Fakat şeytan, efendisine söylemeyi ona unutturdu. Böylece Yusuf birkaç yıl daha hapishanede kaldı.But Satan made him forget the mention [to] his master, and Joseph remained in prison several years.
(Sadece bunu söylemeyi denemek istedim)(I just wanted to try saying that)
Artık onu düşünmeyi ve her şeyin onun hatası olduğunu söylemeyi bırakmamızın zamanı gelmedi mi?"Isn't it time we stopped thinking about him and saying everything is his fault?"
Ancak Seydiu Southeast European Times'a verdiği demeçte gelecekte ne yapacağını söylemeyi reddetti.Speaking to Southeast European Times, however, Sejdiu declined to say what he will do in the future.
Fransiskenler kendilerini Tanrı'ya ve Bosna'ya adadıklarını söylemeyi seviyorlar.The Franciscans like to say they are devoted to God and to Bosnia.
Şarkı söylemeyi de öğretti.She also taught singing.
Barr belirli satırları söylemeyi reddetti ve sonunda setten çıktı.Barr refused to say certain lines and eventually walked off set.
Edward bir bölümde şunları söylemeyi önerdi:In one section, Edward proposed to say:
Lakatos, Budapeşte'de Roman bir ailede doğdu ve şarkı söylemeyi kendi başına öğrendi.Lakatos was born in Budapest in a Romani family and learnt to sing by herself.
Korku TV dizisi Kile ka Rahasya'da (1989) şarkı söylemeyi seven bir polis olarak çalışmıştı.He worked in the horror TV serial Kile ka Rahasya (1989) as a cop who was fond of singing.
Böyle söylemeyi bırak!Hör auf, das zu sagen!
Tom şarkı söylemeyi seviyor.Tom singt sehr gerne.
Yağmurda şarkı söylemeyi severim.Ich singe gern im Regen.
Tom'a bir şey söylemeyi unuttum.Ich habe Tom etwas zu sagen vergessen.
Tom'a bir şey söylemeyi planlamıyorum.Ich habe nicht vor, Tom irgendetwas zu erzählen.
Bu sebeple yatış zilinin çalmasının ardında şarkısını söylemeyi aklına bile getirmez.Gut, daß ich durch das Rädergerassel nicht singen höre.
Helsinki Pop & Jazz Konservatuvarı'nda şarkı söylemeyi de inceledi.Danach studierte sie am Helsingin Pop & Jazz Konservatorio.
Hiç yalan söylemeyi beceremez.Nein, nein, er hat nicht gelogen.
Brenna şarkı söylemeyi çok seviyor.Terri liebt es zu singen.
Her şeye pozitif bakar ve şarkı söylemeyi sever.Er redet ohne Unterbrechung und singt gerne.
Tom şarkı söylemeyi sever.Tom aime chanter.
Toplantının kaçta başladığını sana söylemeyi unuttum.J'ai oublié de te dire à quelle heure commençait la réunion.
Bana ne yapmam gerektiğini söylemeyin.Ne me dites pas ce que je dois faire.
Tom, Fransızca şarkı söylemeyi öğrenmek istedi.Tom voulait apprendre à chanter en français.
Hiç yalan söylemeyi beceremez.Elle est incapable de mentir.
Peygamber: “Hayır öyle söylemeyin, bu adamın aleyhinde söylenip de şeytana yardım etmeyin” buyurdu.Il dit : « Me voici. » Il dit : « Ne lance pas ta main vers l'adolescent, ne lui fais rien !
Şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seviyordu.Frankie : elle aime chanter et danser.
O şarkı söylemeyi ve dans etmeyi sever ve genellikle diğer Teletubbie'lere dikkat ettiği görülmektedir.Il semble être aussi le plus marrant et adore faire rire les autres Télétubbies.
Fakat onu sevdiğini yine de söylemeyi başarmıştır.Il souhaite lui dire qu'il l'aime encore, mais n'y arrive pas.
O,iyi şarkı söylemeyi bilmezÉl no sabe cantar bien.
Müzik dinlemeyi mi yoksa şarkılar söylemeyi mi seversiniz?¿Les gusta oír música o cantar canciones?
O, şarkı söylemeyi sever.Le gusta cantar.
O şarkı söylemeyi sever.Le gusta cantar.
Tom gitar çalmayı gerçekten seviyor, ama o şarkı söylemeyi sevmiyor.A Tom le gusta mucho tocar la guitarra, pero no le gusta cantar.
O, şarkı söylemeyi seviyor.Le encanta cantar.
Tom şarkı söylemeyi sever.A Tom le encanta cantar.
Mary dans edip şarkı söylemeyi sever.A María le encanta bailar y cantar.
Tom Mary'ye her şeyi söylemeyi planladı.Tom planeaba decírselo todo a Mary.
Şarkı söylemeyi severler.Les gusta cantar.
Söylemeyi tercih etmiyorum.Prefiero no decirlo.
Yağmurda şarkı söylemeyi severim.Me gusta cantar bajo la lluvia.
Tom'a bir şey söylemeyi unuttum.Me he olvidado de decirle una cosa a Tom.
Tom bana şarkı söylemeyi öğretti.Tom me enseñó a cantar.
O konuda daha fazla söylemeyi reddetti.Se negó a decir nada más al respecto.
Tom, Fransızca şarkı söylemeyi öğrenmek istedi.Tom quería aprender a cantar en francés.
Önceleri Arap Maluf parçalarını Fransızcaya çevirip söylemeyi denedi.Al principio, intentó traducir el malouf al francés.
Yalan söylemeyi ve söyleyenleri hiç sevmez.Odio que me mientas y que tengas razón.
Gitar çalmayı ve şarkı söylemeyi öğrendi.Toca la guitarra y canta.
Şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seviyordu.Le gusta cantar y bailar.
Hiç yalan söylemeyi beceremez.No se puede mentir nunca.
Nick hemen söylemeyince Nick'in babasını öldürür.Si Michael no los lleva hasta el dinero, matarán a Nika.
Sen bana yalanlar söylemeyi sürdürmemeliydin.Non avresti dovuto continuare a dirmi bugie.
Şarkı söylemeyi bırak.Smetti di cantare.
Ona yalan söylemeyi sevmiyorum.Non mi piace mentirgli.
Ona yalan söylemeyi sürdüremedim.Non potevo continuare a mentirgli.
Tom konserin ne zaman başladığını bana söylemeyi unuttu.Tom si è dimenticato di dirmi a che ora inizia il concerto.
Ne zaman onu Tom'a söylemeyi planlıyordun?Quando pensavi di dirlo a Tom?
Tom, Fransızca şarkı söylemeyi öğrenmek istedi.Tom voleva imparare a cantare in francese.
Şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seviyordu.Ama cantare e ballare.
Gitar çalmayı ve şarkı söylemeyi öğrendi.Suona la chitarra e canta.