Sadece birine söylemem gerekiyordu.I just needed to tell someone.
Ben sadece burada olmaktan ne kadar zevk aldığımı hepinize söylemek istiyorum.I just want to tell all of you how much I enjoyed being here.
Sadece üzgün olduğumu söylemek istedim.I just wanted to say I'm sorry.
Sadece ne kadar memnun olduğumu sana söylemek istedim.I just wanted to tell you how pleased I am.
Ben sadece sana üzgün olduğumu söylemek istedim.I just wanted to tell you I'm sorry.
Ben sadece sana bir şey söylemek istedim.I just wanted to tell you something.
Sadece onu sana söylemek istedim.I just wanted to tell you that.
Sadece bir şey söylemeden eve gittim.I just went home without saying anything.
Tom'a çok hızlı konuştuğunu söylemeye devam ediyorum.I keep telling Tom he talks too fast.
Tom'a odasını temizlemesini söylemeye devam ediyorum.I keep telling Tom to clean his room.
Tom'a sakin kalmasını söylemeyi sürdürdüm.I kept telling Tom to calm down.
Tom'un ne söylemek istediğini biliyordum.I knew what Tom meant to say.
Bana bir şey söylemek istediğini biliyordum.I knew you wanted to tell me something.
Muhtemelen onu yeterince sık söylemediğimi biliyorum, ama seni seviyorum.I know I probably don't say it often enough, but I love you.
Tom'un sana bizzat söylemeyeceğini biliyorum.I know Tom wouldn't tell you himself.
Bana ne söylemeye çalıştığını biliyorum.I know what you're trying to tell me.
Neden gerçeği söylemediğini biliyorum.I know why you didn't tell the truth.
Söylemek üzere olduğum şeyi duymak istemediğini biliyorum.I know you don't want to hear what I'm about to say.
Söylemek istediğin bir şeyin olduğunu biliyorum.I know you have something you want to say.
Yalan söylemediğini biliyorum.I know you're not lying.
Mary'ye söylememesi için Tom'a söz verdirdim.I made Tom promise not to tell Mary.
Onun bana yalan söyleme nedenini asla bilmeyeceğim.I will never know the reason why he lied to me.
Genetik yalan söylemez.Genetics doesn't lie.
Sana söylemek istedim.I meant to tell you.
Onu Tom'a söylememiş olabilirim.I might not have told Tom that.
Biraz hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim.I must say I'm a bit disappointed.
Pohpohlanmış olduğumu söylemeliyim.I must say I'm flattered.
Oldukça etkilendiğimi söylemeliyim.I must say I'm quite impressed.
Şimdi size bir şey söylemem gerekiyor.I must say something to you now.
Bir şey söylemeliyim.I must say something.
Ben bir şey söylemeliyim.I must say something.
Tom'a söylemem gerekiyor.I must tell Tom.
Tom'a ne söylemem gerektiğini bilmem gerekiyor.I need to know what I should tell Tom.
Bana doğruyu söylemeni istiyorum.I need you to tell me the truth.
Ne zaman varacağını bana söylemeni istiyorum.I need you to tell me when you plan to arrive.
Karıma bile söylemedim.I never even told my wife.
Partinden ne kadar zevk aldığımı sana söyleme şansım yoktu.I never got the chance to tell you how much I enjoyed your party.
Sana asla yalan söylemem.I never lie to you.
Bir sanatçı olduğumu hiç söylemedim.I never said I was an artist.
Mutlu olmadığımı hiç söylemedim.I never said I wasn't happy.
Bunun basit olacağını hiç söylemedim.I never said it would be simple.
Bu işin kolay olacağını hiç söylemedim.I never said this job would be easy.
Gidemeyeceğini hiç söylemedim.I never said you couldn't go.
Sıkıcı olduğunu hiç söylemedim.I never said you were boring.
Tom'a asla şifremi söylememeliydim.I never should've told Tom my password.
Onu Tom'a hiç söylemedim.I never told Tom that.
Tom'a hiç söylemedim.I never told Tom.
Asla yalan söylediğini söylemedim.I never told you to lie.
Asla sana gitmeni söylemedim.I never told you to quit.
Tom'u doğruyu söylemeye ikna ettim.I persuaded Tom to tell the truth.
Muhtemelen bir şey söylemeliydim.I probably should have said something.
Şarkı söylememeye söz veriyorum.I promise not to sing.
Tom'a söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise not to tell Tom.
Bir şey söylemeyeceğime söz verdim.I promised I wouldn't say anything.
Bunu söylemek çok zordu.It was very hard to say that.
Tom daha fazla şey söylemek istedi ama söyleyemedi.Tom wanted to say more, but he couldn't.
Tom'un söylemek istediği bu.That's what Tom meant.
Tom onun hakkında bir şey söylemedi mi?Didn't Tom say something about that?
Bana yalan söyleme, Tom.Don't lie to me, Tom.
Bana gevşememi söyleme.Don't tell me to relax.