söylüyorlar ile cümle

söylüyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Onun en iyi tenis oyuncusu olduğunu söylüyorlar.Dicen que es el mejor jugador de tenis.
Onlar Mike'ın yatakta hasta olduğunu söylüyorlar.Dicen que Mike está en la cama enfermo.
Onun çalışmaktan nefret ettiğini söylüyorlar.Dicen que odia trabajar.
Onlar, senin ilk aşkını asla unutmadığını söylüyorlar.Dicen que nunca te olvidas de tu primer amor.
İnsanlar onun hâlâ hayatta olduğunu söylüyorlar.La gente dice que él sigue vivo.
Bu eski evde hayaletlerin olduğunu söylüyorlar.Dicen que hay fantasmas en esta casa vieja.
Onlar yalan söylüyorlar.Están mintiendo.
Onun gençken bir müzisyen olduğunu söylüyorlar.Dicen que era un músico cuando era joven.
Arkadaşlarım ben sarhoşken daha iyi Fransızca konuştuğumu söylüyorlar.Mis amigos dicen que hablo mejor en francés cuando estoy borracho.
Onun iyi bir doktor olduğunu söylüyorlar.Dicen que él es un buen médico.
'Dance in the Dark'ı söylüyorlar; fakat dans ediyorlar ve özgürler, dışa vuruyorlar.Ellos están cantando «Dance in the Dark» pero están bailando y son libres, lo están dejando escapar.
İnsanlar para ve adaklarını ona veriyor, onun için canlarını vereceklerini söylüyorlardı.Ellos se alegraron y acordaron darle dinero.
Haka dansı yapan sporcular ısınıp eğlendiklerini ve maça çok iyi motive olduklarını söylüyorlar.No importa qué tipo de imbéciles hay en el programa, tiene que hacerlos divertidos y emocionantes.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Los dos parecen tener algunas dificultades en su relación, pero en el fondo confían mucho el uno en el otro.
Onlar Amerika'da herhangi birinin başkan olabileceğini söylüyorlar fakat belki gerçekten doğru değildir.Dicono che in America chiunque possa diventare presidente, ma in realtà non è proprio vero.
Venedik'in güzel bir şehir olduğunu söylüyorlar.Dicono che Venezia sia una bella città.
Herkes onunla gurur duyuyordu, hep söylüyorlardı, Aliyar gibi yiğidi olan ona düşman tarafından basılmaz.Ma tu, amico di verità, fai attenzione, ché essa mai s'accompagnò a braccetto d'un assolutista.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Ma i futuri sposi sembrano tutt'altro che felici, anche se tentano di nasconderlo l'uno all'altro.
Kızlar kıpır kıpır, dans ediyorlar ve zıplıyorlar, gülüyorlar ve şarkı söylüyorlar.Девчушки-непоседы танцуют и прыгают, смеются и поют.
Ayrıca Gafarlılar, kendilerinin Torun Avşarı olduğunu söylüyorlar.По мнению своих же соратников, настоящий ублюдок.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Молодые люди проникаются взаимной симпатией, но, узнав друг друга, они весьма огорчены.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.ليس من المعروف ما إذا كان هناك رابط مُعيَّن بين أفراد كل جماعة، لكنهم يكونون مسالمين إلى حد ما مع بعضهم البعض.
'Dance in the Dark'ı söylüyorlar; fakat dans ediyorlar ve özgürler, dışa vuruyorlar.Estão cantando 'Dance in the Dark', mas estão dançando e estão livres, soltando-se.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Um casal alegra a sua relação, fazendo de conta que se pretendem conquistar um ao outro.
Onlar yalan söylüyorlar.Elas estão mentindo.
Onlar yalan söylüyorlar.Eles estão mentindo.
Onlar onun çok zengin olduğunu söylüyorlar.Het wordt gezegd dat hij heel rijk is.
Onlar bu meyvenin senin sağlığın için iyi olduğunu söylüyorlar.Mówią że ten owoc jest dobry dla twojego zdrowia.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Bevarade brev visar att de två är helt förtroliga med varandra.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Головні герої — молода пара, і у них різні думки про взаємини.
'Dance in the Dark'ı söylüyorlar; fakat dans ediyorlar ve özgürler, dışa vuruyorlar.Ei cântă „Dance in the Dark”, dar dansează și se simt liberi, se eliberează.
Bana ne yaptığımın farkında olmadığımı söylüyorlar.Eu am avut mereu impresia că nu-și dau seama ce fac.
Onlar bizim bu günlerden birinde bir deprem yaşayacağımızı söylüyorlar.Se spune că într-una din aceste zile va avea loc un cutremur.
Bunlar İslam adına böyle bir şeyi yaptıklarını söylüyorlar.Ez az iszlám szerint a Közel-Keleten történik meg.
Bana ne yaptığımın farkında olmadığımı söylüyorlar.Nem hiszem, hogy felfogtam, mit is csináltam.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Sweets sanoi, että vaikka he ovat erittäin läheisiä toisilleen, hän havaitsee jännitteen parin välillä.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Οι δύο σύζυγοι (Λαλάκης και Πόπη) αναγνωρίζουν ο ένας τον άλλο αλλά προσποιούνται ότι δεν γνωρίζονται.
Tokyo'nun çok güvenli olduğunu söylüyorlar.Λένε ότι το Τόκιο είναι πολύ ασφαλές.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Ægteskabet blev en succes, og begge parter ser ud til at have holdt af hinanden.
İnsanlar para ve adaklarını ona veriyor, onun için canlarını vereceklerini söylüyorlardı.De blev glade og aftalte at give ham penge for det.
Görgü tanıkları denize dökülen bahriyelilere Rusların merhamet etmediğini söylüyorlardı.Og der blev holdt skarpt øje med de russiske servitricer, der serverede for søfolkene.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Bevarte brev viser at de to er helt fortrolige med hverandre.
Ayrıca Gafarlılar, kendilerinin Torun Avşarı olduğunu söylüyorlar.Vigsleren skal deretter forklare at de er ektemaker.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Pasangan itu hidup dengan mesra, saling mengasihi satu sama lain.
Ayrıca Gafarlılar, kendilerinin Torun Avşarı olduğunu söylüyorlar.Ia juga mengatakan bahwa para pelaku teror adalah pengecut.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Dù cả hai đã khá thân nhưng vẫn còn ngại ngùng với nhau.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.ジュリエッタの(自称)恋人たちは、お互いに張り合っているものの、仲は良い。
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.和小鳥遊梢關係特別好,有互相傳簡訊。
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.이 즈음 두 부부의 관계는 최악이었고, 진심으로 서로를 미워하고 있었다.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.הם לא מין חברתי אבל מדי פעם ישנם זוגות שקוראים אחד לשני בקולות גבוהים.
Ayrıca Gafarlılar, kendilerinin Torun Avşarı olduğunu söylüyorlar.במקום להודות הם טוענים שהאשכנזים הם גזענים.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Бракът им е щастлив и въпреки дългите периоди на раздяла, двамата изглежда са верни един на друг.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Cerkvi se sicer zbližujeta, vendar še vedno medsebojno ne priznavata zakramentov.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Tarmės tarpusavyje turi ryškių skirtumų, nors mijakiečiai gali suprasti vieni kitus.
Kûfe'ye gelip halife olduğunu ilan ederse Hüseyin'i destekleyeceklerini söylüyorlardı.Kufiečiai žadėjo, kad, Huseinui atvykus vadovauti, jie pripažins jį kalifu.
Jesse: Mutlu çiftler tanıyorum ama eminim ki birbirlerine yalan söylüyorlar.Õnnelikud inimesed kipuvad olema omavahel seotud.
Ayrıca Gafarlılar, kendilerinin Torun Avşarı olduğunu söylüyorlar.Enda sõnul leidsid vargad ka kokaiini.
1970 den beri bunu söylüyorlar.그들은 1970년대부터 계속 주장해왔죠.
1970 den beri bunu söylüyorlar.Au tot spus asta din anii 1970.
1970 den beri bunu söylüyorlar.De har sagt detta sedan 70-talet.

İlgili Sayfalar