
Ekstra bir nakarat söylemişlerdir.Новая Речь Посполитая
Bunun üzerine başlangıç meridyeninin kendi ülkelerinden geçtiğini söylemişlerdir.Это наиболее ярко демонстрирует то, какую страну он оставил своим наследникам.
Dilbilimciler “Allah” kelimesinin “Al-İlah”tan türediğini söylemişlerdir.قيل إنهم يستمعون ويتواجدون، قال: دعوهم يفرحوا مع الله ساعة».
Mapuçeler onu gördüklerine şaşırmışlardır, çünkü Şilililer onu idam ettiklerini söylemişlerdir.Os Mapuche foram surpreendidos ao vê-lo, porque os Chilenos tinha dito que eles tinham executado a ele.
Anne babasının trafik kazasında öldüğünü söylemişlerdir.Ele alegou que seus pais haviam morrido em um acidente de carro.
Dilbilimciler “Allah” kelimesinin “Al-İlah”tan türediğini söylemişlerdir.A chrześcijanie powiedzieli: „Mesjasz jest synem Boga”.
Başlangıçta yetkililer uçakta 295 kişi olduğunu söylemişlerdi; üç bebeği dahil etmemişlerdi.Na pokładzie samolotu znajdowało się 256 pasażerów, w tym dwoje niemowląt.
Falcılar bunu kötüye yorarak doğacak çocuğun bütün şehri yıkımına sebep olacağını söylemişler.Myśleliście, że życie, które postanowiliście zagasić, to tylko życie nędznego chłopaka.
Olaylara öncülük edenler, ülke çapında 60,000 kişinin protesto eylemlerie katıldığını söylemişlerdir.I en petition till statsministern anhöll 60 000 personer om att detta skulle beviljas.
Faydacılığı eleştirenler bu görüşün birkaç problemi olduğunu söylemişlerdir.Kritici našli mnoho problémů ohledně této teorie.
Falcılar bunu kötüye yorarak doğacak çocuğun bütün şehri yıkımına sebep olacağını söylemişler.Prezicătorii i l-au tălmăcit spunându-i ca fiul care avea să-l nască va atrage ruina cetății sale.
Anne babasının trafik kazasında öldüğünü söylemişlerdir.Harrynek azt mondják, hogy a szülei autóbalesetben haltak meg.
Yolcular korsanın şiddet kullanmadığını söylemişlerdir.A jelentések szerint a rendőrök nem alkalmaztak erőszakot.
Faydacılığı eleştirenler bu görüşün birkaç problemi olduğunu söylemişlerdir.Problemaattiset arvostelmat väittävät vain, että jokin on mahdollista.
2014 yılının Eylül ayında çift ayrıldıklarını ama hala "birbirlerini önemsediklerini" söylemişlerdir.Στις 11 Οκτωβρίου 2010 ανακοινώθηκε ότι το ζευγάρι χώρισε αλλά "ακόμα αγαπούν πολύ ο ένας τον άλλο".
Falcılar bunu kötüye yorarak doğacak çocuğun bütün şehri yıkımına sebep olacağını söylemişler.Οι μάντεις τους οποίους συμβουλεύθηκε της είπαν ότι το παιδί που θα γεννούσε θα κατέστρεφε την πόλη.
Yolcular korsanın şiddet kullanmadığını söylemişlerdir.Άλλοι είπαν, ότι οι Λαοί της Θάλασσας ήταν απλώς πειρατές.
Anne babasının trafik kazasında öldüğünü söylemişlerdir.Broderen blev ifølge familien dræbt i en trafikulykke.